Halk Köşesi
Arap Aga
Facebookta Paylaş Makale Listesi
EĞİTİMSİZLİK SARMALINDA YIKILAN HAYALLER! 207 Eylül 2021 Salı

Yaşantımızdaki hesap kültürü, kahvedeki hesap kültürü seviyesindedir. En ufak yanlış bir hesaplama yaşantımıza yansır ki, felaketimize neden olabilir. Her ne kadar kahve kültürümüz, özel yaşantı kültürümüzle benzer özellikler taşısa da Sonuçta eğlence kültürümüz sağlıklı olursa sağlığımıza ilaç gibidir. Ya kahve kültürümüzü kumar oyunlarına dönüştürürsek? İşte o zaman yanlış hesaplamalarımız ocağımıza ateşin düşmesine neden olabilir? Sonuçta, eğlence kültürümüzde, sahip olduğumuz sayı sıfırlanırsa, cebimizdeki 10 liranın, 5 lirası kahvecinin cebine girer. Sahip olduğumuz sayı hesabını korursak ayakta kalma şansımız vardır. Koruyamazsak, o gün için ağalık bizim üstümüze kalır. Çay parasını ödemek zorunda kalırız. Yani hesap kitap işi. Dost acı konuşur, kahve kültüründe eğlenceyi dışlayıp kumar oyunlarına yönelirsek, hayat kumarı bizi öyle bir kötü harcarki ömrü billah iki yakamız bir araya gelmez. Hesabını ona göre yap rezil rüsva olma can dostum. İyi bir kamuflaj oluşturarak içimize sızan ajan provokatörler müthiş hesapçıdır. Son derece matematiksel hesaplarla, beyinlerin zil zurna yıkandığı cahilleştirilmiş toplumları öyle bir çözer ki lime lime doğrar. Çözeltilerini isim isim mezar taşlarında okuruz. Ya da ceset tarlasında leşimizin kokusu burun direğimizi kırar. Yani yaşam kültürümüzde matematiksel doğruları iyi hesap edemezsek, olacak felaketlere boyun eğmek zorunda kalırız. Yanlış hesap Bağdat'tan döner hesabı, hiç bir zaman sağlıklı yaşam kalitesine ulaşamayız. Sırf bu yüzden iyi bir hesap uzmanı olacağız ki, Bağdat kapılarında acı felâketler belimizi kırmasın. Aklımızı başımızdan götürmesin. Çözecegimiz yanlış her matematiksel hesap önce yakamızı toplar, sonra bir güzel çarpım tablosuna dönüştürür, öyle fena duvara çarpar ki, iki kere ikinin beş ettiğini sanırız. İki büklüm olur cin çarpmışa döneriz. Tabi eksile eksile eksiye düşer, aramızda kimler eksilmiş eksilenlerimizin sayısını dahi sayamayız. Nedenine gelince, mutlaka özellikle bilinmesi gereken mesleki eğitime dayalı uygulamalı bilim dallarını sırf milli ve inanç anlayışımıza ters düşer korkusu ile, bilimsel eğitim sistemini eğitim dünyamıza uygun bulmadık. Aksine ezbercilik anlayışına dayalı, bol cahil üreten eğitim sistemini eğitim dünyamıza uygun bulduk. Sahi matematiksel hesabı doğru hesap edebildik mi? Buyurun sonuçlar gözler önünde, hep birlikte tanık oluyoruz. Öğrenci üniversiteyi bitirmiş, okuduğu ders kitapları haricinde, doğru dürüst sağlıklı kültürel anlamda bilimsel bir bilgiye sahip değildir. Biliyordum ama unuttum anlayışı, diplomasına egemen olmuş adeta. Ülkemizde ve yaşadığımız dünyada gelişen gelişmelerden habersiz, kendi iç dünyasına kapanmış o içine kapanık dünyada yaşıyor sanki. Şanslıdır, iş bulmuş hayallerine kavuşmuştur. Şanssızdır, iş bulamayınca hayalleri yıkılmıştır. Şaşkındır, yampal yumpal gezinir durur, nereye gideceği, nerede duracağı belirsiz. İş bulanın önü açık, iş bulamayanın önü kapalı. Her ikisinin hayelleri aslında aynıdır. Aynı kulvarda at koştururlar. Müthiş zenginlik hayalleri ile yoğrulmuşlardır. Biri fırsatı çabuk ele geçirerek hayallerine kavuşmuştur, bir diğeri fırsatı bir yakalarsa amaç hasıl olmuştur. Evet her iki kafadar zengin olacak olmasına da, ama nasıl