Demokrat Eğitimci
Sacit ÖZTÜRK
Facebookta Paylaş Makale Listesi
İKİ KİŞİ24 Kasım 2020 Salı

Yıl 1933,

Cumhuriyet, on yaşına gelmişti.

Onuncu yıl marşı için, yarışma açıldı.

Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar’ın yazdığı sözler, seçildi.

Cemal Reşit Rey besteleyecekti.

Mustafa Kemal güfteyi görmek istedi.

Getirdiler.

Çıktık açık alınla, on yılda her savaştan,

On yılda, on beş milyon genç yarattık, her yaştan,

Başta, bütün dünyanın saydığı,

Başkumandan.

Bir baca yükseliyor, durmadan her yamaçtan.

Okudu.

Son dizenin üstünü çizdi.

‘’Demir ağlarla ördük, anayurdu dört baştan’’ yazdı.

Sonra da Behiç Erkin’e döndü.

Çanakkale’den beri arkadaşıydı.

İstiklal madalyalı, milli mücadele kahramanıydı.

Devlet demiryollarının kurucusu ve ilk genel müdürüydü.

‘’Sizlerin bu on senedeki emeğini iyi ifade etmiyordu,

O nedenle mısraı değiştirdim’’ dedi.

Türkiye Cumhuriyetinin, on yıllık mucizevi kalkınma hamlesine

İmza atan Mustafa Kemal Paşa.

Zihinlere mıh gibi çakılan ‘’demir ağ’’ metaforuyla,

Onuncu yıl marşına da imzasını atmıştı.

Behiç Erkin,

İstanbul doğumluydu.

Mustafa Kemal’den beş yaş büyüktü.

Kurmay subaydı.

Lojistik dehasıydı.

Çanakkale’ye asker ve mühimmat sevkiyatında,

İnanılmaz işler yapmıştı.

Memleket işgal edilince, saniye tereddüt etmeden,

Anadolu’ya geçti.

Milli mücadeleye katıldı.

Anadolu’ya geçtiği gün, Mustafa Kemal çağırdı.

‘’Ben cephede ne yapılması gerektiğini biliyorum.

Sen cepheye askerin, mühimmatın, erzakın nasıl getirilmesi, gerektiğini biliyorsun.

Demiryolları işin ehli tarafından yönetilmezse,

Bu işi yapamayız.

Demiryolları sana emanet.’’dedi.

Behiç Erkin,

Mustafa Kemal’i yanıltmadı.

‘’Türkler demiryolu işletemez’’ önyargısını tarihe gömdü.

Savaştan sonra demiryolu okulu açtırdı,

Uzman personel yetiştirdi.

Demiryollarının kurucusu ve ilk genel müdürü oldu.

O yokluk döneminde,

Memleketin demir ağlarla örülmesinde, birinci derecede katkısı oldu.

İşletme dilini, Fransızcadan Türkçeye çevirdi.

Demiryolları müzesi kurdu.

Mühendis mektebine özerklik kazandırdı.

Milletvekilliği, bakanlık ve büyükelçilik yaptı.

Kurtuluş savaşının en kritik günlerinde,

Mustafa Kemal acil ibaresi ile bir telgraf göndermiş.

‘’Sevkiyatı hızlandırın.

Trenleri son sürate çıkarın.

Geciktirenler idamla cezalandırılır.’’diyordu.

Behiç derhal cevap telgrafı gönderir.

‘’Bu hat40 kilometreden süratli gitmeye müsait değil.

Hızlandıralım derken tek bir sevkiyat bile yapamayabiliriz.

Emrinizi aldım.

Bu nedenle uygulamadım.

İkinci emrinizi bekliyorum’’dedi.

Mustafa Kemal’den tekrar telgraf geldi.

‘’Sen nasıl uygun görürsen Behiç’’diyordu.

Bu diyalog ve bu omurgalı karar nedeniyle,

Behiç’e,

Mustafa Kemal,

‘’Her şart altında kendi doğrularını dile getirme

Cesaretini gösteren, bağımsız kişi’’anlamına gelen,

‘’Erkin’’ soyadını verir.

İkinci dünya savaşında,

Fransa, Nazi işgali altındayken,

Paris Büyükelçimizdi.

Müthiş bir insanlık örneğine imza attı.

Binlerce Yahudi’ye Türk pasaportu verdi.

