Musa Öztürk: “ Kozan’a hoşgörüyü, HUZUR’u, Demokrasiyi getirdim”  

Millet İttifakı İYİ Parti Kozan Belediye Başkan Adayı Musa Öztürk’le Otağ TV’de söyleşi yaptık. İlgi büyüktü…

Musa Öztürk: “ Kozan’a hoşgörüyü, HUZUR’u, Demokrasiyi getirdim”

“Alt yapıya hizmet ettim; eğer Kazım Özgan’a gelen para bize gelseydi Kozan’ı uçururdum”

 

“Yolun çukurları kapanır da ahlak çukuru kapanmaz”

 

“Hiçbir müteahhitle kulis odalarında gizli pazarlıklar etmedim; hiç kimselere partizanlık yapmadım, baskı bizim tarzımız değil…”

 

 

  1. düşündüklerimi ifade ederim. Sorarım. Sizin de soru cevap meselesinde gazetecilik konusunda demokratik tutumunuz var. Baskıcı değilsiniz. İstiyorum ki insanların gönlünde, kalbinde hiçbir şey gizli kalmasın. Her şey açık, şeffaf ve saydam bir şekilde konuşulsun. Aslında sizinle 6 ayda bir program yapmak istiyorduk. Denk düşmedi.

 

Benim bu konuda ilkelerim var. İlkelerimde hakaret, küfür olmayacak. Her zaman toplumun, halkımın suallerine açığım. Şeffaf da bir yapım var. Yani demokratik yapıya sahibim. Kişilerin hak ve özgürlüklerini önce kendimde sorgularım. Kendimin kabul etmediği şeyleri bir başkasının kabul etmesine rıza göstermeyen bir ilkem, duruşum var.

 

Siz eski bir parlamentersiniz. Aynı zamanda eski bir polis müdürüsünüz. Dünyanın her yerini gezdiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı Merhum Turgut Özal’la gezdiniz. Onun rahlei tedrisatından geçtikten sonra o dönemlerde özgürlük vardı. Ne özgürlüğü vardı? İfade, basın yayın, soru sorma özellikleri hatta gazetecilerin siyasilere hafiften hakaret etme hakları da oluyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 10. maddesi. Sayın başkanım siz bir dönem belediye başkanlığı yapacağınızı söylediniz. Ama sizi yeniden belediye başkanı adayı gördük. Sürpriz mi oldu?

 

Yeniden belediye başkan adayı olmam biraz sürpriz oldu biraz da olmadı. Sürpriz olma yönü gelişmeler ani oldu. İttifaklar üst üste gelişti. Fakat ortalığa bir baktık ki iki tane malum arkadaş çıkınca üçüncü bir alternatif de yok. Bir anda da hazırlık olmadı. Yoksa bu işi bizden çok iyi yapacak genç, yetişmiş, donanımlı arkadaşlarımız da vardı. Ama onlar birden bire hazırlıksız olduğu için sahaya sürmek biraz sıkıntı yaratabilirdi. Onun yerine kendimi ön plana almak mecburiyeti hâsıl oldu. Şimdi manzaranın ölçülerine, kabiliyetlerine, duruşlarına, geçmişlerine bakın. Kozan buna mı layık? Kimse kusura bakmasın. Bu manzarayı görünce 40 yılımı verdiğim Kozan’ı bu arkadaşlara bırakamazdım. Bırakırsam da vebal altında kalırdım. Onun için sahneye çıkma zarureti doğdu.

 

Manzarai umumiyenin son derece vahim olduğunu söylediniz. Şu anda 4 aday var. Birincisi Cumhur İttifakı Adayı Sayın Nihat Atlı, diğeri Ak Parti’den 10 yıl belediye başkan adaylığı yapan şu an Saadet Partisi’nden Sayın Kazım Özgan ve diğeri de genç bir arkadaşımız var. Büyük Birlik Partisi’nden Gürdal Topal. Bir de Sayın Musa Öztürk var.

 

Mesele şu. Burada oyun daha doğrusu müsabaka 3 kişi arasında olacak. 4. arkadaşımızı kaale almadığımdan değil. Daha genç, yeni bir yapı, toplumda henüz karşılığı var mı yok mu bilemiyorum. Onu toplum bilir. Onun için de diğer 2 arkadaşımıza bakıyorum. Allah rızası için önce bir geçmişlerine baksın. Millet balık hafızalı değil. Bir insanda 2 şey değişmez. Biri kader diğeri karakterdir. Dağ dağa kavuştuğuna inanırım ama insanoğlunun karakterinin değiştiğine inanmam.

 

Bir şey söylemeye çalışıyorsunuz. Bir şey değişmez derken mesela ben değiştim ben farklıyım diyenlerle ilgili mi mesela…

 

Kimse kusura bakmasın Sosyolojiyi de, Psikolojiyi de bilirim. En büyük eğitimim polislikte 30 sene yapmış olduğun mesleğimdir. Bunlara 31 Mart’a kadar bakın. Gayet şirin, güzel görünmeye çalışacaklar. İnşallah 31 Mat’tan sonra asıl rüzgâr gözükür.

 

“Geçmişleri bellidir. Huylu huyundan vazgeçmez; belediyenin önünden geçemezsiniz”

 

Yani diyorsunuz ki bu adaylar bahsettiğiniz iki aday belediye başkanlığını aldığında…

 

1 Nisan’dan itibaren belediyenin önünden kim geçecek? Bak bakalım. Biri birikim dedi. Mimar, mühendisim dedi. İktidardan dereler, seller gibi paralar geldi. Tutturmuş kaldırıma, yukarıdaki kaleye sahip çıkıyor. Bu milleti kandırmayın.

Geldiğimde Yiğenoğlu Sokağının, Hasan Hoca Sokağının temeli atılmıştı. Şimdi Ahmet Cevdet Çamurdan Konağını, Bedesten’i yaptırıyoruz. Bunları tek başıma mı yaptırıyorum? Bunların %60-70’inin bedelini Çukurova Ajansı ile ilgili Kültür Bakanlığı’ndan gelen yardımlarla olur.

