Biraz Düşünelim
Mustafa AĞCA
Facebookta Paylaş Makale Listesi
16 RAMAZAN 135726 Mayıs 2021 Çarşamba

(10 KASIM 1938)

Şu iki konudan çok muzdaribim.

İlki Dünya’nın en kıdemli milletlerinden biriyiz ama tarihteki yerimizi bilmiyoruz, dilimize ve kültürümüze adeta sırtımızı dönmüşüz.

İkinci olarak İslam dinine girdik, Elhamdülillah Müslümanız diyoruz. Ancak maalesef onu yeterince ve doğru olarak bilmiyoruz.

Milli kimliğimize ilgisizliğimiz, dinimizin kaynağı olan Kur’an ve sahih hadislere uzaklığımız bizi milli kimlik ve ümmet bilinci konusunda sınıfta bırakıyor.

Belki de en kötüsü içinde bunaldığımız şartları, problemleri tanımıyoruz.

Bilmediğini bilmeyenlerin şaşkınlığı ve ümitsizliği içerisindeyiz. Her cahilin yaptığını yapıyoruz: Yanlış bildiklerimize ölümüne sarılıyoruz.

Aydınlarımız ve entelektüellerimiz ise topluma yol göstermek şöyle dursun kendilerini bile kafa karışıklığından kurtarmış değiller.

Bizim kadar tarihine yabancı ve aynı zamanda hasım cephelere ayrılmış bir millet yoktur herhalde.

Şöyle çevrenizdekilere dönün ve sorun bakalım, imparatorluğumuz ve cumhuriyetimiz hakkında kim ne düşünür? Türk tarihini kaç kişi Selçuklulardan öteye götürebilir?

Kaç kişi M.Kemal’in; III.Selim, II.Mahmut, II.Abdülhamit’in devamı olduğunu bilir?

Muhiddin Nalbantoğlu bir yazısında M.Kemal’i şöyle anlatıyor. Eminim çok kişi böyle bir M.Kemal Paşa’yı garipseyecektir!

Nalbantoğlu Türk Başkomutanı’nın Zafer Duası’nı şöyle yazıyor;

‘’M.Kemal Kocatepe’de zafer için Yüce Yaradanı’na şöyle yakarıyordu:

Ya Rabbi! Eğer bu zaferi kazanamayacaksam o günü bana gösterme!.. Beni kahret… Gök kubbeyi başıma yık… Beni helak et . O acıyı bana yaşatma Ya Rabbi…

M.Kemal’in Büyük Taaruz’u başlatacağı dakikalarda gözleri yaşlarla dolu halde yaptığı bu duayı aziz ablam Nezihe Araz’ın, Başkumandan’ın yanında dinleyerek yazdığı çok değerli araştırmasından alıyoruz.

M.Kemal’in ruh yapısını bu kadar güzel anlatan bir örnek daha gösterilemez.

Düşününüz ki neyimiz var ise ülkenin takatinin son damlasına kadar sarf ederek toplanan bir avuç askerle birkaç katımızdaki düşman ordularını ve onların arkasındaki bütün Batı dünyasını yenmeye hazırlanıyorduk.

Başkomutanın arkadaşlarına o günlerde söylediği bir sözü daha vardır: ‘Gittiğimiz yol bir iman yoludur. İmanı olmayan buraya gelip savaşmaz. İmansız olanlara saflarımızda yer yoktur.

Vakıa biz 10 milyonluk, yorgun bir milletiz. Düşmanlarımız ise pek çok ve kavidir. Riyazi (matematiksel) düşünecek olursak Garbın çelik zırhlara büründüğü muazzam düşman kuvvetlerine galebe çalmamız (galip gelmemiz) şüphelidir.

Fakat bizde olan şeyleronlarda yoktur. Bizim inancımız vardır. Ve biz düşmanlarımızın bin türlü kuvvetine rağmen galip geleceğiz.’

Daha sonra yukarıdaki zafer duasını da yaparak gözyaşları içinde ellerini semaya kaldırıp Allah’ına yalvararak Büyük Taarruz emrini veriyordu.

Bundan sonrası mı? Mehmetçiklerin dilinden:

‘’Tekbir ile hücum sesleri gökkubbeyi buldu.

Hür Ankara’nın savleti Afyon’da duyuldu.

Ulu Serdar ile ardındaki imanlı ordu

Allah diye avaz ederek cenge koyuldu.’’

İstiklal Marşımızın büyük şairi Akif o günlerin Ankara’sındaki heyecanı anlatırken şöyle der: Artık bizde ne düşünecek ne de yazacak takat kalmıştı… Ordu bizzat yazıyordu.

M.Kemal’in duasındaki kalbiliği, safiyeti, samimiyeti ve iman coşkusunu anlamak tarihimize doğru bakmaya başlamak demektir.

Ben ‘iman ölçer’lere sormak istiyorum; bu samimi duayı kim yapabilir??? Ancak samimi iman sahipleri elbette…

Allah bu Ramazan’ın bereketli günlerinde bilmeden bildiğini sanmanın kara cahilliğinin pençesinden kafalarımızı ve gönüllerimizi kurtarsın.