Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar “ Eğer parayı iyi kullanırsanız iktidarın parasına ihtiyacınız olmaz” - 28.2.2018

Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar “ Eğer parayı iyi kullanırsanız iktidarın parasına ihtiyacınız olmaz”

Türkiye’nin en büyük ilçelerinden 810 bin nüfuslu Seyhan’ın belediye başkanını konuk ettik. Sosyal belediyeciliği, hizmetlerini, başarısını, yerel ve genel siyaseti sorduk.

 

 

“ Bir yöneticinin 3 temel şeyi iyi yapması gerekir. Birincisi parayı iyi kullanacak. İkincisi zamanı iyi kullanacak. Üçüncüsü kadrosunu iyi kuracak. Bu üç şeyi iyi yapan yöneticinin başarılı olmaması mümkün değil.”

 

 

 

 

 

Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile sosyal belediyeciliği konuştuk. İktidar belediyesinden borçla devraldığı belediyenin borçlarını kapatıp, üstüne yatırım yapmış. Türkiye’nin 54 ilinden daha büyük bir nüfusa sahip olan Seyhan dışında Başkan karalar çevre ilçelere de yardım ediyor. Başta Kozan olmaz üzere, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli, Pozantı ve Aladağ ilçelerine de yardım etmiş. Başkan Karalar’a başarısının sırrını soruduk. Parayı yönetmeyi çok iyi bildiğine vurgu yapan Zeydan Karalar kendisine Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek aldığını söyledi.

 

 

Seyhan ilçesi Adana’nın nüfusunun %35’ini kapsıyor. Ve siz burada belediye başkanı olacaksınız. Mevcut belediye başkanı olmanıza rağmen halen yıpranmayacaksınız. Bu nasıl oluyor? Bu nasıl başarılıyor? Üstelik siz işçi çıkartmadınız. İşçi çıkartmadan Seyhan Belediye Başkanı olarak iktidar partisinin de başkanı değilsiniz. CHP’den seçilmiş bir belediye başkanısınız. Kendi tabanınızı nasıl memnun kılıyorsunuz?

 

Hiçbir insan ne kadar çok zeki, tecrübeli olursa olsun hata yapmama şansına sahip değil. Elbette bizim her şeyi doğru yaptığımızı söylememiz söz konusu değil. Ben girdiğim seçimlerin %80’nini, %90’nını kazanmışımdır. Seçimlerin büyük bir bölümünü kazanmanın yolu her şeyi doğru yapmış olmamızdan kaynaklanmıyor. Ne söylüyorsak öyle davranmamızın sonucu. Bir de size insanlar inanacak, güvenecek. Sizin söylediğinizin doğru olduğunu kabul edecek. İnsanları kandırmamalısınız. Çok önemli görevlerde bulundum. Örneğin il başkanlığı, Çukobirlik’e işçi olarak girip de 23 yıl sonra amirlik, genel müdürlük yaptım. Elinize geçirdiğiniz imkanları eğer halkın desteği ile geçiriyorsanız bunu kendinize ve çevrenize kıyak çekerek yapmayacaksınız. Benden 30-35 bin kişi iş istedi. Belki ben bunun 700-800’ünü işe alabildim. Çok büyük bölümü dışarıda kaldı. İşe giremeyenlerin önemli bir bölümü de bizi çok haksız görmüyor. Demek ki şartlar bu diyorlar ve kızmıyorlar. Nedeni hem genel müdürken, genel müdür muaviniyken hem de belediye başkanıyken kendi çevreme kullandırmadım imkanlarımı. Mesela şu an belediyede benim kardeşim, teyzemin oğlu, halamın oğlu çalışmaz. Ne benim sülalemden ne de eşimin sülalesinden bir tane insan var. Niyetiniz halis, salih olacak. Halk da bunu bilecek. Çalışacaksınız. Düzgün, doğru davranacaksınız. Milletin parasını en iyi şekilde kullanmaya çalışacaksınız. Halka hava atmayacaksınız. Halka tepeden davranmayacaksınız. Sonuçta biz onların arasından geldik. İnsanlar kabullendiği zaman sizi kendilerinden biri olarak görüyorlar. Birileri size kardeş, arkadaş, amca, abi, Zeydan diyor.

 

Tanışmadığımız ya da az tanıştığımız, kıyıda kenarda kalmış, tarihi dokusu çok güçlü ancak bize uğramayan sosyal belediyeciliği bize anlatır mısınız? Türkiye’de bir ilki yaptınız. Halk kartı dağıttınız. Nedir bu halk kart?