Türkeli Mahallesi’nde devletin verdiği Avrupa Birliği’nden gelen 280 bin Euro parayla bir yaşam merkezi yaptırdım. 1375 tane kardeşimiz oradan mezun oldu. Kimisi kuaför, kimisi gümüş işleme, kimisi işyeri açma, işyeri yönetme, bilgisayar, dilbilgisi vb. kurslardan sonra sertifikalar aldılar. Binayı biz yaptık. %30’lara yakın maddi katkımız oldu. Gerisini de proje karşılığı aldık.

Geçen sene Kayseri’de yapılan törende yılın belediye başkanı seçildim. Sadece ben mi yapmış oluyorum?

 

Orası bağımsız bir kuruluş mu? Eskiden bir dergiye parayı çok verirlerdi. Hatırlıyorum. Ondan sonra o dergi onları birinci seçtirirdi.

 

Hayır. Kayseri’de istişare eden 25-30 bin satışı olan belediyeler birliğinin dergisi.

 

Belediyenin önünden geçilemez derken ne olacak? Birden korku verdiğinizi düşündüm. Niye geçemeyecekmişiz ki belediyenin önünden?

 

Geçmişleri belli olduğu için belediyenin önünden geçemezsiniz dedim. Huylu huyundan vazgeçmez.

 

Başkanım belki vazgeçerler. Belki gerçekten değişirler…

 

“Belediye Başkanının görevi adam dövmek midir? Kazım Özgan’ın Kanserli bir hastayı tokatladığını herkes biliyor; kimseye huzur vermez”

O zaman siz kaderi ve karakteri sorguluyorsunuz. O bizi aşar.

Kozan Belediye Eski Başkanı Kazım Özgan, düne kadar belediye sinemasında hanginizi dövdüm? Dövmediğim kim kaldı? Diyen bir insan ne zaman değişecek? Belediye başkanının görevi adam dövmek mi? Yol yordam göstermek mi? Onları daha iyi motive edip işe, halkın hizmetinde çalıştırmak mı? Herkes biliyor. Kanserli bir çocuğa iki tokat vurduğunu bir ay sonra o çocuğun öldüğünü. Ne çabuk bu huylar değişiyor anlamadım. İki şeyi ısrarla söylüyorum. Bu sabittir. Biri kaderi Allah yazar. Öbürü de karakterdir. İnsanın fıtratıdır. Değiştiğini hiç duymadım.

 

Yani şimdi siz Kazım Bey kuzu postuna mı büründü? Diyorsunuz

Valla siz ne sayarsanız sayın onu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

 

Beğenmediğiniz tarzı nedir? Mesela burada bazı hizmetleri var. Yok diyemeyiz. Aşağı çarşı, yukarı çarşı, Kozan Kalesi, köprü

 

Yukarı Çarşıyla Aşağı Çarşıyı kapatmak hizmet değil. Yapmış olduğu yeni bir şeyi söyleyin. 10 sene de ne yaptı?

 

10 senede ne yaptı diyorsunuz?

 

10 senede Kozan’a yaptığı en büyük iyiliklerden birisi Büyükşehir ve Devir Tasfiye Komisyonu Kozan’dan itfaiye için yer istiyor. Stadyumun, havuzun bulunduğu yer, en fazla itfaiye, garajın dâhil olup 3 dönüm yer verilmesi lazım. Verdiği yer ne kadar? 37,5 dönüm Kozan’ın arsası şu anda Büyükşehir’de.

 

Ben gidiyorum Büyükşehir’e verin mi demiş?

 

30 Mart 2014’te imzalamış göndermiş. Ayrıca ne kadar katkısı var o ayrı mesele.

Kozan’a yakışır bir kent meydanı kurmak istiyordum. Hayalimde vardı. Zannediyordum ki 2014’e gelinceye kadar Cuma pazarı ile garajın yeri Kozan Belediyesi’nin sanıyordum. 75 dönüm yerin tamamını Büyükşehir’e vermişler. Şimdi sorsan imzam yok diyecek. Daha doğrusu iki tane rasgele arsa alınıyor. Kendi karışmıyor. Oturuma gelmiyor. Abidin Kaymakla iki tane arkadaş neyin ne olduğunu bilmeden Fetö’ye satıyorlar. Adana’da Cumhuriyet savcılığı hakkında tahkikat açmış belediyeyi 1 milyon 600 bin lira zarara uğratmış.

 

O zaman belediye meclis üyesi Abidin Kaymak abiyle 2 kişi daha var. 3’ü de yargılanıyor. Kazım beyin imzası yokmuş.

 

  1. İmzası yok değil. Senden habersiz bu oturum yönetilir mi? Bütün encümenler belediye meclisinde hepsinde imzam var.

Yani bu kaçamak yolları bıraksınlar. Adamcağızları sürüm sürüm süründürmesinler.

Kozan’da Fetö’nün olimpiyatlarını ben mi tertip ettim? Okullarını ben mi açtım? Zaman Gazetesi’ni zabıta baskısıyla esnafa ben mi sattırdım?

2014’e gelince ifadenizde onun hakiki yüzünü gördüm. O zamana kadar ne hikmetse görünmüyor görmüyorlar. Bir belediye başkanı bunları nasıl görmüyor? Bu kadar arkadaş mağdur oluyor? Ahmet Arık mağdur olmadı mı? Kendisinin belediye başkan yardımcısı değil miydi? Bir de imar müdürü değil miydi? Bunları yok mu sayacağız?

 

İmar Eski Müdürü Haydar Keleş’in 7,5 yıl ceza yediğini biliyorum. Yani siz Kazım beyin mi cezasını mı yedi? Diyorsunuz.

 

Herhalde. O dönemde beraber çalışıyorlardı. Ben çalışmıyordum ki.

 

Kazım bey için falan söylemiyorum başkanım. Yani burada at tepişir eşek ölür misali yukarılara bir şey olmuyor. Bülent Arınç’lara, Abdullah Gül’lere, milletvekillerine, eski belediye başkanlarına falan. Bizim buradaki çaycıya, imama bilmem neye onlar gidiyor gümbürtüye.

 

Eğer bir örgüt varsa bunun siyasi ayağı vardır. Kimse kimseyi kandırmasın. Kamuoyu günlük operasyonlardan tatmin olmuyor. Asıl bataklığı kurutmak lazım. Sivrisineği avlamakla olmaz. Şimdi larva dönemi. Buraları kurutmazsan ileride zorluk çekersin.

