Halk Köşesi
Arap Aga
Facebookta Paylaş Makale Listesi
GÖRÜNEN TAHTALI KÖY! 02 Aralık 2020 Çarşamba

Ve görünen köye kılavuz gerekmezmiş derler ya! doğru söylemişler. Tahtalı köy uzakta değil ahha... hemen oracıkta. Sen haklısın ben haklıyım peki haksız olan kim birader? Herkes haklı, haksız olanı ara ki bulasın bu ülkede. Çelişkiler yumağında gariplikler ülkesi. Haksız olan haklı. Patırtılı kütürtülü kavgalarla geçti bütün zamanlarımız. Doğruyu konuştuğumuz için gittiğimiz her köyden kovulduk. Batı yakasında değişen bir şey arama. Aynı tas aynı hamam. Ne biz değiştirebildik bu patlak tekerleri, nede kavga ettiğimiz rakiplerimiz değiştirebildi bu patlak tekerleri. Arabamız kaldı yolda yol da, sakın ha! değme tabip yarama akıl sağlığımızın şartelleri bozuk. Durduğumuz yerde fırıldak gibi döneriz de. Ayıkıp bir kıdımcık ileri adım atmaya mecalimiz var mı ki? Bu anlamsız geri kafayla daha çokkk.. akıntıya boşa kürek sallarız. Niye? Akıl sağlığımıza önem vermiyoruz ki. Genetiği ile oynanmış gıdalarla abur cubur beslenirsek sağlık sorunları yaşar, ilaç kolik oluruz tabii ki. Bela ensemizden tutar, kafamızı oynatma noktasına getirir. Sırf bu yüzden vücut sağlığımız bozuldu ya! Buyur buradan yak! durup dururken durduk yerde bir corona (covid19) illeti dadandı ocağımıza, kurtar yakayı kurtarabilirsen. Arabamızın dört tekerleği de o biçim mayhoşi nereye gideceğiz ki? Görünen köyü görüyoruz görmesine de, görünen köyü gördüğümüz hâlde, görünen köyü göremiyoruz. Allah! Allah! bu ne şaşkınlık yahu? Göz göre göre yaşadığımız olumsuzluklar yüzünden gözle görülür bir biçimde illet hastalıklar zinciri tipsiz tipsiz sırıtarak poz veriyor ensemizde. Adeta üstümüze üstümüze yükleniyor çaresizlik. Kör olası corona (kovid 19) kıranı herkesi kırıp geçirecek gibi. Sadece tanklarla toplarla cephelerde savaşılır sanıyoruz, Ya biyolojik virüslü savaşlar ya psikolojik savaşlar? Yada vücudumuzun bağışıklık mekanizmalarını manyetik frekans dalgalarla çökerten dijital savaşlar? Gizli düşman baz istasyonları? Bu savaşları göz ardı ediyoruz her halde? Hastalıkların yaygın olmasının ana kaynaklarının başında sağlıklı beslenmeyişimizin dışında bu yukarda saydığım, savaş araç gereçleri de hastalıklara neden olan en etken faktörlerdir. Hastalıklı bir topluma dönüştük. Uyarılarımız dikkate alınıp, eğer ki bugünlerin getireceği felaketleri dünden görebilseydik, dünden itibaren bütün hazırlıklarımızı yapar, ona göre saldırılara karşı hazırlıklı olur önlemlerimizi alırdık, hiç olmazsa kafamız rahat ederdi. Ve de çaresiz tavuklar gibi ev kümesine mahkûm olmazdık. Bilime önem veren gelişmiş toplumlar, akıl yolu ile geliştirdikleri yararlı bilimi kendi sağlıkları için kullanırlar. Diğer yönden geliştirdikleri zararlı bilimi gelişim sürecini tamamlamamış gerek ekonomi gerek siyasi ve gerek bilim teknoloji yönünden dışa bağımlı, bilimde teknikte geri kalmış yetersiz toplumlara enjekte ederler. Bunun adına niyeti bozuk zararlı bilim deyin artık. Çünkü zihniyeti bozukların niyetleri tehlikeli. Peki ülke olarak biz bu zararlı bilimin karşısında alternatif yararlı bilim üretebildik mi? Hayır! üretemedik. Çünkü bilim üretme gibi bir lüksümüz olmadı, kapasitemiz belli çünkü. Gerek görmedik. Çünkü aklı başında bir yönetici ekibi seçemedik seçemiyoruz, nerede şahsi çıkarına düşkün gayri meşru bir suç makinesine dönüşmüş ekip varsa o serseri ekibi yöneticiliğe layık gördük görüyoruz. Arkasından veryansın feryat figan ağlayıp şikayetleşmeye, “Nerden oy verdimde başımıza bela ettik bu zibidileri. Ellerim kırılsaydı da oy vermeseydim” Ağlasan, sızlansan ne yazar hemşerim? Çünkü sen istedin böyle olmasını. O serserileri sen ben biz baş tacı ettik çünkü. Bilimin önerilerini dikkate alsaydık bilmeyi öğrenmeyi merak ederdik. Yok, olmaz merak çok tehlikeli Allaha şirk koşmuş gibi oluruz çünkü. Günahlardan ürküntü duyduk çünkü uhrevi bir yaşantı biçimi yaşantımızın özü olmuş çünkü. Ve çünkü muhterem hoca efendilerimiz böyle buyurmuşlar. Bilim mi dediniz? o düzen gomonist işi haaşaa.... Ne mantık dimi ama? Gelişmiş batılı ülkelerin derin yapılanması, derin laboratuarlarda ürettikleri corona (covid19) virüsle dünyayı yeniden dizayn edip, biçim verecekler gibi. Projeleri tüyler ürpertici. Dünya nüfusunu 8 milyardan 500 milyona düşürme projesi desem biraz değil tam gerçekçi olurum. Yaşadığımız dünya alemin de güçlü olmazsak nüfus kıranı bizim payımıza da düşer. Haberiniz olsun, uyanık olun. Ve ne yazık ki çaresizlikten, ağırlaştırılmış müebbet hapis gibi yaşantımızdaki kuşkularımız. Kafatasımızın içi sallantıda, psikolojik savaş alanı gibi dumura uğramış durumda. Herkes can derdinde, biyolojik bir saldırının hedefinde hiç bir şansımız yok gibi. Önce yaşlılardan başladılar sonrası malum bebelerimize gençlerimize sıra gelecek. Elimiz kolumuz bağlı kala kaldık orta yerde. Şaşkınız! Sığınacak sığınağımız var mı acaba? Bu corona (covid19) salgını karışısın da, nerede duracağız? Ne gibi önlemler alacağız? Kararsızız. Ellerimizi sık sık yıkamakla, kalabalık ortamlardan uzak durmakla, evde saklanmakla, hijyenik bir ortam oluşturmakla corona virüs (covid19) salgınından koruna bilecekmiyiz? Ne mümkün? Soru işaretleri ile tam bir bilinmezlik içerisindeyiz. Kara kara karanlık bulutlar çökmüş umutlarımıza, meçhul bir bilinmezliğe gider gibi gidiyoruz ama nereye? Meçhule giden kara tren gibiyiz. Ne gecemiz belli, nede gündüzümüz belli. Hey yolcu, yolculuk nereye? Vallahi sende bilmiyorsun, bende bilmiyorum nereye gittiğimizi.