Medya İletişim
Yalçın KARAOĞLU
yalcinkaraoglu01@hotmail.com
Facebookta Paylaş Makale Listesi
Nohuuutçu Ahmet Toraman Ağabey 50 sene nohut sattı...28 Temmuz 2021 Çarşamba

Kimyonlu nohutu yel gibi yürürken satardı neredeyse.

Ahmet abim 61 yaşında.

Zühal ve Şükran Sineması'nda, Şan, Yeni, Nur ve Belediye Sineması'nda; Saimbeyli, Irmak ve Andıl Caddesi'nde, Aşağı, Yukarı Çarşı, Kadirli Caddesi' nde ve hemen her sokağı yıllarca erimeden arşınladı.

O müthiş ince ve hüzünlü sesiyle Nohuut! diye bağırdığında çook korkanlar olmuştur.

Çok ciddi idi biz de korkardık. Sinemacı Gazel Hasan'dan, Hademe Necati amcadan, Urfalı Şişman Eskici'den ve Sinemacı İSMAİL Sağlam'dan korktuğumuz gibi. Çekirdekçi Bayram Ali'den hiç kokmazdık. "satmazdım ama ne yazık ki paraya ihtiyaç var" sesleri hala kulağımda. Tortululu Çekirdekçi Bahri Amca ve Kadir Ağabey çok şakacı ve çok sıcakkanlı esnaflardı.

Ayrancı İSMAİL Ağabey çok iyi bir esnaftı. Mavi ceresi duruyor mu ola? Hidayet Amca biraz daha yaşlıydı çok da ciddi.

İzmirli Süleyman Amca'nın hem üçgen börekleri hem yuvarlak tatlıları damağımda saklı.

Yine İzmirli Şakir Amca'nın yağlı börekleri.

Öcal Ağabey'in lahmacunları,

Andıl Caddesi girişindeki Bakkal Hasan Dönmez Emmi'min yavaş hareketleri,

Ramazan Akıllı Emmi'nin sucukları, Şekerci Osman Emmi'nin sucuk ve lokumları hep Şekerdendi...

Tatlıcı Ziya'nın Şam tatlılarında hazır şeker asla yoktu,

Balık Zeki'nin, Akbaş Ali'nin tostları,

Ciğerci Ali'nin hem esnaflığı hem de ciğerlerinin lezizliği,

Ciğerci Kara Mehmet'in sıkı disiplini ve güzel dalakları,

Kahveci Ali ve Paşa Dayı'nın silüetleri, mimikleri hala gözümün önünde...

Köşker Arapların, Pırtıcı Ali Siper Amca' nın ve Ayakkabı Tarmircisi Çolak Dayı'nın At Arabacı Abidinle şakadan küfürleşmeleri,

Sinemacı Ahraz abi, Taş İbik Nuri, isimlerini unuttuğum varlıklarını asla unutamayacağım o eski tablacılar, at arabacıları, şehrin içerisindeki tamirciler, bak unutuyordum Çekirdekçi Arap Mustafa Ağabeyin üzüm ve fıstık karışımları, o eski cipçiler, hamballar hala gözümün önündeler.

Düşünüyorum da şu her şeyi tüketen alemde insan ne ile övünebilir ya da nasıl varlığını sürdürebilir ki?

O zaman şaşarım geldikleri yeri unutanlara ve bin yıl yaşayacaklarını sananlara...

Varın da siz oyalanın biraz...