Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi ziyaret ettim… - 1.8.2017

Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi ziyaret ettim…

Hünkar Hacı Bektaşi Veli hazretleri inanç dünyamızın en derin ve etkili şahsiyetlerinden birisi ve “eline, diline, beline sahip çık” felsefesinin yılmaz savunucusudur. Merkezi otoritenin dağılmaya yüz tuttuğu sıralarda Moğol baskısından yılmış Türkmenleri bir arada toplayan, Hak dostu “İncinsen de incitme; kadınları okutunuz; ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır; arifler hem arıdır hem de arıtıcıdır; sakın ol kimsenin gönlünü yıkma/ gerçek erenlerin sözünden çıkma…” diyen, gözü, gönlü bol; Hak tealanın yoluna hayatını koymuş; nice evliyaya himmet etmiş kimsedir.

 

HACI BEKTAŞ’IN ETEĞİNE YÜZ SÜRDÜM…

Hacı Bektaş’ın eteğine yüz sürdüm. Rahmetli babamdan çok duydum onun adını. “Pirim Hünkar Hacı Bektaşi Veli” derdi. Koca pirin makamına gittiğimizde çok etkilendim. Tüylerim diken diken oldu. O dev gibi yemek yapılan kazanları görünce şaşırdım. Cömertliğine, dağıtıcılığına, veren ele hayran kaldım. Dünya malına tapınılan ve neredeyse her şeyin alınıp satıldığı, nesneye dönüştüğü bir iklimde manevi dünyamızın derin felsefesini oluşturan hünkârın makamında eğilip, yüz sürdük; diz çöküp, saygı gösterdik. Dualar ettik. Yüce Allah’tan iyilikler, sevgi, saygı, huzur, gönül güzelliği diledik. Günahlarımızın bağışlanmasını istedik. Sevgi ışığının bütün hücrelerimizi kaplaması için yalvardık. Şerden, beladan, her türlü kötülüklerden bizi, ailemizi, sevdiklerimizi, milletimizi, devletimizi korumasını istedik.

Hünkar’ın nefsinden korunmak ve olgunlaşmak için bizzat 40 gün 40 gece kaldığı çilehane odasından büyülendik. Hacı Bektaş tertemiz ve bakımlıydı. Hazreti Peygamber Efendimizin Hazreti Ali için söylediği şu söz duvarda asılıydı: “HZ. ALİ’Yİ(R.A) SEVEN BENİ SEVMİŞ OLUR, BENİ SEVEN DE HZ. ALLAH’I SEVMİŞ OLUR. HZ. ALİ’YE BUĞZEDEN BANA BUĞZETMİŞ OLUR, BANA BUĞZ EDEN DE HZ. ALLAH’A BUĞZETMİŞ OLUR.”, “AY ALİ! BEN İLMİN ŞEHRİYİM SEN DE KAPISISIN. ŞEHRE ANCAK KAPIDAN GİRİLİR.”

 

12 İmamların bulunduğu makam odasında Karadonlu Can Baba’nın minderine 7 aylık kızımız oturduğunda manevi iklimden o da etkilenmiş olsa ki sevinçten uçtu. Ziyaret boyunca hiç zorluk çıkartmadı. Hacı Bektaş’ın türbesine neşeyle sarıldı. Bizde coştuk. Gördüğümüz her şey samimi, inandırıcı ve içten şeylerdi. Balım Sultan’ın türbesine gelince, önündeki binlerce yaşında olan kurumaya yüz tutmuş dut ağacı hala meyve veriyordu. TRT’de çıkan Yunus Emre dizisini de hiç kaçırmayan birisi olarak ve de ailecek Balım Sultan’ı yakından tanıyor gibiydik. İçimiz huzur doldu. Yer yer gözyaşlarımız aktı. Aslanlı çeşmeden su içtik. Bir bakır tava aldık bir de Hacı Bektaş Şekeri. Çilehane denilen mezarlığa gittik. Maksadım orada Büyük Şair ve Ozan Aşık Mahsunu Şerif ile düşüncelerinden çok etkilendiğim, Yazar İlhan Selçuk’u ziyaret etmekti. Paraya, pula tamah etmeyen; makama eğilmeyen; hayatları boyunca halkımızın huzur ve refahlarının artması için; eşitlik, özgürlük, adalet için savaşmış, düşüncelerinden ödün vermemiş iki insan: Mahsuni Şerif ve İlhan Selçuk. İlhan Selçuk babam gibiydi. Onun sade mezarında şu son yazısı dilimden döküldü: “Birazdan hekimler beni kesip biçecekler; dirliğimi isteyen dirlik; ölümümü isteyene yüz bin ömür versin hak” kardeşi Turhan Selçuk ve hemen yanı başında Şair, Yazar ve Ozan Fikret Otyam da sessizce yatıyorlardı. İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet’in türbesini gördüğümde de şu duygular içerisindeydim: Vay be! Kimler geldi geçti. İmparatorlar, peygamberler, beyler, efendiler, yazarlar, evliyalar… Biz insanoğlu hiç ölmeyecek gibi gaflet içerisinde bocalayıp duruyoruz…

Vesselam: Allah izin verirse, ileride yine, hiçbir insanı, hiçbir milleti din, dil, cins, ırk fark etmeksizin ayırmayan, her varlığı Hakk’ın bir parçası kabul eden; yaratılanı yaratandan ötürü seven Pir Hünkar Hacı Bektaşi Veli hazretlerini ziyaret etmek isterim.

 

- 1.8.2017