 

Hüseyin Sözlü dedi ki Musa Öztürk’ün çıkıp da ben sivrisineklere ilaçları sıktırıyorum dediğine bakmayın. O ilaçların hepsini biz veriyoruz dedi.

 

Öyle dediyse bu bana intikal etmedi. Canı sağ olsun. Hüseyin Sözlü’nün sivrisinekler için verdiği ilaçları gördük.

 

Nasıl?

 

Beni konuşturmasınlar!

 

Konuşun başkanım. Niçin konuşmuyorsunuz?

 

3 sene bu işi kendimiz yaptık. 2 senedir kendileri yapıyor. Ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Evvelki sene 15 Temmuz’da bıraktılar. Bu senede bu işin başındaki Talat Tümer şahit. Mazot yok diye Ağustos’un 15’inde bıraktılar. 2000 litre mazot alacağımız var. Bıraksınlar şu işleri. Biz bunu 12 arabayla yapıyorduk. Arkadaştan mirastır köprübaşındaki havuz. Biz Atatürk Parkı’ndaki havuzu 3 defa yıkattık. Sivrisineğin yuvası haline gelmişti. Tatarcık sineği tıp literatürüne geçen Şevkiye Hastalığı oradan peydahlanıyordu. Şimdi kendileri sinek mücadelesini çok iyi yapıyor da Sayın Hüseyin Sözlü kardeşime buradan selam olsun larva mücadelesi yapan var mı? Şimdi. Larvanın mücadelesi geçtiğimiz Ocak ayında başlar. Şubat ayında bunları bitirmek lazımdı. İhaleye çıktılar mı çıkmadılar mı? Bilmiyorum. Bize verin dedik fakat vermediler. Halkın sağlığı, eğitimi benim için çok mühim.

 

TC’yi niye kaldırmışlardı acaba? TC’den bir rahatsızlık, yanlışlık mı oldu acaba?

 

Ömrüm boyunca iki şeyimle övündüm. Biri Türklüğümle diğeri Müslümanlığımla… Kimsenin ne Türklüğünü ne de Müslümanlığını tartışırım. Kendiminkini de tartıştırtmam. Birincisi o belediyeye gireceksem TC’yi takmadan girmem dedim. İkincisi en mühimi piyasada hala konuşuyormuş arkadaş. Yaverin Konağı meselesi… Bu Yaver bu Kozan’a kök söktürmüş. Yaver ismi Ermeni gerillalarına verilen bir isimdir. Belediyede Yaver’e ait bir tane şeceresine ait belge bulunamadı. O arkadaş hala o konağın ismini değiştirip Yaver’in ismini koyacağım diyormuş.

 

Şöyle düşünüyorum Yaver’in Konağı olduğunda bir cazibesi, çekiciliği var gibi. Arıkan Konağı olduğunda sanki klasikmiş gibimize geliyor. Acaba turizm anlamında cazibesi olur diye düşünüyoruz.

 

Valla kusura bakmasınlar Avrupa Birliği’nin bizden ne istediğini biliyor musunuz? Vakıflar Yasasıyla ilgili 33 maddeden 4’ü Ermenilerle ilgili.

 

Musa Öztürk hiç maaş almayacaktı…

 

Doğru.

 

Ne yaptınız maaşınızı?

 

Maaşımı ne yapacaksın? Muhasebeci misin sen? İslamiyet’ten bahsederken şuna dikkat etmek lazım. Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Bana her sene Ankara, İstanbul ve Çukurova Üniversitesi’nde okuyan, mağdur olan ailelerin çocuklarının listesi gelir. Bunlar aşağı yukarı 20 civarında. Almış olduğum maaş da 8500 TL. Bunların 10 tanesi sabittir. 10 tanesi de seyyanendir. O Iban numaralarına her ay para gönderilir. İsimlerine de gelince kusura bakmayın isim falan veremem.

 

Niye söylemediniz şimdiye kadar?

 

Niye söyleyeyim. Teşhir edeyim onları.

 

Milet konuşuyor diyor ki Musa Öztürk maaş almayacaktı niye alıyor maaş diyor.

 

Ne yapim. Teşhir mi edim onları? Bugüne kadar 1000’lerce de paket dağıtıyoruz. İslam’ı yaşayan bir insan olmaya çalışıyorum. Lafla İslam olmaz.

 

2014 yılında sizinle program yaptık. Akrabalarım belediyenin önünden geçemez dediniz. Akrabalarınız da, yeğenleriniz de işe girdi. İşe aldınız. Hani almayacaktınız?

 

Ne yapacaktım? Yeğenimin birisi elektrik teknisyeni Çukurova Üniversitesi’nden mezundur. Şu anda Kozan Belediyesi’nin ekibiyle birlikte bütün tamir, yenilik hapsini o yapar. Adı Abdullah Öztürk’tür. İkincisi mahkûm kadrosundandır. Harun Öztürk’tür. Üçüncüsü de hiçbir yetkisi olmayan Barbaros Öztürk’tür. Bunların üçü de mahkûm olduğu için yedi yüz kişi içerisinde 3 tane akrabam vardır. Bunlar 4 senedir adliyenin kenarından geçmiş mi? Kimi rahatsız etmiş? Bunlara bir büyük, bir elin uzanması lazımdı. Kötü mü ettim? Belediyede de bunların hiçbiri birim amiri, müdür değil.

 

Almasam çalıştırmasam milletin başına bela mı olurdu? Diyorsunuz?

 

Bilenler bilmiyor mu? Geçmişi bilenler olmuyor muydu? Geldim kontrol altına aldım. Kimseye de dokundurtmuyorum. Para 50 yaşına kadar kazanılır. 50 yaşından sonra para kazanılmaz. Bunlara ev araba konusunda alacaksınız aldığınız maaşı da götürüp taksitlerinizi ödeyeceksiniz dedim. Her birinin sanıyorum 130’ar bin TL borcu var.

 

3 kişiden başka akrabanız yok mu?

