Demokrat Eğitimci
Sacit ÖZTÜRK
Facebookta Paylaş Makale Listesi
UYGARLIĞIN İLK İŞARETİ01 Eylül 2021 Çarşamba

Margaret Mead 1901 – 1978 yılları arasında yaşamış ABD’li bir antropolog.

Bu alanda yetkin biri olarak tanınmış, iz bırakmış biri.

Ona bir öğrencisi bir derste, uygarlığın ilk işareti nedir diye sormuş?

Bir antropologa bu soruyu sorarsanız, insan eliyle yapılmış bir aleti cevap olarak söylemesini beklersiniz.

Örneğin,

Avlanmakta kullanılan keskinleştirilmiş bir taş, kilden yapılmış bir çanak, bir çömlek gibi..

Ama o,

Kırılıp iyileşmiş uyluk kemiği.

Cevabını vermiş.

Arkeolojik araştırmalarda, rastladıkları, bu şekilde kırıldıktan sonra, iyileştiğini tespit ettikleri bir kemik ona göre uygarlığı başlatmış.

Gerekçesini de şöyle söylemiş.

Bu kemik, kalçayı dize bağlayan vücuttaki en büyük kemiktir.

Modern tıbbın yetersiz olduğu toplumlarda, kırık bir uyluk kemiğinin iyileşmesi, yaklaşık altı hafta gibi bir zaman gerektirir.

Doğada hiçbir insan, kırık uyluk kemiği iyileşene kadar hayatta kalamaz.

İyileşmiş kemik demek;

Birisi o insanın bacağını sarmış,

Onu güvenli bir yere taşımış,

Onunla birlikte kalmış,

Ona zaman ayırmış,

Ona bakmış demektir.

İyileşmiş bir uyluk kemiği,

Bir kişinin, kendi hayatını kurtarmak için onu terk etmek yerine, bir insana yardım ettiğini gösterir.

Ayrıca şunu da ifade ediyor.

Zor bir dönemde başka birine yardım etmek, medeniyetin ilk belirtisidir.

Mead’ın, vurgusundaki güzelliğe bakar mısınız?

Medeniyet, yardımlaşma, şefkat ve sevgi ile başlamıştır.

•••

Laiklik neden önemli biliyor musunuz?

Sivas’ta, insanlar otele sıkıştırılıp diri diri yakılmasın,

Suriye'de öldürülen kişinin kalbi çıkarılıp “Allahu ekber” nidaları eşliğinde yenmesin,

Afganistan Ulusal Müzik Enstitüsü’ndeki enstrümanları parçalanmasın, müzik yasaklanmasın,

Afganistan’da 8 yaşındaki kız çocuğu 63 yaşındaki herifle evlendirilmesin,

Afganistan’da kadın toprağa gömülüp, taşlanmasın,

Kabil'de gencecik bir kadın sokak ortasında linç edilmesin,

Mezopotamya’nın binlerce yıllık geçmişine ait arkeolojik mirası yok edilmesin, bu mirasın korunduğu müzeler bombalanmasın,

Erkekler, eşleri öldükten sonra 6 saat içinde ölü eşiyle cinsel ilişkiye girebilir diyen dinciler olmasın,

Ezidi kadınlar kaçırılıp köle yapılmasın diye...

•••

Umutsuzluktur, bir insanın uçağın kanadına, motoruna veya tekerleğine tutunarak kaçmaya çalışması,

Cahil bırakılmışlıktır, bir insanın, uçağın kanadında binlerce km gidebileceğini düşünmesi,

Korkudur, bir insanın oksijensiz ve -55 derecede, uçağın tekerine tutunarak kaçabileceğine inanması,

Uçağın kanadında kaçmaya çalışan Afganla, tankın egzozuna atlet tıkayan, F-16 ları sapanla kovalayan kafa, aynı kafa.

Şeriat, şeriat diye yeri göğü inleten bacılar görün de ibret alın.

Bir gün bir uçağın tekerine tutunup yere çakılmak istemiyorsanız laikliğe sahip çıkın.

•••

Afganistan on beş milyondan fazla kadın nüfusa sahip.

Nedense bu savaştan kaçanların çoğunluğu genç ve erkek,

Bu savaştan kaçan bebek, çocuk, kadın ve yaşlılar neden yok?

Bir tarafta, kuyruklu yıldızın sesini kayıt eden düşünce,

Diğer tarafta, ortaçağın karanlığını günümüze taşıyan düşünce,

Taliban,

“Kadınlar, mücahitlerimizin eşleri olacak”, diye açıklama yapıyor.

Konuşmasına, hatta düşünmesine bile izin verilmeyen kadınlar,

Talibanın eline geçmek istemiyor.

Saçının bir teli görülse bile, namussuzlukla suçlanacağını bilen kadınlar,

Taşlanarak öldürülmektense “bu ölüm daha şereflidir” diyerek intihar ediyor.

•••

Kadını öylesine bir giysinin içine sokulmuşlar ki;

Gözleri, yüzü, mimikleri, bakışı yok olmuş.

Ezilmiş, küçülmüş, görüş alanı daralmış.

Herkes 180 derecelik görüş alanına sahipken, Afganlı kadın 30 dereceye hapsedilmiş.

Kadınların durumu felaket,

Bu duruma dünya seyirci kalmamalı.

•••

Analitik düşünme becerisi olmayan,

Öğreti geleneklerinden yoksun,

Direnme kültürünü bilmeyen,

Toprağını, yurdunu savunmayan,

Erkek kılıklı tipler, eşlerini, kızlarını, kız kardeşlerini, çocuklarını geride bırakıp kaçıyorlar.

Bunlar, önce “ben” sonra yine “ben” diyenlerden mi?

•••

Emperyalizm;

Afganistan’daki çeşitli aşiretleri,

Dinle kandırdı,

Etnisite ile akıllarını aldı,

Açlık ve yoksullukla terbiye etti,

DNA’larını hurdaya çevirdi,

Eğitimsiz ve cahil bıraktı.

Giderken arkada vahşi bir toplum, canlı bombalar, parçalanmış cesetler, korku, acı, sömürü, yoksulluk ve geleceksizlik bıraktı.

Akıl ve bilim yobazlığın ve gericiliğin karanlığını eninde sonunda yenilecektir.