Demokrat Eğitimci
Sacit ÖZTÜRK
Facebookta Paylaş Makale Listesi
TOHUM26 Mayıs 2021 Çarşamba

Bu dünyada insan denen canlı;

Yoksullaştıkça daha az yer kaplar.

Kadere isyan, düzene itaat eder.

Zenginleştikçe hiçbir yere sığmaz.

Fakir, yaşamak için iki lokma yemek yer, yaşatmak için aç yatar.

Zengin ise saraylara sığamaz, çaktırmadan aç yatandan da çalar,

Çünkü zengin doymak bilmez.

•••

Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüş ki, dayanamayıp bir armut çalmış.

Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkarırlar.

Hırsız imparatoru görünce ona şöyle demiş;

"Değerli efendim, çok açtım, dayanamadım çaldım ve yedim.

Beni affetmeniz için yalvarıyorum.

Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak."

İmparator dudak büker,

"Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?" der.

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve "bu çekirdeği ekerseniz, bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz."

İmparator kahkaha atarak,

"Ek o zaman, altın meyveleri görünce, affederim seni" der.

Yoksul adam;

"Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım.

Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir.

Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür.

Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz."

İmparator irkilir, suratını asar, bir süre düşünür, sonra hırçın bir sesle,

"Ben imparator'um bahçıvan değil, o tohumu Başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim" der.

Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telaşe içerisinde İmparatora dönüp itiraz eder,

"Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim.

Sihirli tohumu ziyan ederim.

Bence bu tohumu hazinedarbaşı eksin."

Hazinedarbaşı hemen bir bahane bulup görevi başkasına devreder.

Bir bir orada bulunan herkes, sudan sebeplerle tohumu ekme görevinden kaçınırlar.

Sonra İmparator doğan sessizliğin içinde bir süre düşünür başı önünde, Başbakana, hazinedarbaşına ve diğer görevlilere dik dik bakar ve "Hadi bakalım, bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini gösterip sevindirelim ." der.

Cebinden bir altın çıkarıp, yoksul adama atar.

Sonra herkesin cebinden birer altın çıkarıp yoksul adama atmasını izler.

Sonra da gülerek "bas git buradan be adam" bu günlük bu kadar 'ders' hepimize yeter. der.

•••

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gri pasaportunu kirleten insan kaçakçıları başta olmak üzere hırsızların tozu dumana kattığı şu günlerde,

O tohumu ekebilecek kaç kişi var?

Bizler varız diyebilmek için güçlü ülke olmak gerekmez mi?

Eğitimi ırk, renk, cins ya da yetenek gözetmeden evrensel yapsak,

Bilime kaynak ayırsak,

Hukuku üstün kılsak,

İdeoloji kavgası yapmasak,

Tarih ile kavga etmesek,

İşi bilene versek,

Şeffaf olsak,

Büyüklüğe değil, kaliteye yatırım yapsak,

Din işlerini siyasi amaçlar için kullanmasak,

Güçlü ülkeler arasında olur,

Arkamıza yaslanır uçuşa geçeriz.

•••

Patlıcana yoğurt dökmüş gibi lacivert pantolonun altına beyaz çorap giyen ademlerden birisi bakın ne diyor.

İngiliz profesör “ideal bir eğitim” için,

“Derste öğretmen ve öğrenci yerde oturacak.

Kız ve erkek öğrenciler ayrı ayrı olacak.

Erkeklerin de kızların da başları kapalı olacak.

Araştırmalarımız bize gösterdi ki insan beyni belli bir sıcaklığa ulaşınca ideal çalışır.

Ders böyle yapılmalı”.

Tavsiyelerde bulunduğunu söylüyor.

Beynin belli bir sıcaklıkta ideal çalışması ideası ile Osmanlı paşalarından Enver Paşa’nın sol kaşındaki beyazlığı, cihangirlik işareti olarak görmesi aynı değil mi?

İnsanlık tarihini incelersek, tüm yeni icatlar, tüm yeni gelişmeler, öncekine itiraz ve öncekinin sorgulanması sonucu ortaya çıkmıştır.

•••

Dünya Sağlık Örgütü ve birçok ülkenin kullanımını bir yıl önce yasakladığı ‘hidroksiklorokin’i biz neden bir yıl sonra yasakladık diyorum..

İstanbul sözleşmesi, diyorum..

128 milyar dolar, diyorum..

Kayıp atlar, diyorum..

Helalleşmek, diyorum..

Yalıkavak marina, diyorum..

İktidara oy verip, muhalefetten hesap soran insanlar, diyorum..

Deliler mi yatmalı akıl hastanesi'nde, yoksa onları deli edenler mi?

Bilmiyorum.

Allahtan hafızamız yerinde de

Kimler kimlerle beraberdi, biliyoruz.

Ben söylediklerimden sorumluyum, sizin anladıklarınızdan değil.