Halk Köşesi
Arap Aga
Facebookta Paylaş Makale Listesi
ROTASINI ŞAŞIRAN TÜRKİYE28 Temmuz 2021 Çarşamba

Günümüz Türkiye’sinde şark dansözü gibi kıvıran siyasi bir arenada veya günümüzde olağan hâle gelmiş kıvıran bir hayatın kıvrak akışında kıvırarak bir hayat yaşıyorsak, sizce havalar nasıl geçer bizim oralarda? eee... Canım ne var bunda? Şunun şurasında yaşıyoruz ya! Kıvırmadan hayat yaşanılır mı? kıvıracaksın ki kıvıra kıvıra namın yürüsün behçet ağa! sana gelince hüdaverdi, sende takma kafana böyle takıntıları kafana göre takıl hayatını yaşa. Hoca kalabalığa sordu,meftayı nasıl bilirdiniz eyyy! cemaat-ı müslümin” homurtular arasında çatlak bir ses hiç kimsenin duymayacağı bir şekilde hafif bir ses tonu ile mırıldanır. hiç bir şeyden çakmayan uyurgezer takımı uykusundan uyanmadığı sürece, para edecek her meftayı ikimiz birlikte yürütürdük hoca efendi. İyi bilirim mevtayı! bu kötü gidişat tekrar rayına oturur mu? sanmıyorum. Vallahi bu güne kadar hep düzelir umudu ile hayallerimizi zorladık, gövdemizi koyduk ortaya mümkünatı yok! vagonlar kıran kırana birbirine girdi hoopp... Dedik diye kargaların hışmına uğradık, martılara yem olacağız. Duyan kim ki? Yüreklerin kulakları sağır. Hani söylemesi ayıp, bekleye bekleye müsait bir yerimizde çıban yarası çıktı, inancınız olsun taharatımızı yapamaz olduk. Tren rayından çıktı bir kere, ne zaman rayına oturur? Soru yağmuruna çarpıldık. Meteliğe kurşun atıyoruz. bilmem size garip geldi mi? Güneşin apaydınlık görünen yüzünde güpegündüz karanlığın soğuk gecelerine takılı kaldı hayallerimiz, ve hazan yaprakları gibi döküldü umutlarımız. Hiç aşağı inmek gibi bir niyet taşımayan, şu yukardaki çenesi düşüklerin çenesi bir kapansa akıl sağlığımız sağlığına kavuşacak. Çenelerini kapasalar vallahi maytap gösterileri arasında sevincimizden halay çekeceğiz. Çeneleri öyle güçlü ki, çeneleri kilitlense yeridir. 365 gün aralıksız makineli tüfek gibi takır takır takırdayıp asabımızı bozmaktan başka bir dertleri yok. Güçlü çenelerine bakılacak olursa bu kötü gidişat tahmini bir deyimle belki düzelir gibi hiç gözükmüyor. İşimiz tesadüflerle düzelir mi? Bence tesadüflerle düzelecek hayaline kapılmayalım. Yapılacak tek umut akılcı bir strateji belirlemek. Sonrasını düşünecek olursak, görünürde düzelecek gibi bir belirtisi de yok, çünkü ileriye dönük bütün çabalarımız boşa kürek sallamakla geçer. Geçmişten günümüze kadar işleri hiç rayında gitmeyen sonuçta vagonları alabora olmuş çözümsüz sorunları ile iç içe geçen ağır yaralı bir ülkede yaşıyoruz. Çünkü parça tesirli bomba yemiş gibi, o kadar ağır hasar almış ki, her tarafı kan revan içinde kalmış bir ülke. Böylesi hurdaya çıkmış bir ülkeyi birde cılkı çıkmış makinistlerin yönetimine teslim edersek, bir ülke düzeni nasıl rayına oturur ki? Ölüsünün helvasını dağıtmasalar bari. Ölme eşeğim yaz gelecek hesabı, kışın gıçımız buz tutunca yazın kavurucu sıcağında yüreğimizi ferahlatacak teselliyi nerede bulacağız? Ulan arkadaş curcuna deryasına düştük yüzme bilmiyoruz, canımızı kurtarmayı bıraktık, birde muhteremlerin canını ve servetini kurtarma telaşına düştük. Gırtlağımıza kadar çamura bulandık, yahu boğulacağız, cankurtaranı muhteremlerin canı kurtulsun diye çağlıyoruz. İşin garip tarafı muhteremlerin canı bizim canımızdan çok daha değerli. Sanırsın ki bulunmaz hint kumaşı cinsinden. Bana kalırsa, kurtarılmaması gereken işe yaramaz malzeme çeşitleri. Böyle bir düzene gel de şöyle oturaklı bir ağız öfkesi ile bir iki lakırdı etme. Cehennemin dibine kadar yolları var, çünkü görüntüleri aşırı derecede rahatsız edici. Tutturmuşlar kendilerine göre bir hava, ar namus tertemiz. Sözde berbat kötü gidişatı rayına oturtmaya adaylar. Bugüne kadar neredeydiler? Bugünden sonra mı düzeltecekler? Hangi özelliklerinden dolayı düzeltecekler? Hayret bir şey! Yüzsüzlüğün önde gidenleri, rotasını şaşıran beyinsiz kervan yolcularına rehberlik edermiş. Özde ayarı bozuk zat-ı muhteremler, keşke kendi kendilerine bir ayar