Demokrat Eğitimci
Sacit ÖZTÜRK
Facebookta Paylaş Makale Listesi
KARİDES07 Eylül 2021 Salı

Evrim bilimcilere göre;

Karides,415 milyon yaşında,

Istakoz, 400 milyon yaşında,

Yengeç,380 milyon yaşında,

Midye, 260 milyon yaşında,

Kalamar,200 milyon yaşında,

Atatürk’ün kurduğu Diyanetin İşleri Başkanlığı, balık sınıfına girmeyen midye, karides, kalamar, yengeç, ıstakoz gibi deniz hayvanlarının, İslam dinine göre haram kategorisinde olduğunu söyledi.

Elli yedi İslam ülkesinin hangisinde bu deniz hayvanları haram listesinde?

Hintli, Malezyalı, Endonezyalı Müslümanların hem geçim kaynakları, hem de sofralarının vazgeçilmezleri değil mi?

İmam aşıya,

Diyanet midye, karidese, kalamara, yengece, ıstakoza haram diyor.

Bir kere de;

Adil ve adaletli olmayanlara,

Kul hakkı yiyenlere,

Toprağı, ormanı, suyu taşa çevirenlere,

Kokain ticaretini yapanlara,

İhaleye fesat karıştıranlara,

Huzur hakkı adı altında 3-5 kurumdan maaş alanlara,

İsrafa günahtır deme.

Kalamar, karides, istiridye, yengeç ve midye yemek günahtır de.

Çinlinin dediği gibi;

Müslüman iş adamları bize gelip almak istedikleri sahte ürünlerin üzerine ünlü markaların adlarını yazmamızı istiyorlar.

Ancak onları yemeğe götürdüğümüzde, kendilerine sunduğumuz yemeklerin helal olup olmadığını soruyorlar.

Ahlaksızlık kişiye özgüdür.

Fatih Sultan Mehmet deniz ürünlerini, çok severmiş.

Istakoz, karides, ahtapot ve midyeye bayılırmış.

Çok fazla tükettiği,

Bu yüzden Gut hastalığına yakalandığı,

Ölümünün de Guttan olduğu söylenir.

O zaman Fatih Sultan Mehmet 'in mönüsünde bulunan deniz ürünlerine helal mi yoksa haram mı diyeceksiniz?

•••

Bazı insanlar var ki,

Fakirliği överler,

Dünya malına, mülkünü yalan derler.

Ama;

Çalışmadan paraları, evleri, arabaları hatta hanları-hamamları olsun isterler.

Olmaz ise Allah’la, dinle, duayla, peygamberle insanları kandırmakta bir sakınca görmezler.

Neye inanırsanız onu hayatınıza sabitlersiniz derler ya,

Hayatlarını zengin olmaya sabitleyenler.

Azla asla yetinmezler.

Hatta, ayaklarını bastıkları yerin kendilerinin olmasını isterler.

Fransız Simyacı Nıcolas Flamelin “Felsefe taşını” bulduğu söylenir.

Nicolas Flamel’in bulduğu “Felsefe taşının” özelliği, dokunduğu metali altına çevirebildiği, söylentisi günümüze kadar gelmiştir.

Kimi siyasetçilerimiz, bir yerlere gelince,

Felsefe taşı bulmuş gibi,

Dokundukları her metal altın mı oluyor da,

Kimisi 12 bin liralık ayakkabı giyiyor,

Kimisi elinde 50 bin dolarlık çanta taşıyor,

Kimisi de 3-5 milyonluk araçlara biniyor.

Arkadaşlar dua edelim de,

Seçkinlerimizin kul hakkı yemeden aldıkları,

Ayakkabıya, çantaya, arabaya bir zeval gelmesin.

•••

Sizlerin hayır duası bizlere yeter dediler,

Bize peygamberin sandaletini gösterdiler,

Biz, özlü cümleleri dinleyince, sandaleti görünce, hüngür hüngür ağladık.

Biz ağladık onlar felsefe taşı buldular.

Bu “Felsefe taşı” nedense memura, işçiye, emekliye, köylüye, fakire, fukaraya hiç denk gelmiyor.

“Felsefe taşına” denk gelen, dokunduklarını, altına dönüştüren sendika yöneticileri de,

Memura ve memur emeklilerine verilen yüzde 5’lik zamma imza attılar.

İmza sonrasında da ‘’bütçeden hakkımızı, refahtan payımız aldık’’, dediler.

Bu nasıl bir haksa,

Bu nasıl bir paysa,

Anlayana aşk olsun.

Lüks yaşam alışkanlıkları bulunanlar,

İktidarlarla içli dışlı olanlar.

Emek mücadelesi veremez,

Aç insanların sorunlarına çare olamazlar.

•••

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu,

Çorum’da esnaf ziyareti sırasında bebek arabalı bir kadına hâl hatır sorar.

Hal hatır sorulan kadın Kılıçdaroğlu’na;

“İyiyiz, sakın çocuğuma dokunma. Hadi yürü, yürü” der.

Kemal Kılıçdaroğlu, sözcükleri özenle seçen, son derece kibar, bir o kadar nazik bir siyasi figür.

Seversin ya da sevmezsin.

Siyasi düşüncesini beğenirsin ya da beğenmezsin.

İnsan nasıl bu kadar nefret dolu olabilir.

İnsan dilini neden silah gibi kullanır.

Biz, ‘’ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel’’ diyebilen kültürümüzü ne zaman kaybettik.

Biz,

Adetlerimizden, misafirperverliği,

İçimizden vicdanı,

Günlük yaşamdan bilimi,

Kutsal dinimizden ahlakı çıkarmışız.

Geriye dindarlık ve kindarlık kalmış.

Dindar ve kindar nesil istiyordunuz ya,

Yarattığınız yeni tip hibrit insan modeli ile ne kadar övünseniz azdır.

Beyinleri partizanlıkla, yobazlık arasına hapsedilmiş insanlardan iyi bir anne iyi baba nasıl olabilir?

Çocuğuma dokunma, diyeceği kişi Kılıçdaroğlu mu?

Yoksa çocuklara cinsel istismarda bulunan ismi lazım değil kişiler mi?

Ben artık bu toplumun vicdanlı, misafirperver veya iyi niyetli olduğuna inanmıyorum.