Sosyal medya bir bahçe olsaydı…   2.10.2018

Sosyal medya bir bahçe olsaydı eğer, bir evin ön bahçesi olurdu çoğu insan için. En güzel çiçeklerin renk renk serpildiği, canlı, parlak, çekici…

Evin önünden gelip geçen herkesin baktığı, kimi zaman dönüp tekrar baktığı, kiminin abartılı bulduğu, kiminin burun kıvırdığı, kiminin hayran kalıp kiminin kıskandığı bir ön bahçe. Bir köşesine istenmeyen eşyaların yığıldığı, bakımsız, ruhsuz arka bahçeler var bir de hayatta. Yabancı gözlerden sakınılan, mümkünse herkesten saklanan, yokmuş gibi davranılan. Oysa çoklukla gerçeğe daha yakın duran. Kaçımız iki bahçemizi birleştirip sunabiliyor? Parlak olmayan yanlarını, en parlakları kadar cesurca ortaya koyabiliyor?

Peki, izleyici kimliklerimiz parlak olmayanı kabule ne kadar hazır?
Bazen her gün yüz yüze bakıp günaydın dediğim birinden daha sıcak, daha gerçek bulduğum insanlar var burada. Adını, yüzünü bilmediğim, kadın mı erkek mi emin olmadığım, ama yazdıklarıyla, fotoğraflarıyla, seçimleri, algıları, düşünceleriyle kendime yakın bulduğum, kimi zaman hayranlık duyduğum, ışığına bayıldığım birileri.

Hep yazsa okusam dediklerim. Parmağı hep deklanşöre bassa istediklerim.

Ruhunu yitirmiş bir dünyada ruh taşıma cesareti gösterenler. Evet, sen de onlardan biri olmalısın, iki satırdan uzun bir yazıyı hala okuduğuna göre!

Biz rastladığımızda hissediyoruz birbirimizi zaten.
Dünya bazı insanlarla daha güzel…

Burada ya da yüz yüze. İzmir'e gittiğim sabah, havaalanındaki kahvecilerden birinde, okuduğum kitapta bazı cümlelerin altını çizmek istedim, kalem almak için çantama attım elimi ve aynı anda çanta değiştirdiğimi hatırladım. Yanımda belgesel izleyen yarı yaşımdaki genç adamın dikkatini dağıttım kıpır kıpır, elini çantasına atıp bir kalem çıkarttı. Gülümseyerek uzattı. Bazen konuşmak gerekmeden anlaşmak ne harika…

Benimkinden erken olan uçağına giderken bana armağan ettiği o basit tükenmez kalem öyle değerli ki. Sonra Bostanlı-Alsancak vapurunda günbatımını fotoğraflarken yanıma yaklaşıp çektiğim fotoğrafları görmek isteyen o gencecik güzelim kız. Benimle gelecek hayalini paylaştığı o kısacık anın eşsizliği.

Hayatı böyle seviyorum ben.

Ayrıntıları, anları ve birbirlerini her koşulda bulan güzel ruhlarıyla.

Gülay Oktar

(Gülay Oktar, Yalçın Kara’nın TRT İstanbul Radyosu’nda çalışan okul arkadaşı)

Sonfikir Gazetesi Resmi Web Sitesi - Haftalık Bağımsız Siyasi Kültürel Fikir Gazetesi
Gazetemizin yayın ilkeleri gereğince hiç bir yazarımıza müdahale etmemiz söz konusu değildir. Yazarlarımız yazılarından kendileri sorumludur. Sitemize Yayınlanan Materyallerin Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz. 
Tufanpaşa mah. Üstün sok.No:6 Kozan/Adana
[yönetim paneli]   [anket yönetim paneli]