bir taktiksel yöntemle hayallerine kavuşacaklardır? Hedefe kolay yoldan ulaşmanın bir çok yolu vardır o da derin sırlarda saklıdır. Yani gayrı meşru kazanılan her kazanç gayri meşru yoldan meşru bir zeminde resmiyet kazanır. Al sana meşru kazanç. Yani sırlarla örtülü bir ortamda al gülüm ver gülüm ticareti. Hadi buyurun bu kafa yapısı ile yetişen bir öğrenci, ülkesine ne kazandırabilir? İçinde yaşadığı topluma ne verebilir? Her şey apaçık orta yerde iken, kimin eli kimin cebinde belirsiz. Evet ülkeyi çıkmazlara soktukları gibi, vatandaşlarıda çırılçıplak bırakana kadar soyarlar. Ondan sonra çıkarlar ortaya, dürüstlük edebiyatı yaparlar. Sorsan müthiş vatan millet bayrak din sevdalıları, iş icraata geldimi? Vatana millete günahlarını dahi bağışlamazlar. Gerçekten üzüntü verici ibretlik bir felaket. Geçmişten günümüze değin, bozuk eğitim sistemi gençlerin yarınlara bakış ufkunu, bu günlerin karanlık günlerine taşıdı. Gereksiz çağdışı fikirlerlerle yoğurarak dar alana sıkıştırıp, karanlık dehlizlere mahkûm etti. Ve bu mantıksız eğitim anlayışı gençliğin geleceğine darbe indirdi. Ve aynı zamanda bol bol vatan haini eğitti. Yalan mıyım? Buyurun öyleyse, bir bakıyoruz yanlış fikirlerle beslenenlerin bir çoğu Avrupa ve Amerika'ya kaçtı. Ülkedeki hainlerin haddi hesabı yok. Meğer bozuk fikir anlayışımızı eğitim sistemine uyarlamışız. Neden? Ve neden? Ve neden? Sanki bu ülkede yaşamıyoruz da, başka bir batılı ülkede yaşıyoruz. Ne yazık ki bir öğrenci okumak için okumuyor, açıkçası okumamak için okuyor. Daha anlamadık mı? Bir eğitimci öğrenciyi ülke ve toplum çıkarları için eğitmiyor. Sahip olduğu fikrine adam kazandırmak için öğrenci eğitiyor. Böyle bir eğitimle eğitilen öğrenci, ülkesine ve toplum yararına ne gibi bir fayda getirir? Öncelikle bizleri bozuk para gibi harcar, bencil anlayışı ile çevresine karşı saygısızlaşır. Şahsi çıkarları ağır basar, kendisini bulunmaz hint kumaşı sanır, kaf dağınının zirvesinden aşağı hiç inmez. İnandığı davasını bile hiç çekinmeden satar. Nasıl mevki makam itibar sahibi olurum hayali ile dopdolu. Ülkesi ve içinde yaşadığı toplum yararına olacak hiç sorumlulukta yer almaz. Hep kendisi için bir şey ister. Görüntüsü hep sahtelikler üzerine kurgulanmıştır. Renk vermez. Sorgulama gibi bir yeteneği sıfır. Merak edip bir şeycikler keşfedeyim gibi bir arayış anlayışı sıfır. Yaratıcılık sıfır. Düşünerek harekat edeyim anlayışı sıfır. Mitili milletin üstüne yıkmış, üretim kapasitesi sıfır. Ve sonuçta bol sıfır üreten bir ülkede sıfırları yaşıyor olmamız bizlerin ahmaklığı yöneticilerin kurnazlığı ile özdeşleşir. Biz verdikçe, doymak bilmeyen iştahları kabardıkça kabarır. Biz verdikçe yer içer ülkeyi de bir biçime benzetirler. Ama gelin görün ki, zat-ı muhteremler yüksek makamlarda kibir abidesi yağ tulumuna dönmüş insancık türleri. Bu bozuk kafa yapılanması ile eğitilen bir öğrenci, bir ülkeyi felaketler deryasından kurtarabilir mi? Ülke gelişmiş ülkeler arasında yer alabilir mi? Sapasağlam ayakta kalabilir mi? Dengesiz gelir dağılımında dengeyi sağlayabilir mi? Gelir dağılımını adil bir şekilde tabana doğru yayabilir mi? Ülkeyi kalkındırabilir mi? Halk olabili mi? Özgürlükçü olabilir mi? Heyyy... usta be! doğmaz ayın onbeşi ne zaman gelecek? Bizi ekmek arası dönerle tavladın ya! haram olsun sana verdiğimiz bunca emekler. Yüz üzerinden, yüz numarayı hak ettin be