 

Kozan’ın yarısı akrabam Yalçın Bey. En aşağı Tufanbeyli’den başlar Yumurtalık’a kadar 10 bin tane akrabam çıkar. Her taraf akrabam… Hangi köyde akrabam yok benim? Şehrin içerisinde nerede akrabam yok?

 

Siz eski bir parlamentersiniz. Aynı zamanda eski bir polis müdürüsünüz. Yıllarınız orada geçti. Belediyecilikten uzaksınız. Belediyenin içerisine geldiniz. Ama işe alımlarda bir takım adaletsizlikler yapıldığına inanıyorum. Yani daha tarafsız, adaletli, mantıklı olunabilirdi diye düşünüyorum. Bu sizi sıkıştırdı. Kamuoyunda bu çok dillendi. İnsan yağmur suyu drenajını konuşmuyor. Ulan şu da işe girmiş şunun şeyi de işe girmiş diyor. O lafları ediyorlar. Bu konuda daha farklı olamaz mıydınız?

 

Hadise şu. Birincisi insanda ahde vefa olacak. 80’e kadar başıma gerek talebelikte gerekse emniyette ne geldiyse bu milliyetçi duygularla geldi. Allah razı olsun Özal gibi bir insan çıktı hem sağcıyı hem solcuyu hem de ülkeyi kurtardı. İkinci hadise de her sene 17 Nisan’da bu can bu bedende olduğu müddetçe Özal’ın ve Türkeş’in kabrini ziyarete giderim. Ama şu anda karşımda yer alan arkadaşlar gümrükten mal kaçırır gibi 37 tane arkadaşı işe almışlar. Almadık desinler.

 

Şu anda aday olanlar derken…

 

O zaman yanımdaydı şu an karşımdalar. Akabinde imar müdürü tayin etmişler. Filanı yapmışlar. Konakta, Dağılcak’ta bir takım değişiklikler. Kimisi aldığı fiyatlar gayet ucuz gayet fahiş faturalar geldim bunları gördüm. Hepsinin de listesini çıkarttık. Referanslarına baktık. Öyle bir kargaşa oldu. O kargaşa sonunda bunları ayıkladım ama bir hayli de sıkıntıya neden onlar.

 

Nihat Bey geçen canlı yayında bir belediye meclis üyesinin 30 kişiyi işe aldırdığını konuştu.

 

Baksınlar listeye işkembei kübradan kimse atmasın. Toplam 5 sene içinde 150 adam alındı 150 adam çıkarıldı.

 

Çıkarır mıydınız bilseydiniz bu işçileri?

 

Yakinen tanımıyorum. Ama şimdi öyle insanlar var ki geçmişten kalmıştır. Benim için baş tacıdır. Ben insanların performansına, çalışkanlığına bakarım. Benim imar müdürümden tut hepsi Kazım Beyden kalma. Ama onların bir kısmını beğenmiyorlar. Niye? Eğip bükemedikleri için. Eğilip bükülen adam istiyorlar. Eğilen bükülen adamı sevmem. Adam işi neyse onu yapacak.

 

Tazminatlarla karşı karşıya geldiniz. İşçileri çıkarmayacağınızı söylediniz. Bu kadar işçiyi çıkarırken tazminatlarla karşılaşacağınızı tahmin etmediniz mi?

 

Gaziköyü’ne 9 trilyon verdim. Çıkardığım işçiden o kadar tazminat ödemedim. Asıl Kazım Bey zamanında havuza girip bunların hepsinin rakamı var bende.

 

Söyleyin başkanım. Kazım beyi çok eleştirdiniz. Dediniz ki Sivas’a göndertmem. Dosyaları açıklamadınız. Niye?

 

Dosyaları çıkarttım. Fakat niyetim zaten devri sabık yaratmak değil. Ama bazılarının ispatı mümkün değil. Ne diyeyim? 2 günde 87 bin yumurta yemiş onu mu anlatayım? Bunların ipuçları olacak. SODES’te 17 tane düğün yapılmış fişi yok. Emarelerden suçluya gidilir. Şimdiki gibi değil.

 

Niye hesap sormadınız?

 

Olmayan şeyin hesabı mı sorulur? Uçmuş. Minareyi çalan kılıfını hazırlar. Rüşvetin belgesi yoktur.

Benim kulis odama bir tane müteahhit girmedi. Kazım Özgan döneminde hangi müteahhit kulis odalarına girmedi?

 

Yani müteahhit arkadaşların çoğu kulis odası tezgahından geçti diyorsunuz…

 

Mutlaka.

 

Ne oluyor o zaman başkanım orada?

 

Ne bileyim. Onu alana verene sohbet edene sormak lazım. Bu ayyuka çıkmıştı bilmeyen mi var. Kazım Bey mimarım mühendisim diye ortalıkta geziyor. Ben aldığımda Kozan’ın şehir içi 80 bin nüfusu vardı Büyükşehir yasası çıkmadan önce. Kozan’ın imar planı var mıydı yok muydu? Evet vardı. Ersan Arıkan zamanından kalma 25 bin nüfuslu Kozan’a hitap eden bir imar planı. Meclis toplantılarına bakın yaptığı imar planını 13 Mart 2014’te neden iptal etmiş? Hangi zaruretten. Ben aldığımda şehrin imar planı yoktu. O köprünün halini biliyorsunuz. Köprüyü o hale ben mi getirdim? Şimdi sorsanız Karayolları getirdi derler.

 

Niye kapattınız köprüyü başkanım. Bunu biraz kercine sordum.

 

Köprüyü biz kapatmadık ki.

 

Size bazı gazetelerde eleştiri vardı.

 

Gazeteler niye eleştiriyordu? Ben onu olağanüstü halde özel durumlarda sayın vali, Büyükşehir dâhil hepsine anlattım. Büyükşehir’in durumu şu. Köprü Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne ait. Ne yapacağımıza dair planını programını hazırladık. Şimdiki belediye başkan yardımcısı İmar Müdürü Yaşar Gök’e ait planımızı sunduk.

Bir Karayolları Bölge Müdürü dedi ki köprüye bir çivi bile çaktırmam dedi. O zaman niye çaktırmışlarsa bilmiyorum. İki anıtlar kurulu bizim dedi. O yetkililer 35-40 tonluk JSB’ler o köprünün üzerinde gezerken neredelermiş? Siz yapın dedik. Yukarı yazdık. Tahsilât gelirse yaparız diyorlar. Tabiri caizse zurnanın son deliği biziz.