 

Sosyal belediyecilik lütuf değil görevdir. Eğer kentinizde çok işsiz varsa ekmek bulamayan varsa çocuklarını yatağına aç gönderiyorsa bu benim sorunum değil diyemezsiniz belediye başkanı olarak. Kentte yaşayanların mutluluğu, refahı, ekonomik şartları, aç olup olmaması kentteki huzuru da etkiler. Yaptığımız tespitlere göre Seyhan’da 20 bin aile yatağına aç giriyor. Bunların hepsine istihdam veremiyoruz. İşsiz aşsız çok insan var. Çalışamayacak durumda insan var. Geliri 600-700’den aşağı olan 7 bin aile var. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin genel başkanı olduğunda getirdiği aile sigortasının Seyhan Belediyesi versiyonudur halk kart. Genel başkanımız geldiğinde 1500 kart dağıttık. 1000 kart daha dağıtacağız.

 

Kadınlara mı sadece?

Sadece kadınlara.

 

SSK’SI Bağ-kur’u yok…

Geliri olmayacak. Eğer geliri varsa 700-800 liranın üstünde geliri varsa bunlara vermiyoruz. Bundaki amaç çocuklarını yatağına aç göndermelerini engellemek. Yakında Seyhan kent kart dağıtacağız. Seyhanlı bizim dağıttığımız kartlarla alışveriş yaparsa. En az 3000 vatandaşımızın da kart sahibi olmasını sağlayacağız.

 

Peki, ben aldım halk kartı, Bağ-kur’um, SSK’am yok. Ama ben gittim büyük rakı, viski aldım içiyorum.

 

Biz bunları takip ediyoruz. Hem marketten biliyoruz. 7-8 ailenin içki aldığını tespit ettik. Kartlarını iptal ettik. Millet içkisini sigarasını alsın diye vermiyoruz. Buradaki tek amaç çocuğu yatağına aç gitmesin.

 

Sosyal adalet lafla olmuyor. İcraatla oluyor. Siz emekten, çalışandan yanasınız. Peki işçilerinizin Seyhan Belediyesi, CHP’li bir belediye olarak maaşı nasıl diğer belediyelerden

 

Diğer belediyelerin maaşlarından biraz yüksek tabi. Belediye başkanı olur olmaz bizim temizlik işlerinde çalışan taşeronlarımız 930 lira para alıyorlardı. Kentin temizliğini, en saygın işi yapan işçilerin bu maaşı almalarına rıza göstermedim. Hemen onların maaşlarını artırdım. Asgari ücreti 1500 TL yapan ilk belediyelerden bir tanesiyiz. Benim taşeronlarım şu anda neredeyse 2000 TL civarında maaş alıyorlar.

 

Siz zengin bir belediyesiniz. Gelirleriniz çok yüksek…

Öyle deniyor tabi çok iş yapınca. Millet diyor ki başkan Seyhan Belediyesi’nin parası çok. Elbette verirsin. Elbette yaparsın diyorlar. Zannediyorlar ki biz çuvalla para alıyoruz. Oysa biz de ciddi borç aldık. Borçlarımızın tamamını ödedik. İftiharla söylüyorum geldiğimiz günden bu yana 40-50 trilyon daha fazla işçilik ödüyoruz yılda. Buna rağmen 300 trilyonluk yatırım yaptık. Yıllarca yöneticilik yaptım. Başarılı bir iş adamıyım. Başarılı bir belediye başkanı olduğum gibi. Parayı yönetmesini iyi bilirim. Bir yöneticinin 3 temel şeyi iyi yapması gerekir. Birincisi parayı iyi kullanacak. İkincisi zamanı iyi kullanacak. Üçüncüsü kadrosunu iyi kuracak. Bu üç şeyi iyi yapan yöneticinin başarılı olmaması mümkün değil.

 

Seyhan 10 yıl iktidar belediyesindeydi. Sanırım Adem Öztürk idi borçlu mu aldınız?

 

48. 7 trilyon borç aldık. Şu an sıfır borcumuz var. Belediye başkanı olduğumda bana belediyenin gelirini ve giderini getirin dedim. Olmaması gereken giderlerin tamamını kestim. Gelir kalemlerini artırdım.

 

Nasıl?

4 Nisan 2014’de belediyeyi teslim aldım. 2015’i devrederken yaklaşık 50-60 trilyon para ödedim. 2016’yı devrederken kasamızda 110 trilyon para vardı. 540 bin metrekare belediyeye yer aldım. Tam 170 trilyonluk yer aldım. Bu 170 trilyonun 86 trilyonu kent meydanı. 42 bin metrekareyi kamulaştırdık. Ve bugüne kadar 86 trilyon para ödedik. Öbür 80 küsür trilyonu da farklı bir şekilde değerlendireceğiz. Ya park ya oyun alanı ya spor tesisi ya semt pazarı ya mahalle merkezi yapacağız. Ben 1000 tonluk asfalt üreten bir şantiyeye sahipken 80 bin metrekareyi yaklaşık 10 trilyona aldım. Yeni ir şantiye kurduk. Şimdi o şantiyede günde 1500-2000 ton asfalt üretilecek. Ve bir tek kuruş borçlanmadan.