çekseler, ama o anlayışa sahip o kafa yapısı var mı ki çenesi düşük muhteremlerde? Nasıl olsa hesap soran yok, meydanı boş buldular ya! Atlarını dıgıdık dıgıdık koşturmasını bilirler ancak. Günümüzün modası üretim kapasitesi yetersiz, kimi bazı özellikler avanta yoldan servet kazanma peşinde koşarsa, devletin malını deniz gibi görecekler ki abur cubur yemeyene keriz diyecekler. Böyle dengesiz bir düzen yürürlükte olduğu sürece acıyan derin yaramızın acısını biz garibanlar dindiremezsek yukardaki çenesi düşük muhterem siyasiler mi dindirecek yaramıza tuz basıp acıtırlar, yine dindirmezler. İnsan gibi insanca yaşamak istiyorsak yaramıza ilaç biz garibanlar olacağız. Ahmet Kaya ne güzel söylemiş.bu ne beter çizgidir bu? Bu ne çıldırtan denge? Bir yanımız bahar bahçe, yaprak döker bir yanımız” ne yazık ki bir avuç olıgarşik tayfa tutsak almış koskoca bir ülkeyi. Avantadan ters köşe ile kazanırlar sınırsız serveti. Vurgunu kolay yoldan büyük bir iştahla yürütürlerken, en üzücü tarafı nedir biliyor musunuz? Talihsiz bir gaflete yenik düşmüş ve kuru bir ekmeğe razı bizim gariban tayfalarının gönüllü fedailiğe soyunmuş olmaları. Oligarşik haram saltanatına kalkan olan ucuz kahramanlar. Ne yazık ki yoksul gariban yoksul garibanın düşmanı. yaşayan hiç bir canlıya değer vermeyen kapitalist kafa yapısı böyle bozuk bir zihniyet işte biz değerimizin değerini bilmediğimiz sürece kapitalist kafa yapısı bizim değerimizin değerinden hiç anlamaz. Vatan kavramı sermaye için bir araçtır, millet kavramı sermaye için bir araçtır, bayrak kavramı sermaye için bir araçtır, bizim gibi uyurgezer ahmaklar sermaye için bir araçtır. Var mı sermaye gücünün bu araçlardan öteye gidecek bir yolu? Sermayenin dini imanı Allah’ı para. Hiç cephelerde şehit düşen sermaye çocuğu duydunuz mu? Zat-ı muhteremler ülke yönetmesini başaramıyoruz demiyorlar da yönetici olduklarını unutmuşlar ülkeyi yönetmeye adaylar. Ah keşke ülke yönetiminden bir çekilseler, ülke yönetimi otomatikman ayara geçer tıkır tıkır yönetime odaklanır. Üstelik ülke sağlıklı bir ayarla yönetilir. başı boş kötü gidişata bir çare bulamazsak, artık sıkıntıların getireceği kahır yükünü biz sırtımıza yüklenmek zorunda kalacağız. Ulan Corc Hansa özenen murto! Faydası olmayan kilise papazının bilmem neresine… Tükürsen suratlarına kâr yağdı deyip işi ticarete dökerler. Sen hâlâ Akçadağ’da uzun hava söylüyorsun. Kötü gidişat teh! Diyecek doğru bir hizada yürümüyor ki kötü yola düşmüş ninno ninno nınnoşlara benzedik. Canım herkes hayatından hoşnut, sana ya da bana mı düştü kaygısı? Acırsam bilmem ne olayım. Oglim Hasso keyfine bak, altta kalanın canı çıksın. Bana ne! anam mı doğurdu sanki, bırak anası beslesin doğurduğu çocuğunu. Babamın oğlu gelse gözünün içine bakar gözünün yaşına dahi acımam. Herkes nerede nasıl yaşamak istiyorsa layık olduğu yerde yaşasın. Altta mı kalır yaşar, üstemi çıkar yaşar, nasıl yaşarsa yaşasın beni enterese etmez cümbüşü böyle rast gele gümbür gümbür gümbürtüye giderse, yaşanılan tesadüfen, inişli çıkışlı bir hayat yolculuğunda nereye kadar? Dananın kuyruğu kopunca, anlarız nasılda kurbağa gibi kaynar kazana düştüğümüzü. Alışa alışa alıştığımızı anlarız haksızlığa karşı boyun büktüğümüzü. Anlarız da, ısrarla anlamak istemeyişimiz oynanan ayak oyunlarından anlamaz. Peki sebebi ne? Allah yürütenlerden razı olsun. Aleyhimize gelişen gelişmeleri, birilerinin ne dümenler çevirdiğini ve ne zahmetlerle zorluklar altında ezildiğimizi mutlaka anlarız da. Boş vermişliğimiz anlama kapasitemizi sıfırın altına düşürdü. Elimizden ne gelir ki? çaresizliğine gönül verdik bir kere, kara sevdalıyız zavallı ele güne muhtaç bir ömür yaşamaya. Kaptırdık başımızı, kaptırdık elimizi, kaptırdık kolumuzu, bir türlü kurtaramadık namussuz sefaletten gövdemizi. Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın. yani bilmek istemiyoruz, yani duymak istemiyoruz, yani görmek istemiyoruz. Yani yanlışlar batağında çırpındıkça zehirlenmek hoşumuza gidiyor.