 

Kazım Bey diyor ki orası Karayollarına ait.

 

Şimdi mi akıllarına gelmiş? Ne geziyordun? O beyanatlar nereye gidecek peki? Köprüyle ilgili benim hiç beyanatımı duydunuz mu? Sana ait değil de günlerdir televizyonları medyayı niye işgal ediyordun?

O köprünün yanındaki binaların ruhsatını ben mi verdim? Oranın geçmişine bir bakın. Orası Atatürk Parkı’nın devamıdır. Yeşil sahadır. Park alanıdır.

 

Ne yapmışlar park alanını?

 

Bilmiyorum bakın. İmara bakın neler yapmışsa.

Kazım beyin marifetlerine bakın. 2014’deki arkadaşların hepsine sormak lazım. O ruhsatları nasıl verdiniz?

 

Musa Öztürk petrol ruhsatı verdi mi?

 

“Hiç akaryakıt- Petrol ruhsatı vermedim”

 

Hayır. Bir tanesi var. O da Mehmet Bey zamanında alınmış Rasim Çelik’e ait ruhsattır. Bazı yerlerden bazı arkadaşlara talimat gelmiş olacak ki bizim MHP’li 4-5 tane arkadaş o oylamaya gelmediler. Şunu herkes bilsin.

Musa Öztürk’ün bulunduğu yerde ne hırsızlık ne yolsuzluk ne de öyle omuzdan yürüyen kara kaputlu belediyede cirit mirit atamaz. İhalelere de giremez.

Namusuyla da gelirse baş tacıdır. Bir tane haksız iş ne yaptırdım ne yaptım ne de göz yumdum.

 

Yani siz birine 8–10 kat vermediniz mi? İmar konusunda eşitsizlik yapmadınız mı?

 

Hayır. Baksınlar. Ha ufak tefek göz kaçan olmuşsa. Şu anda Kozan’ın imarı 225 bin kişiyi içerisine alacak şekilde bir imar planı yapılmıştır. Unutmadan şunu da söyleyeyim. Kozan’ın ezeliyle ebedi bir yarası var.

 

Irmak Caddesi, köprübaşı, Adana caddesi ve Sırkıntı caddesindeki esnaflar inliyor. Patırdıyor. Bağırıyor. Çok canları sıkılıyor. Orada bir yara var. Kazım Bey de diyor ki o sorunu aşacağım diyor.

 

Nasıl aşacakmış? Kazım Beyin bulunduğu parti hangisi? Saadet Partisi’nin Büyükşehir’i var mı? Yoksa şunu arkadaşın öğrenmesi lazım. Ana cadde ve bulvarlar Büyükşehir’e bağlı. Büyükşehir’i olmayan bir belediye nereyle irtibat kuracakta bunu halledecek? Kendi kendine yapamaz. Mutlaka Büyükşehir lazım. Mevcut Büyükşehir Yasası olduğu müddetçe sen ne zamandan beri ana caddeye bulvara karışıyorsun? Oraları Büyükşehir’in istimlak etmesi lazım. Büyükşehir’le küçükşehirin birbirini tamamlaması lazım.

 

Siz niye tamamlayamadınız? Nihat Atlı da, Cumhur İttifakçıları da Ak Partililer de söylüyor. Feke’ye, Saimbeyli’ye hizmet var. Kozan’a niye yok? Ak Parti Kozan İlçe Başkanı Yusuf Bilgili diyor ki Musa Öztürk söz verdiği mega projeleri yerine getirmedi. Yılda 1000 işçi 5 yılda 5000 bin işçi alacaktı. Su borularını değiştirecekti. Niye değiştirmedi? Diyor.

 

Feke’ye ne hizmet yapılmış? Feke Kozan’ın bir mahallesi kadar bir yer. Bu arkadaş ilçe başkanı olduğundan bu yana Kozan’a hizmet gelişiyle ilgili tek yardım ettiği noktayı söylesin. Oturup konuşmasınlar. Devleti bilsinler. Başka yerleri bilirler de devleti bürokrasiyi bilmezler. Önce onu bir öğrensinler. Bir partinin belediye başkanı varken bir ilçe başkanı 3 sene önceden ben belediye başkan adayı, belediye başkanı olacağım diye ortaya çıkıp bangır bangır bağırması parti açısından ki o parti bir disiplin partisidir. Etik midir? İkincisi Büyükşehir Yasası’nı ben mi çıkardım? Biz o mega projeleri neyle yapacaktık? Birincisi Büyükşehir yasasını yeni tenkit etmiyorum. O zaman da söyledim. Büyükşehir 5 senede Kozan’ın 300 milyon parasını alırsa, hiçbir hizmette getirmezse bunu halkımla paylaşırım. Hak alınmaz verilir. Mücadelesi yapılır. Mücadelemi yaptım. Mücadele adamıyım. Sanıyorum benden istedikleri randımanı alamadılar.

 

Neden?

 

Onu da kendilerine sormak lazım. Kozan’a icap eden şantiye götürüldü Kozan’ın bir mahallesi kadar olan Feke’ye yapıldı.

 

Hüseyin Sözlü Kozan’da söz verdi. Sözlü, Kozan’ı şantiyeye çevireceğim. Kozan Cumhuriyet tarihinde görülmemiş hizmeti alacak dedi.

 

Dedi de hani ne oldu?

 

Hastane kavşağı açıldı işte…

 

Hastane kavşağının planını projesini Eskişehir’den bir doçentle profesörü getirip yaptıran benim. Adamları 1 hafta misafir ettik. Oradan ne kadar araba geçiyor onların sayımına kadar. Orası 8 kollu bir kavşaktır. Ama ne 8 kolu var. Orası 80 metrekare alanı olan bir yerdi. Şimdi 30 metreye indi. O plan uygulansa kimse kimseyi görmeyecekti. O planın orijinali Adana Fen İşleri’nde var. Ben yaptırdım. Biri de bizde var. Büyükşehir’le planın hiçbir alakası yok. Gerekirse işçiliğinin yarısını da biz yapalım dedik. 4 sene de zor yaptırdık. İkincisi de bu 280 milyonun ne kadarı harcandı bilmem.

