Sistem parçalanmış aileler istiyor - 6.12.2017

Sistem parçalanmış aileler istiyor

Küresel güçler gizli-açık dayatıyorlar. Her şey onların istedikleri doğrultusunda değişiyor sanki. Çoğu zaman olayların akışında sürükleniyoruz. Küresel güçler-dünyanın zalim efendileri dayatıyor, gelişmesi engellenmiş ülkelerin iktidarları uyguluyorlar. Bu süreçte A veya B partisi farkı yok gibi bir şey…

 

KÖY NÜFUSU NEDEN AZALTILDI?

 

En küçük bir örnek verelim: sistemin efendileri, büyük biraderler köy nüfusunun azaltılmasını ve akabinde tarımın-hayvancılığın bitmesini istiyorlar. Bütün çabaları: Her türlü tüketimin artması ve dışa bağımlılığın geri dönülemez bir hale gelmesinden ibaret. Demirel’inden Ecevit’ine, Mesut Yılmaz’ından, Bahçeli’sine, Çiller’inden Erdoğan’ına varana değin, bilerek ya da bilmeden, ne gerekiyorsa uyguladılar.

Gözü açılana, direnene, aksini yapmaya çalışanlara savaş açıyorlar. Ecevit’in 8 yıllık eğitim sistemiyle, berbat taşımalı eğitimiyle(YİBO’ların içler acısı halini ve oradaki sayısız vakıaları da gözünüzde canlandırın. Heytt be bu memleket iç edilen etleri, çayları bile konuştu)

Bu yönüyle;

Ecevit hükümetinin meslek ve zenaat gruplarını yok eden, İmam Hatiplerin önünü kesmeye çalışan eğitim politikalarıyla Erdoğan hükümetinin İmam Hatip okulları furyası arasında pek fark yoktur.

Sadece eğitim alanında değil; ekonomik, siyasi ve kültürel manada da farklı uygulamalar gibi görünen şeylerin aynı sonuçları doğurduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.

Köyden kente göçler hızlandı. Tarım ve Hayvancılık bitmeye yüz tuttu.

Her şeyi tüketmeye başladık.

Küresel güçlerin açık pazarı haline geldik.

Sadece dünyanın en çok telefonla konuşan milletiyiz ve sürekli tüketiyoruz.

Tükettikçe içimiz boşalıyor. Boşaldıkça bitiyoruz ve bağımlıyız. Özgürlük denilen kavramın devletler ve insanlar bağlamında ne derecede önemli olduğunu çoğumuz hiçbir zaman ve halen de anlayamadı.

 

TV’deki dizilere bir bakın hele!

İzlediğimiz hemen tüm dizilerde kadın veya erkeklerin eşlerini aldatmaları o kadar doğal halde veriliyor ki; adeta: “Ayrılın! Boşanın! Problemli olun. Zayıflamış ve parçalanmış aileler istiyoruz” mesajı veriliyor. Ve toplumsal algı oluşuyor. İstendik davranışlara doğru meyilleniyoruz.

Ülkemizde sözde muhafazakarlık artıyor. Şeklen dindarlaşıyoruz. Özde uzaklaşıyor, içimiz boşalıyor.

Her yönüyle şiddete yönlendirilen, ayrıştırılmaya çalışılan ve kuşatılan bir toplum haline geldik. Boşanmalar arttı. Aileler dağıtılıyor. Toplumsal yozlaşmalar büyük. Etik değerler yerlerde sürükleniyor.

 

 

Gençlerimizin haliyse sandığımızdan çok daha kötü.

Çok büyük bir oyunla karşı karşıyalar.

Hepimiz kırılgan ve tehlikeli bir sürecin eşiğine geldik.

Hollanda toplumuna bundan 30 yıl önce şaşkınlıkla bakıyorduk.

 

Şimdi bizim gençlik işsizlikle, bunalımla, uyuşturucuyla, ilgisizlikle, bana ne’cilikle boğuşuyor…

 

Bu süreci nasıl atlatacağız bilmiyorum. Siyasi partiler o kadar gerginler ki temel konularda dahi neredeyse bir araya gelemeyecek pozisyondalar. Hoşgörü, tahammül iyice azaldı. Haysiyet, namus, şeref gibi sözcükler havalarda uçuşuyor.

Üzgünüm. Maalesef gerçekler acı. Her şeye rağmen ayrışmadan, yüksek tahammülle, hoşgörüyle, yeniden yüksek değerlerini koruyan ve üreten bir toplumu inşa edebilmeliyiz.

 

 

 

 

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİKLERİM

Her şey zıttıyla mümkündür.

Şeytan-melek, iyi-kötü, güzel-çirkin, acı-tatlı, zengin-fakir, gece-gündüz… Vb.

Olmasaydı biri eksik kalırdı yeryüzü…

 

Şeytan boşluk gözetir!

Namazın secdesinde bile boşluk bulursa anında şeytan girer.

Sıkı tutacaksın hayatı

Sevdiklerini vermeyeceksin

Kaybetmeyeceksin dostlarını

Boşluk bırakmayacaksın

Çünkü şeytan daima boşluk gözetir.

 

3’ü bir arada

Gözlerimde uyku

Bedenimde yorgunluk

Geceleyin saatin tıkırtısı

Buzdolabının uğultusu

Ve ruhumun sesi

3’ü bir arada…

Karıştırıyorum karıştırıyorum

İçemiyorum…

 

 

 

 

 

Yavaş şehirden izlenimler...

 

Aut (dışarı): Tahammül, hoşgörü; yardımseverlik, düzgün yaşamak ve sözünde durmak.

İn (içeri): Devamlı yalan konuşmak, dedikodu, şer'leşmek, haset ve kıskançlık.

- 6.12.2017