Demokrat Eğitimci
Sacit ÖZTÜRK
Facebookta Paylaş Makale Listesi
OMURİLİK17 Şubat 2021 Çarşamba

1930 yılının başında, Alman diktatörü Hitler,

Almanya’da yaşayan Yahudi kökenli bilim insanlarına ve sanatçılarına kötü davranmaya başlar.

Durumun kötüye gittiğini gören,

Albert Einstein 17 Eylül1933 yılında,

Atatürk’e bir mektup yazar.

Mektup;

“Ekselansları,

ÖZE (Yahudi nüfusu koruma grupları birliği) Dünya Birliği’nin Şeref Başkanı olarak, Almanya’dan 40 profesörle, doktorun, bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’ de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum.

Sözü edilen kişiler, Almanya’da halen yürürlükte olan yasalar nedeni ile mesleklerini icra edememektedirler.

Çoğu geniş tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler, yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler.

Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda, başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi, birliğimize yapılan çok sayıda müracaat arasından seçilmişlerdir.

Bu ilim adamları, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde bir yıl boyunca hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler.

Bu başvuruya destek vermek maksadıyla, hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde ,sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etmek cüretini buluyorum.

Ekselanslarının sadık hizmetkarı olmaktan şeref duyan,

Prof. Albert Einstein ”

Türkiye, Hitler zulmünden kaçan çok sayıda insana kapısını açtı.

Gelenler arasındaki bilim insanları Üniversite ve bilime katkı sağladılar.

•••

Kim Milyoner Olmak İster adlı yarışmaya katılan yarışmacıya,

''Hangisi, beyindeki bir bölgeye verilen addır''? Sorusu soruldu.

Yarışmacı bilmediğini düşünerek, telefon joker hakkını kullandı.

Jokeri bir doktordu;

Doktor olan joker ''Omurilik soğanı'' yerine ''Omurilik sarımsağı'' yanıtını verdi.

Şaka gibiydi.

Beyin ve beynin bölümleri,

Ortaokuldan itibaren, okutulan bir konudur.

Yıllarca tıp eğitimi alan bir hekim nasıl olur da yanlış yanıt verir?

Öğretmen soruyu bilmez.

Ben, bu sistemde yetişen ne öğretmen, ne doktor, ne de başka bir meslek sahibinin kabahatli olduğunu düşünmüyorum.

Sorunun, bir kaç yılda bir değiştirilen eğitim-öğretim sistemi ve yetersiz alt yapıda düğümlendiğine inanıyorum.

Finlandiya'nın bile kıskandığı eğitim-sistemimiz var ya(!) meyvelerini vermeye başladı.

•••

“Omurilik soğanı” demesi gerekiyordu,

“Omurilik sarımsağı” dedi söylemlerine takılmadan,

Bizlerin;

Liyakat sahibi akademisyen bulunmadığı,

Eğitim için yeterli alt yapı olmadığı halde,

Çok sayıda Devlet ve Vakıf Üniversitesi açtılar.

Sınav sorularını çaldılar.

Sınava girecek adayın yerine, bir başkasını sınava girdirdiler.

Kul hakkı yediler.

Bir garibanın okuma hakkını elinden aldılar.

Hakkı olmayan birilerine verdiler.

Kamusal bir hak olan eğitimi, paralı hale getirdiler.

Yıllarca örencileri, tarikat okullarına gitmeye, yurtlarında kalmaya zorladılar.

Yaşanan bu yanlışlığı, haksızlığı kamuoyuna anlatmamız gerekmez mi?

•••

Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı,

"Boğaziçilimisiniz, Boğazdışılımısınız onu bunu bilmem.

Aklınızın ucundan bile geçirmeyin.

Biz abdest alır dışarı çıkmayız.

Bizim zaten abdestimiz var.

Bilin istedik de…

Şöyle söyleyeyim.

Siz hani bir ayı geçti eylem yapıyorsunuz ya.

Biz eylem falan yapmayız.

Biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz bilin istedim.”

Şeklinde bir Tweet atıyor.

İlahiyat fakültesi dekanı olan birisi,

Nasıl olur da dinin iyiliği, dürüstlüğü, kardeşliği öğrettiğini bilmez.

Ülke olarak,

Cehalette başı çekenleri önceledik.

Bilime öncülük edebilecekleri aşağıladık.

Bizdendir diye liyakat sahibi olmayan birinin başına kep taktık.

Sırtına cübbe giydirdik.

Yetinmedik bir de dekan yaptık.

Cehaleti, alternatif bir fikir zanneden

Dekanımız, 29 harfi kullanarak, yazım hatası ile dolu, attığı tweetle eğitim-öğretimin içler acısı halini ortaya koydu.

•••

Dekan öğrencileri tehdit eder de sıradan insanlar durur mu?

Elinde silahla poz veren maganda,

‘’Haydi gidiyoruz, polislerle omuz omuza duracağız, dil uzatanın dilini, el kaldıranın elini koparacağız' desem kaç kişi benimle gelir" tweetini atıyor.

Boğaziçili öğrenciler tehdit üstüne tehdit ediliyor.

Ülke, ülke değil sanki kasaplar çarşısı.

Halimize için, için ağlamak geliyor.

•••

Spiker, sokakta rastladığı kişilere,

Şu an bizim bulunduğumuz yere Ay mı daha yakın, yoksa Amerika mı sorusunu soruyor?

Görebildiğinin yakın, göremediğinin uzak olduğunu düşünmüş olmalı ki(aklı gözünde)

Ay daha yakın cevabını veriyor.

Bir ülkede cehalet kutsanırsa, o ülke kültürel açıdan bataklık haline gelir.

Boğaziçi üniversitesinin matematik,fizik, mühendislik gibi bölümlerini kapatın.

Yerine ilahiyat fakültesi açın.

Rektör olarak da öğrencileri tehdit eden dekanı getirin.

Bırakın Ay’a gitmeyi Jüpiter’e bile gider gelirsiniz.

Salgın nedeniyle her gün ölüyoruz.

Önceliğimiz aşı mı olmalı?

Yoksa Ay’a gitmek mi?

Ekonomik sıkıntı nedeniyle bebeğini bile doyurmakta zorlanan genç anne baba bebeklerini akrabalarına bırakarak intihar etti.

Önceliğimiz uzaya gidecek kadın aramak mı?

Yoksa bebesini bile doyurmakta zorlanan kadına iş bulmak mı olmalı?

"Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir." Seneca.