 

Göller’e hizmet yapıldı. Su geldi.

 

Evet. Ama giden para 280 milyon.

Kozan’ın su parası, halin parası, otogarın parası, mezbahanenin parası, ana caddelerdeki bütün dükkânların ilan-resim paraları, çöp paraları Adana’ya gider. Daha bir tane Kozan’a konteynır vermişler mi?

 

İlaçlamayı da göreceğiz inat ettiler aldılar. O ilaçların hepsini de tahlil ettirmezsem bana da Musa Öztürk demesinler. Mademki bu Kozan beni belediye başkanı seçti hepsinin hesabını sorarım. Dirhem dirhem herkesin burnundan getiririm.

 

Millet perişan oldu sivrisinekten. Sizi bir ara aradım. Başkanım dedim bu sivrisinekleri besliyor herhalde bu sivrisinek ilaçları. Yalçın dedin. Atan biziz. Ama sivrisinek ilaçlarının ihalesini yapan Büyükşehir Belediyesi dediniz. Hatırlıyorum.

 

Doğru unutmadım. Hepsini takip ediyorum.

 

 

 

Talat Tümer çok iyi çalışan birisi.

 

Bir gün sorun ben izin de veriyorum.

 

Açıkgöz’den bu yana ilaçları atar. İlk kez sivrisinek bu kadar öldürdü bizi.

 

Şimdi endişeliyim. lavra ile mücadelesi yapılmadı bugüne kadar.

 

 

Büyükşehir yapıyordu larva ile mücadeleyi

 

Kim yapacak tabii Büyükşehir. İlacı kim atıyorsa larvasını da o yapacak.

 

Bu sene gene bizi yiyecekler o zaman

 

Bilmem ben işte. Ben onun için 1 aydır uğraştım. Dedim ki müsaade edin Kozan ilçesi şu ilaçla mücadele ihalesini biz yapalım. Parasını da zararı yok biz sizden bir şey istemiyoruz. Eski 3 sene ihalesini biz yaptık. Tatarcık sineğinin neslini nasıl kuruttuk. Ben bu sene bir şey demiyorum. Takip edeceğim.

 

 

Kozan Belediyesi, Büyükşehir’e su parası mı ödüyor?

 

 

O konuyu açma. Bizim ÇED’den çevreden dolayı hala Büyükşehir’den 2 milyon 700 bin alacağımız var kardeşim. Hangi birini anlatıyon. ASKİ’nin iflas ettiği memleketi söyleyin bana?

Hangisini anlatayım siz söyleyin bana?

 

Siz işçinin maaşını veremediniz bu ay. 750 TL aldılar. Oradan 250 bin gelseydi?

 

Problem kalmayacaktı.

 

Yani aynı partiliydiniz ama bir türlü anlaşamadınız

 

 

Hiç ortak kazanın kaynadığını gördünüz mü? Bu yasa baştan aşağı yanlıştı.

 

 

Çok önemli bir soru soracağım Sayın Başkana. Büyükşehir yasası değişmedi yerinde duruyor. Niye adaysınız?

 

Büyükşehir yasası duruyor ama bunu düzeltmek için yeniden adayım. Ben aldığım işi sonuna kadar takip ederim. Bugün belki müteahhitliğini bakanlığını yapmadım. Akdam-Mansurlu yolu varsa en çok mücadeleyi ben verdim. Bir militan gibi mücadele cerdim. 25 senedir veriyorum, hala da vereceğim.

 

Başkanım siz parlamenter değilsiniz? Şuan Belediye başkanısınız.

 

Doğrudur.

 

Ama burada Hüseyin Sözlü ve Zeydan Karalar, Büyükşehir nasıl olacak acaba?

 

Koyun kurt ile gezerdi. Fikir başka başk'olmasa der Aşık Veysel. Benim niyetim üzüm yemek bağcı dövmek değil. Bu yasa nevi hükümleri devam ederse Ben Zeydan Beyle’de konuştum. Dedim ki.

 

Bu yasa kalkmadı devam ediyor şuanda

 

Belki bu yasa ilelebet devam etmeyecek. Belki 31 Marttan sonra kırılma olursa. Kaybetti mevcut hükümet.

 

 

Anladım. Anladım. Geniş anlamda düşünüyorsunuz.

 

O’nu diyorum. Bunların hepsini düşünmek lazım. Biz bunların fikri alt yapısını oluşturuyoruz. Her gittiğim yerde anlatıyorum. Ben ne yapıyorum Ankara’da zannediyorsunuz? Ben bunların hepsini bir bir takip ederim. Belki çok sevdiğin insanlarla tokalaşamıyorum ama bu işleri Ankara’da kim takip edecek? Kim anlatacak? Ben anlatacağım. Ben.

 

 

Bazı insanlar kırıldı? Bazı insanlar üzüldü?

 

Neden? Ben Kozan’da huzuru getirdiğime inanıyorum. Bir tek arkadaşı incitmedim ben.

 

Musa Öztürk kendi farkını kendisini anlatacak. İyi Parti’den ittifaktan adaysınız. Sizce Musa Öztürk’ün belediyecilikteki en bariz özelliği nedir?

 

 

 

Ben partiden ziyade insana, insani değerle kıymet veririm. İyi Parti ve CHP ittifakının ortak adayı oldum. Benim arkamda İYİ Parti CHP. Ben meseleye öyle salt oy olarak bakmıyorum. Yerel yöneticinin de öyle bakmamasını tavsiye ederim. Ben öyle Ak Partili, MHP’li, partileri aktif olmayan Doğru Yol’cu, Anavatancı kardeşlerim var ki, ben onların hepsinin hizmetkârlığına talibim. Ben Kozanlıya nüfus kâğıdı sormam. Kozanlı olsun, benim insanım olsun. 40 yıldır hizmette sen hangi partilisin diye kimseye sormadım. Haklı mı? Haksız mı? Adam mı? Değil mi? Ben ona baktım. Halka hizmeti Hakk’a hizmet bildim. Yaradılışımda bu var. Ben yaptığım işte 130 bin nüfuslu insandan en az % 51’ini memnun edebiliyorsam o gün yastığa santim kala uyurum. Yarın benim mezarıma gelip de bu adamda şuydu deyip bir Fatiha okursa yeter. Benim başka beklentim yok. Derviş ruhlu bir inanım. Kendi şahsiyetimden fedakârlık yaparım. Söz konusu devlet olursa ömrüm boyunca taviz vermem. Mesleğim gereği karşıdan gelen birinin ne niyetle geldiğini bilirim. Bir hemşerimin Hakkari’de hakkı varsa. Onu A’dan Z’ye takip etmişimdir.