Türk vatandaşı olarak gösterdi.

‘’Türk ulusu adına konuşuyorum,

Atatürk’ün önderliğinde kurulan,

Türkiye Cumhuriyetinde din, dil, ırk ayrımı yoktur,

Vatandaşlarımıza dokunamazsınız’’dedi.

Binlerce insanı ölümden kurtardı.

1961 yılında öldü.

Vasiyet etmişti.

‘’Beni,

İlk demiryolu genel müdürlüğü görevini üstlendiğim Eskişehir’e,

İzmir-İstanbul-Ankara hatlarının birleştiği yerde, toprağa verin’’ dedi.

Orada yatıyor.

Tarihin her döneminde farklı bir zamanın ruhu vardır.

İnsanlar bu ruha uygun davranırlar.

Zamanın ruhu, kuşaklar boyunca değişir.

Cumhuriyet;

Güç koşullar altında,

Aklın ve bilimin ışığında,

Laikliği ilke edinen,

Ulusal egemenlikten ödün vermeyen,

Çağdaş yaşamı düşleyen,

İnsanlar tarafından kurulmuş.

Cumhuriyet kuşağı denen bir kuşak ortaya çıkmıştır.

Her ortaya çıkan yeni kuşağın;

Değerleri, beklentileri, dünya tasarımları, rol modelleri, kahraman figürleri, kendilerini ifade etme biçimleri farklıdır.

Bu sosyolojik olgu,

Kuşaklar arasındaki farkı gösterir.

Ama;

Kuşaklar arası farklılık tarihimizden kopmamız anlamına da gelmez.

‘’Atatürk’ün herhangi bir sözünü’’

‘’İstiklal marşını kimin yazdığını’’

‘’Türkiye’de kaç coğrafik bölge var’’şeklindeki sorulara,

Sıradan insanların bile yanıt verememesi kabul edilmezken,

Miss Turkey güzellik yarışmasına katılıp,

Miss Turkey 2018 güzeli seçiliyorsun.

Dünya güzellik yarışmasında,

Türkiye’yi temsil ediyorsun.

TV’ye çıkıyorsun.

Sana sorulan sorulara yanıt veremiyorsun.

Hepimizin üzülmesine neden oluyorsun.

Keşke TV ‘ye hiç çıkmasaydın.

Eğitim evde başlar.

Okullarda devam eder.

Güzelimizin yurt dışında yaşaması nedeniyle sorulan soruları bilmediği ifade ediliyor.

Yurt dışında yaşaması,

Atatürk’ün bir sözünü bilmemesi ayıbını örtmez.

Elbette herkes her şeyi bilemez.

Her soruya yanıt veremez.

Ama bu soruları bilmemesi pes dedirtiyor.

Bazı ülkelerde;

Öğrencilerin büyük çoğunluğu lise çağında teknik eğitim görüyor.

Seçmeli olarak;

Motor, mekanik, bilgisayar, havacılık, uzay, gemicilik, tasarım, inşaat, tarım gibi dersler okutuluyor.

Bizim geçmişte uyguladığımız Köy Enstitüsü modeline benzemiyor mu?

Eğitim sistemimiz;

Bir yanda;

Sarık ve şalvarla sınıfa giren,

Bu kıyafetle sınıfa girilmesine itiraz eden öğretmene;

Sen benim sarığımı çıkaramazsın,

Kadın başına konuşma, zaten saçını başını açıp gelmişsin,

Kadın-madın demem, döverim diyerek öğretmeni tehdit eden,

Siz bunları bilmezsiniz, bunların dedeleri bizim dedelerimizi astı nidaları atanlar,

Sokaklarda tekbir getirenler,

Atatürk’ün bir sözünü dahi bilmeyenler,

Ana muhalefet liderini linç etmek isteyenler,

Diğer yanda;

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına tehdit üstüne tehdit mektubu yazan,

Mantık yoksunu,

Ram olan ,biat eden tipler yetiştirmeye devam ediyor.

İnsanlar neyi kaybettiklerini bilmedikleri sürece,

Kaybettiklerinin mutsuzluğunu yaşamazlar.

Çocuklarımıza gerekli eğitim verilmiyor.

Gençliğimiz çöküyor.

Geleceğimiz kararıyor.

Liyakat aşığıyım diyen Mustafa Kemal’den,

Mülakat aşığıyım diyenlere.