usta! Vatan ve millet konusunda mangalda kül bırakmayan senin gibiler, ucuz milli kahramanlık masallarını bizlere çok kakaladı be usta. Tamam anladık, vatanı milleti kurtaran kahramansında. Hangi zekâ ürünü ile kurtaracaksın bu ülkeyi? Elimizde üretmesini başardığımız savunma amaçlı araçlarımız gereçlerimiz var mı? Varsa, neden dış ülkelerden satın alma gereği duyuyoruz. Üretmeyi başaramayınca hangi kahramanlıktan söz ediyorsun yalancı pehlivan? Hamasete dayanan palavra nutuklar, bugüne kadar hangi ülkeyi kurtardı? Ülke nerede, sen neredesin? Neden gelişmiş ülkelerden savunma amaçlı araç gereç alıyoruz? Aklımız üretim kapasitesine sahip değil mi? Bizim gibi ahmaklar müşteri olursa, elin yabancısı satar silahı, kendi sattığı silahları bertaraf etmek için, başka teknik silahlar geliştiriyorsa satın aldığın silahlar bir işe yarayacak mı? Vay hemşerim vayy... Elin yabancı markası, nanay gülüm nanay eşliğinde mastika oynaşttırır adama. Evet zaferi getirecek gerekli silah, tank, top, roket, gemi, uçak, vb. gibi savunma sanayini oluşturabilecek, ve de sağlığımızı güvenceye alabilecek, ve de tarım ve hayvancılık| alanlarında ve kültürel bilimde uzmanlaşmış kapasiteye sahip üretken bilim insanı ve ekibini yetiştirebilme kapasitesine sahip miyiz? Sahipsen karşımda konuş hak veririm sana, sahip değilsen vatan millet edebiyatı da neyin nesi oluyor? Var mı sende o bilgi birikimine sahip o kafa? Bilim adamlarını gereksiz gördük neredeyse taş devrine döneceğiz. Ne gerekleri var deyip, dört duvar arasına çürüttük. Bol palavraya dayalı, aslı astarı olmayan din ve milli kahramanlığa dayalı bol hurafe içerikli mitolojik efsanelerle uyutulduk. Diğer yandan elin yabancı oğlu uyumuyor. Gecesini gündüzüne katarak bir şeyler üretmenin çabasında. Bilime ve tekniğe önem veren elin oğlu oturduğu yerden bir bastımı düğmeye, binlerce kilometre uzaklıktaki hedefini kolayca vurabiliyorsa, biz yine nerede yanlış yapıyoruz be usta? Ortadoğudaki kanlı kardeş kavgalarını görürsek acı felaketlere hep birlikte tanık oluruz. Yaşadığımız karanlık ortadoğu coğrafyası ortadoğu halklarına hiç bir zaman huzur getirmedi? Türkün elinde MADE İN USA silahları, kürdün elinde MADE İN USA silahları, arabın elinde MADE İN USA silahları, ermenin elinde MADE İN USA silahları. Söyleyin allah aşkına Ortadoğu salak halklar topluluğu. Birbirlerinin kanını dökerek şehitlik mertebesine ulaştılar mı acaba? Aldık mı madalyamızı? Aldık mı ağzımızın payını? Hadi şimdi hep beraber siyahlara bürünüp yas tutalım. Elimizdeki MADE İN USA markalı silahları ne amaçlar uğruna taşıdığımızı anlamış olsaydık, cinayet işleme gereği duyar mıydık? Ağıtlarımız göklere yükselmezdi. Elimizdeki zenginlik kaynaklarımızı emperyalist ülkelere kaptırmazdık. Eee... kafa yormaya gerek var mı? Eğitime gerek va rmı? Boş verrr... ülkeyi sen ve ben mi kurtaracağım? Takıl bana hayatını yaşa be usta.! Öylemi? Bende diyorum ki, gereksiz yaşadığımız için, ne gereğimiz var şu yaşadığımız gerçek dünyada be usta? Yani düşmüşüz gereksiz boş fikirlerin peşine, yüksek perdeden bir şey biliyormuş gibi ahkâm kesiyoruz. Dost tavsiyesi, akılcı bilimsel eğitime önem vermediğimiz sürece hiç bir ülkenin yanında değer bulamayız. Adam yerine konmaz, kullanışlı aptal olmaktan öteye gidemeyiz. Bilime ve tekniğe kapılarını kapatan Osmanlı imparatorluğu nasıl yıkıldı ise Türkiye'de öyle yıkılır.