Halk Köşesi
Arap Aga
Facebookta Paylaş Makale Listesi
GÖRÜNEN TAHTALI KÖY 209 Aralık 2020 Çarşamba

Geçen haftanın devamı

Herkes kafasını kuma gömmüş, başı açıkta yallelliii... yavrum yallelli...! Bir atımlık barut bitirir işimizi. Biyolojik saldırı karşısında ne gibi bir önlem alacağız? Bil-mi-yor-uz...! Çok bilmişlerimiz varken hiç bir şeyi bilemiyoruz. Neyi biliyoruz ki? Neyi anlatacağız? Çünkü birçok konuda bilgi birikimsiz bilgi yoksunuyuz. Bilmiyoruz. İçi doldurulmamış, bomboş gereksiz çene lakırdısı ile sonsuz bir boşlukta yüzüyor gibiyiz. Dünü nasıl yaşadı isek bugünleride öyle yaşıyoruz. Gene de canımız sağ olsun, bu günlerde geçer, inşallah, yalellisi! Değişmedik, değişemedik, akılsız huyumuzu bir türlü değiştiremedik. İnadımız yerin dibine batsın, değişmek için sağlığımız için sağlıklı bilimsel çalışmalarımız hiç olmadı. Yahu Allah'ın işine karışmak gibi olur mu? Allah her şeyi bilendir, görendir, duyandır ya! Gel gelelim girdabına düştüğümüz şu sıkıntılı günlerimizde çare olduğu falanda yok. Bize öfkelimi neci? Günahlarımız mı çok anlamadım gitti. Sesi soluğu çıktığı falanda yok. Kayıp! Görev verdiği din adamları da çaresiz. Bir şey bildikleri yok. Takdiri ilahi n'olcek? Allah'ın verdiği akıl işte. Ne gelir ki elden? Büyük bir hızla ilerleyen çağın hızına ayak uyduramadık gitti. Kat be kat çağımızın gerisine düştük. Saçma sapan aslı yok köyde hurafelerle zaman geçiriyoruz. Şeytan Allahın en sevgili kulu ya! her neyse. Kan donduran felaket bulutlarına karşı yedi dağın efesi gibi efeleniyoruz, ama boşuna! Dağlarımız kan çiçekleri ile süslü. Uğultulu karlı buzlu fırtına doğaya kök söktürüyor. Puslu havalarda yaban kurt ulumaları korkunç. Kan emici asalak türü sülükler, sadaka ömrü uzatır diye diye iliğimize kadar sömürüp, ömrümüzü çürütür. Allah rızası için razı olduk ahmaklığa. Akılsız huyumuzu değiştirmek gibi bir niyetimiz olmadığına göre gelen ağam giden paşam. Köhnemiş bir kafa yapısı ile deli divane gibiyiz, işe yaramaz boş teneke tangırtısı gibi gevezeliğimiz. Hiç merak edip, ileriye dönük sağlıklı geleceğimiz için her hangi bir sağlıklı bilimsel çalışmalarımız oldu mu? Bir dizi yatırımlar doğrultusunda toplumun geleceğini düşünerek, ne gibi bilimsel çalışmalar yaptık? Huzurlu, rahat, refah seviyesi yüksek mutlu bir yaşantıya doğru yelken açtık mı? Böyle bir savaşımda yerimizi aldık mı? Yerimiz bu savaşımın neresinde? Açlık mı? Yokluk mu? Yoksulluk mu? Yok olup göçmek mi başka başka diyarlara? Veya varlık içinde bolluk mu? Mutluluk mu? Huzur mu? Var olabilmek mi? Tercihimiz hangi yöne doğru yönelir? İlerlemek için birazcık gayretimiz oldu mu? Ya da bu bizim kaderimiz deyip, kaderimize razı mı olduk? Evet dostlar kötü kadere teslim olursak kaderimize razı olmuş oluruz demektir. Safsatalara kanıp şükür etmeyeceğiz. Hak neyse hukuk odur. Birde şöyle bir yorum yapalım. Evet liderlerin ağzından dışarı sarkan uzamış beş karış dillerini münasip bir yerimize daha mı münasip gördük? Daha açıkçası her an içine düşebilme riskimiz olan, önümüzdeki derin çukurları görebildik mi? Çukurlara düşmemek için bir çare üretebildik mi? Hiiiççç... demekten başka neyi biliyoruz ki? Cahal kafamızla biz neyi bile biliriz ki? Neyi başardık da? Neyi bileceğiz? Zirvedeki zırvalar bilir ancak. Maalesef, önümüzdeki çukurları görmemek için iki gözümüzü birden kapattık. Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın zihniyetimiz toplumsal düşünmeyip, bireysel düşünürse ve bozuk ve benci olursa, o çukurlar batağına düşüp çırpınmak işten bile değil. Asla o çukurların batağından kurtulamayız. Çırpındıkça batarız. Bilim ve teknoloji gibi üretim işlerine kafamız basmadı basmaz. Hep el oğlunun ürettikleri ile yetindik, tükettiğimizin karşılığı olan üretim gibi bir becerimiz olmayınca, aheste aheste gittikçe tükenme noktasına doğru yürüyoruz. Kötü gidişatımızın farkında dahi değiliz. Aklımızı başımıza alsak ta hiç bir işe yaramaz artık. Kolumuzu kapatırdık, gövdemiz tamamen tutsak alınmış durumda. İnancımız olsun Aladağ'ın karlı tepelerinden seriniz. Bir yerlerde bir halt yedik yemesine. Korkarım bu gidişle corona (kovid19) virus salgını hepimizi dolduracak mezar çukurlarına. Çünkü bu berbat günlerin geleceğini hiç hesap edemedik. Yani liderlerin ülkeye verdikleri zararlar hariç, ülkeye zerre kadar yararları olmayan kuru laf kalabalığından başka bir çare üretmeyen liderler otoritesinden bir efsane uydurduk. O uyduruk efsane liderlerden teselli ikramiyesi umduk. Geçmişimizden geleceğimize dek, liderlerle gururlandık, gurur duyduk. Onur abidesi gibi ruhumuza işledik. Aklımızı yemek pahasına olsa da, bu tip liderlerden ucuz kahramanlar ürettik. Uzun uzun uzaklara bakarak herkes şapkasını önüne koyup iyi düşünsün bakalım. Biz nerelerde ne gibi yanlışlar yaptık? Ne yazık ki her yerde yanlış yaptık. Yanlış yapmadığımız günlerimiz kalmadı. Hadi bakalım; Şimdi bu kahraman liderlerimize iş düştü, birbirleri ile çene yarıştıracaklarına bir çare üretsinler de bu çaresiz halkı bu çaresizlik illetinden akıl becerileriyle kurtarsınlar da görelim bakalım. Bir becerileri var mı? Yok mu? Hep beraber görelim. Şişirilmiş balon oldukları gerçekte. Gerçek olmadıkları besbelli. Yalan bombalarını kakalayıp, vatandaşın sırtından kazandıkları akıl almaz derecede sınırsız servetlerini çocuklarına miras olarak bıraktılar ya bizlerin sevincine değme gitsin <Zira vatandaştan topladıkları vergileri miras olarak çocuklarına bıraktılar da.> Basın günlerce çocuklarının miras kavgalarını manşetlere taşımadı mı? Taşıdı. Vatandaşa bir lokmacık hurmayı mirası olarak bıraktılar mı? Sanırım bugüne kadar avucumuzu yaladık bugünden sonrada avucumuzu yalarız. Nah bırakırlar! zırnık koklatırlar mı acaba? Anıt mezarlarını miras olarak bıraktılar ya! Yetmez mi? Daha ne isterük. Gidelim anıt mezarlarını ziyaret edelim, göz yaşlarımızla sulayıp çiçeklerle süsleyelim, vallahi bu liderlerimiz anıtlarında da ninni söyler gibi avutup teselli ederler bizleri. İki kahramanlık nutukları yeterde artar bile.