 

Peki, Büyükşehir neden böyle? Sıkıntı içerinde. Bizim burada kepçe çalışmıyor bazen. Mazot yok diyorlar…

 

Ben bilmem. Siz benden iyi bilirsiniz. Biz 4 mahallede mahalle merkezi temelini attık.

 

Büyükşehir yasası sizi zorlamadı mı? İlçe belediyeler çok rahatsız. Feke, Saimbeyli, Kozan Ceyhan. Su parası gitti.

Büyükşehir yasasından dolayı ilçe belediyelerin gelirleri büyükşehire kaydı. Büyükşehir yasasını biz öteden beri eleştiriyoruz ve doğru bulmuyoruz. Ve değiştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Biz iktidar olsak değiştireceğiz. Büyükşehir yasasından dolayı merkeze uzak yerlere hizmet götürmek çok daha sıkıntı. Bir de yolları kötüyse. Hizmete yönelik bir yasa değil. Tamamen politik bir yasa bu.

 

Nüfusunuz kaç bin şuanda?

 

Bizim 810 bin resmi amma. Suriyeli ve doğudan göçle 1 milyonun üzerinde insanımız var.

 

Seçmeniniz?

 

550 bin

 

550 bin seçmenin olduğu yerde duyuyorum, okuyorum medyatik, popüler bir belediye başkanısınız önce.

 

Öyle söylüyorlar ama çok öne çıkmam aslında. Bizim yaptıklarımız haber oluyor demek ki. Çok sık televizyona çıkan bir adam değilim. Geçen hafta Telli Dere Mahallesi’nde mahalle merkezi temeli attım. 9.5 trilyon değerinde. İçerisinde semt pazarı, kreş, düğün salonu, gençlik merkezi, otopark, çok amaçlı salon, 200 kişilik toplantı salonu. Gençlik merkezlerinde üniversite sınavlarına hazırlananlara ders veriyoruz. Bir fakir fukara için düğün salonu 8 bin TL. Şimdi orada çok cüzi fiyatlara düğün yapabilecek.

 

Sosyal belediyecilik anlayışı bu diyorsunuz. Vatandaşın ekonomik şartları kötü.

 

Seyhan’ı sokaklarda Pazar kurmaktan kurtarıyoruz. Bu çağda sokakta Pazar kurulmamalı. Ama Seyhan’ın bazı mahalleleri yer açısından şanslı değil. 2 taziye evimiz vardı. Şimdi 18 tane taziye evimiz var.

 

550 bin seçmeniniz var. 810 bin nüfusunuz var. Mutlaka telefonla arıyorlardır sizi. Siz nasıl yetişiyorsunuz telefonlara. Zeydan başkan mutlaka telefonlara dönüyor diyorlar. Ahtapot gibi olsanız ellerinizin 7 tane olması lazım.

 

Kolay olmuyor bunlar. Hiçbir kardeşimi boş çevirmek istemiyorum. Belediyedeyken bana hala 200-300 tane insan gelir. Minimum 250-300 tane de telefon gelir. Bir dakika konuşsanız 250 dakika eder.

 

Halk günü düzenliyor musunuz?

Bizim her günümüz halk günü. Bugünlerde iş yapmamız lazım. Son senemiz. Daha yakından işle ilgilenmemiz gerekiyor.

 

Anlamadım. Halk günü her gün mü derken…

 

Her gün 300 kişi gelirse her gün halk günü.

 

Yani Cuma günü halk günü düzenliyor falan yok.

 

Hayır yok. Ama Salı ile Perşembe’ye alacağız halk gününü. Çok ivedi bir şey olmazsa kent meydanını bitirmemiz gerekiyor. Ciddi projelerimiz, temellerimiz, girişimlerimiz var. Seyhan’ın tamamını imarlı hale getirmemiz gerekiyor. Ekip başı ben olduğum için bunları denetlemem ve başında durmam gerekiyor.

 

Ulaşılabilirlik sıkıntısı yok diyorsunuz…

Ulaşılabilirlik sıkıntısı bence yok. Ama bizim vatandaşımız 10 sefer arar. 11 sefer bulmadım derse ulaşamadım der.

 

Saydamlık, verimlilik, hesap verebilirlik, şeffaflık, ulaşılabilirlik gibi modern belediyeciliğin üstün kavramlarını taşıyorum diyorsunuz…

 

Yapmaya çalışıyorum.

 

CHP Adana Büyükşehir seçimlerini alabilir mi?

Alır tabi.

 

Nasıl şanslı görüyorsunuz? Erken açıklanacak mı? Hep geç kalınıyor. 2014’de 45 gün kala açıkladınız.