 

Ben yönetim tarzınızı soruyorum. Mesela Belediyede Ak Partililere baskı var mı?

Benim üslubum belli. Başbuğ felsefesiyle yetiştim. Ama olgunluk dönemim Turgut Özaldır. O dönemde ülke çağ atladı. Siyasetin malzemesi insandır. İnsan A,B,C fikrine kapılabilir. Ama işini iyi yapıyorsa hangi partili olduğuna bakmam. Bugün yanımda çalışanların bir kısmı Ak Partili. Ama bir günden bir güne çıksın birisi söylesin.

 

 

Şuanda bir sürü Ak Partili var

 

Ben her toplantıda da aynısını söylemişimdir. Ama adam gitmiş militanlık yapıyorsa, halkıma zarar veriyorsa, rüşvet gibi işlere giriyorsa onu affetmem. Bunun haricinde ölçüm performansıdır.

 

Musa Öztürk’ün Kozan’a en büyük katkısı nedir?

 

 

Musa Öztürk’ün Kozan’a en büyük katkısı huzurdur. Zabıta bir kolluk kuvvetidir. Şimdiye kadar hangi esnafı rahatsız etmişler. Atıyorum bakkal, veya manav. Git arkadaşa eğer sağlıklı ilgili acil konu değilse eksikleri 1 ay müsaade edin. Eğer devam ediyorsa gereğini yapın. Bir tane esnaf desin ki bana Zaman Gazetesi’ni zorla sattırdılar. Geldiler benden Kozanspor için zorla para aldılar. Birisi desin. Ben hoşgörüyü, demokrasiyi, huzuru getirdim. Ben devlet adamıyım. Hayatıma bakın. Bu zamana kadar benim bir tek yanlış işimi bulana, ne diyorsa onu yapacağım. Arkadaşlar önce kendilerine aynaya baksınlar ondan sonra meydana çıksınlar. Sırça köşkte oturanlar etrafındakileri taşlamasınlar. Çünkü orası camdandır. Taş atarsın kırılır. Herkes konuşurken üslubu ölçülü ve düzgün kullanması lazım.

 

 

Kazım Özgan “Nerede kalmıştık? diye afişler astırmış şehrin muhtelif yerlerine.

 

 

 

Kazım Özgan’ın nerede kalmıştık? Derken biraz düşünmesi hicap duyması lazım. Biraz halkını tanıması lazım. Nerede kalmıştık? Mahmutlu ve Cumhuriyet Mahalleleri’nde kalmıştık. Sen arkana hükümeti, devleti al, oluk gibi de para aksın. Zorla adamın evini başına yık. Böyle bir hak kimde var? Oralar bir tarih. Herkesin hatıraları var. Mahmutlu Mahallesi’nin tapu tahrir defterlerinde Kanuni Sultan Süleyman zamanında meydana çıkmıştır. Kozanın en eski mahallesidir. 500 sene önce bu mahalle var. Gelir gelmez Mahmutlu Mahallesi’nde referandum yaptım. % 97 halk kentsel dönüşüme hayır dedi. Halka rağmen bu işler yapılır mı?

 

Hatırlıyorum 2014’de

 

Nerde kalmıştık? Köprünün akıbetini görüyorsunuz. Orada kalmıştık. Köprünün bugünkü halinin sorumlusu ben miyim? Oraya biri pankart asmış. Gördüm, düşündüm. Ve güldüm. Kozan’ın haline. Mizahi haline. Adam kimse yazmış. Ellerine sağlık. Bu köprüyü bu hale kim getirdi?

 

Karayolları

 

 

 

Öyle mi? Karayolları hazır yolları yapsın. O’nun taşları Ahlat’tan, Acil Cevaz’dan geliyor. Üzerinde 40-50 tonluk JCB’leri gezdirdin. Taşlar zarar gördü. Bu Kozan’a tarih’e ihanet değil de nedir? Ben izahını bulamıyorum. Arkadaşın hangi marifetlerini anlatayım.

 

 

Yani siz alternatif olamaz mı diyorsunuz?

 

10 senede ne yaptık ki?

 

Var hizmetleri yok değil. O dönemde gelen para size gelse ne yapardınız?

 

O’na gelen para bana gelse önce su şebekesini değiştirirdim. Çünkü utanıyorum. Ben ilgili arkadaşları yüz bin defa söyledim. Yüz bin defa da söz verildi.

 

Söz verdiniz. Kozan’ın su borularını ilk bir yılda değiştireceğim dediniz?

 

 

Ben bu yasaya güvenerek Büyükşehir’den dolayı ilk bir yılda değiştireceğim diye söz verdim. Yetkili arkadaşa her gelmesinde söyledim. Taşeronluğunu da biz yapalım dedim. Siz temelini atın biz nasıl drenaj kanalını, yağmur suyunu yaptıksak, arkadaşlarım hep buranın çocukları bu memlekete fedakarlık gerekirse yaparlar. Gelin yapalım.

Ben kandırmaya kalktılar. Senin İller Bankası’nda tanıdığın var. İller Bankasının Jayka kredisi var. Oradan kredi alacaklarmış, ben yardımcı olacakmışım. Ben devleti bilmiyorum ya? 750 milyon alıp, bir kısmını da Kozan’a ayıracaklarmış. Ben İller Bankası’ndan ilgili arkadaşlara sordum. Dedim ki “Bu 750 milyonluk kredinin içerisinde Kozan’ın içme suyu şebekesi değiştirme var mı? Yok mu? Nereden çıktı o abi dediler. Bu tamamen Yedi Göze Barajı ile ilgili konu dediler. Bunu bile yaptılar. Kozan’ın olmadığı bir işe ben niye yardım edeyim? Beni niye kullanıyorsunuz?