 

Aklınızın köşesinden bile geçmesin koklatmazlar. Çocukları da birbirleri ile miras kavgasına tutuşur, miras yüzünden birbirlerini yer, mahkeme duvarlarını aşındırırlar. Yahu ne kadar salak bir özelliğin sahibizki gerçeklere kör bakacak kadar körüz. Liderlerin görünen aydınlık yüzünü görürüz de, görünmeyen karanlık yüzünü görmek dahi istemeyiz. Neden? Uyduruk bir kutsal dava uğruna. Deli diye tabir ettigimiz deliler bizden akıllı desem darılmazsınız umarım. Sen git başka iş kalmamış gibi aşı üreten gurur kaynağımız olan Hıfzı sıhha sağlık merkezlerini miadı doldu diye 2011 yılında kapat. Ondan sonra çık meydanlara ben ülkeyi kalkınırdım diye bangır bangır bağır. Sonrada BEN BU MİLLETİN ÇOBANIYIM! de. Olur bizde bu ülkenin koyun sürüsüyüz ya! allah akıl fikir yüklesin beyni olmayan akılsız kafamıza. Bir üfürükle depremleri önleyen bu tarikat şeyhleri hani nerede? Bir yağmur duası ile yağmurlar yağdıran üfürükçü hacı hoca takımı nerede? Hani bir söz vardır. <Kelin kendine özgü güçlü bir kerameti olsa, o meşhur duaları ile önce gök yüzünden yağmur yağdıracağına, gök yüzünden tonlarca saç yağdırır başka kellere fırsat vermeden o yağdırdığı saçları kendi kel kafasına yağdırırdı> Buyurun 200 gramlık çay paketlerinden demli bir çay demleyip keyifli keyfli kafa demleyin. Demli çay iyi gelir, keyf vericidir keyfinize keyf katar. Sağlıktır yudum yudum keyifle yudumla. Hadi çay keyfine daldık. Peki nereden türedi bu telaşımız? Bu korkularımız niye? Salgın hastalığa yakalanmamak için herkes köşe bucak niye saklanmakta. Hayr'ola dostum yükseklerden mi düştük? Ağzımız burnumuz şibidik şibidik salya sümük sağa sola saçılır halde. Neden? Aklımızı kullanmayıp her şeyi Allah’tan beklersek olacağı bu. Corona (covid19) illeti ile baş başa kalır, ömrümüzün sonuna kadar bu illetle korku içinde bir arada karı koca gibi yaşarız. İşte böyle, nasıl istersen öyle, keyfin bilir. Yudumla demli çayı keyfine bak. Ben uyardım, istersen git üç beş gıçı kırık şeyh bozuntularına müritlik yap, bana ne...! Bilmem, hiç dikkatinizi çektimi?. Benim dikkatimi çekti, dikkat ederseniz hastahaneler corona (covid19) illetinden öncede tıklım tıklım doluydu. Her polikinlik servisin önü ana baba günü, tıklım tıklım kalabalık olurdu. Hâlada tıklım tıklım dolu. Cehalet böyle bir şey işte! Bilimi önemsemeyip muskacı hacı hoca takımından medet umarsak, işte böyle madara olur uluslar arası ilaç tekellerinin oyuncağı oluruz, ve de soytarıları konumuna düşeriz. İstediğimiz kadar ilaç kullanalım nafile, şifa bulduğumuzu sanırken hastalık illetini iliklerimize kadar duyumsarız da haberimiz olmaz. Sürüm sürüm süründürür, cebimizdeki son meteliği alana kadar süründürürler. Eee... sonrası? Hapı yut yut ne yazar? Ancak hapı yuta yuta hapı yutarız. İçimize kurt düştü bir kere ya! önünde sonunda hastalık illeti ensemizden yakalar vücudumuzun her tarafını kaplar. ÇUKURLAR KAZILMIŞ HAZIR, KAFASIZ BEDENİMİZİN YOLUNU GÖZLÜYOR. Yallah...! şoför Yallahhh...! Umarım öteki yalan dünyada cehenemin dibine yolumuz düşmez. Müslüm babanın dediği gibi. Vay caanımm...! vayyy...! Vayy caanıımm vayyy... Görünen tahtalı köy daha şoracıkta! Vay ömrüm vayyy... Ne zalim ellerde oyuncak oldun.