 

 

Milletvekili Tamer Dağlı eleştirdi sizi. Doğalgazı hükümet getirdi. Belediye sahiplenmeye çalışıyor.

 

 

Doğalgazla ilgili protokolün altında Tamer Bey’in mi imzası var? Beyefendi bir baksın. Yardımcı olmuş olabilir. Teşekkür ederim. Ama milletvekilleri ne zamandan beri protokol imzalıyorlar. Kusura bakmasında. Görevlerini bir öğrensinler. Allah rızası için. Milletvekillerin görevi demokrasilerde yasama ve denetimdir. Cumhurbaşkanlığı sisteminde de o denetimin kalıp, kalmadığına da iyi bakmak lazım. Halkım bilsin. Getirmeye de pek sıcak bakmıyorlardı. Ben dedim ki. Getirdiğiniz boruları üstünü kapatmak ve yolda oluşan tahribatları kapatmak da bizim görevimiz olsun dedim. Bunun hamallığına da talip olduk. Onlarda bize jest yaptı. Kar’a % 10 bizi ortak ettiler. Bunları beyefendi mi hazırladı? Biz mi hazırladık? Kendi mi hazırlamış? Altında kimin imzası var? Önce görevini öğrensin. Ben 20 yıldır yaptım. Biz yaptık derken, 10 sene önce niye yapmadınız? Demezler mi adama? 17 senedir iktidarsınız. Önce Kadirliye doğalgaz geldi. Sadece borularını buraya nakledecektiniz. Niye yapmadınız? Doğalgaz medeniyettir.

 

Bu yıl bitecek mi?

 

Yapılan protokol da 17 Aralık 2018 de Kozan’ın 3/1’i. Yani, Şevkiye, Cumhuriyet, Stadyumun civarı, Karacaoğlan Mahallesi ve Göç Yolu. Buralar 17 Aralıkta bitecekti. Ama 10-13 Ağustostaki ekonomik krizler erteletti. Haziran’ın 15’i ile sonu arası Kozan’ın % 35’ine doğalgazı verecekler. Sorarın arkadaşa benim arkamda hükümet olmadı, ilçe başkanım 3 senedir aleyhimde çalıştı. Buna rağmen Musa Öztürk bu işleri hallediyor da, siz niye halletmediniz? Devletin işleyişini bilmek lazım. Bilmezsen Tırmıl’ın öte tarafında oturur kalırsın. Kimle neyin halledileceğini bilmek lazım. Benim ömrüm bunlarla geçti. Ben zaman zaman halkım arasında olmuyorsam. Bunun sebebi halkın işleri var.

Halkımla her zaman bütünleşirim. Halktan uzak bir insan değilim.

 

Siz devlet protokolünden geliyorsunuz. Uluslar arası ilişkileriniz var. Gitmediğiniz ülke kalmadı. En tepelerde yer aldınız. Eski bir polis ve bürokratsınız. Bunun verdiği etkiyle Musa Öztürk çok halka haşır-neşir olamadı. Bir kopukluk oldu orada. Bunu kabul edelim. Musa Öztürk’ün hataları olmadı mı yani? Her şey çok güzel, mükemmel mi oldu yani?

 

Bize kibir yakışmaz. Elbette hatalarım olmuştur. Hatalarımdan ötürü özür dilerim. Özür dilemek benim için şu yaşta erdemdir. Ben bir çocuktan bile özür dilerim. Ben bundan uzak duran biri değilim.

 

 

 

Seçim büronuzun açılışı oldu. Zeydan Karalar geldi. Siz orada mikrofonu aldınız. Hatalarım olmuştur özür dilerim dediniz.

 

 

Tekrar diliyorum ne var bunda. El öpmekle ağız pis olmaz Yalçın Bey. Öpülecek eli seçmek lazım. Vatandaşın temiz elini her zaman öperim. Benden büyük olmuş, olmamış fark etmez.

 

Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Akdeniz Bölgesi’nin tek borçsuz belediyesi. Çok başarılı bir belediye başkanı. Son zamanlarda onla ilgili HDP’lileri ASKİ’ye dolduracak, HDP destekliyor, İYİ Parti ve CHP’yi. Acaba ortada söyleyecek bir laf mı yok? Malzeme mi bitti de HDP lafı var? Var mı böyle bir şey. Siz devletin ortasından geliyorsunuz? Öztürk’ün ve Karalar’ın HDP ile ilişkisi olur mu?

 

Bu konuda çok arkadaşım ikramiye almıştır ama 10 takdir namesi bir çırpı da olan adamım. Bizim HDP, PKK ve bölücü örgütlerle işimiz olmaz. Zeydan Karalar’ın ne işi var. O meseleyi de araştırdım. Biz yaptığımız iş dolayısıyla adli soruşturmalarda Cumhuriyet Savcısına bağlıyız. Cumhuriyet Savcısı olay Seyhan’da olduğu için Seyhan Belediyesi’nden cenaze ambulansı ister. O’nu da ilgili arkadaşlar gönderir. Netice de ölen adam PKK’lıymış. Savcı isterse sen o ambulansı göndermem mi diyeceksin? Bunu duyan arkadaşlar bir kaçık suda maalesef fırtına koparıyorlar. Ayıp.

 

5 yıllık döneminizde en büyük hizmetiniz nedir?

 

5 yıllık dönemimde en büyük hizmetim huzur, demokrasi, hoşgörü, yağmursuyu drenaj kanalı, doğalgaz, yaptığımız asfaltlar. Tam 228 bin metre kare çelik asfalt yaptık.

 

Hani yollarımız çukur?

 

Bu sene Türkiye 50 yılın en büyük yağışını aldı.

 

 

Her yer ald

Sonfikir Gazetesi Resmi Web Sitesi - Haftalık Bağımsız Siyasi Kültürel Fikir Gazetesi
Gazetemizin yayın ilkeleri gereğince hiç bir yazarımıza müdahale etmemiz söz konusu değildir. Yazarlarımız yazılarından kendileri sorumludur. Sitemize Yayınlanan Materyallerin Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz. 
Tufanpaşa mah. Üstün sok.No:6 Kozan/Adana
[yönetim paneli]   [anket yönetim paneli]