O genel merkezin vereceği karar. Hem Seyhan Belediyesi hem Çukurova Belediyesi hiç olmadığı kadar Kozan’ın, İmamoğlu’nun, Pozantı’nın, Aladağ’ın, Feke’nin, Saimbeyli’nin ve diğer ilçelerin köylerine ciddi yardımlar yaptı. Mesela bütün camilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Köydeki kardeşlerimiz ya bunlar ilçe belediye başkanı diyorlar. İlçe belediye başkanı iken bile ilçelere, köylere bu kadar hizmet getirebiliyorlarsa Büyükşehir belediye başkanı olursa ne olur düşünün diyorlar. Belediyecilik sosyal demokratların işi. Sosyal demokratları iyi anlatamadık. Kötü bir şey zannediyorlar. Oysa sosyal demokrat insanı, halkı, işçiyi, hizmeti düşünen, toplum için ömrünü adamış bir siyasetçidir.

 

Ya CHP dine karşı mı? Çok şaşırdılar Kozan’da özellikle. Zeydan Kararlar çıktı Kozan’daki bütün camileri temizletti. Bana geldiler dediler ki bizim Büyükşehir, Kozan Belediyesi dururken Seyhan Belediyesi geldi temizledi.

Bunları biz yaptık da ondan. Türkiye’de de burada da öncüyüz. Sadece camileri değil ibadethaneleri, kilise dahi temizliyoruz. Ben Feke’de geçen 3 tane caminin eksikliklerini giderdim. Ne CHP’li, ne MHP’li, ne Ak Partili, ne HDP’li hiçbirinin tabanı dine karşı değil. Ne yazık ki CHP ile ilgili böyle bir algı yaratılmaya çalışıldı. Bunda da başarılı olundu. Pınar Mahallesi’nde oranın camisinin temizliğini yaptım, eksiklerini giderdim. 1000’nin üstünde insan var. Bir açılış yapıyordum orada. Caminin imamı çıktı dedi ki “Ya Müslüman dediğimiz belediye başkanına yaptıramadık. Allah razı olsun Zeydan Karalar yaptı. Sanki biz Müslüman değilmişiz gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Elhamdülillah herkesten fazla Müslümansız. Müslümanlığımızı kimseyle tartışmayız. Tartıştırtmayız. Siyasetle dini bir tutamazsınız. Ülke ayrışır. Nitekim görüyorsunuz.

 

Aladağ’a gittiniz. Kız çocuklarımız yandı. Nasıl yardım ettiniz onlara

 

Aladağ’a çok gittim. Ölenlerimize 10 bin nakit. Yaralılarımıza 5 bin nakit yardımında bulundum. Giyim yardımında bulunduk. Milletimiz çok duyarlı. Yardım ederken bana keşke bize iş verebilsen başkanım dediler. Dağ köylerinde yaşayan vatandaşlarımız çok yoksul. En fazla 2 tane keçisi vardır. Ona yem alacak parası yok.

 

 

 

 

Yurtta olmadığı için çocuklarını götürmüşler tarikat yurduna

 

O da işin ayrı bir boyutu. Çok fakir, mağdur ama onurlu da. Keşke bana iş verebilsen diyor. Ben ova ve dağ köylerine çok farklı bir proje düşünüyorum. Halk Kart orada önemli bir proje.

 

Birde diyorlar ki Zeydan Karalar, Hüseyin Sözlü’nün genç hali. Dedim ki Zeydan Başkan, Hüseyin Sözlü’den büyüktür dedim. Şundan söylüyoruz dediler. Ceyhan Belediye Başkanı iken Hüseyin Sözlü Kozan, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli köylerini teker teker geziyor. Şimdi metal yorgunluğu oldu başkan. Zeydan Karalar’ı burada görüyoruz diyorlar. İşte Tapan’a, Kozan’a gidiyor, Camileri temizlettiriyor. Özbaşın’da şehit var. Gidiyorsunuz. Köylere de yardım ediyorsunuz. Muhtarlar yakın ilişki içerisindesiniz. Kozan’da Zeydan Karalar ismi ön plana çıkmaya başladı. Bunları neden yapıyorsunuz? Büyükşehir belediye başkan adayı mısınız?

 

Biz bugünde yarın da Dünyanın en büyük liderlerinden olan Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek alırız. Adana’nın yetiştirdiği bir insanım ben. Elbette Seyhan Belediye başkanıyım. Ben cami temizleme aracı aldığımda elbette Seyhan’ın camilerini temizlemek amacıyla aldım. Ama Kozan, Niğde, Bahçe, Ulukışla, Karaisalı, Saimbeyli istedi. Bunlar benim memleketimin insanları değil mi. Seyhan Belediyesi Büyükşehir den sonra en büyük belediye olduğu için, ismi de büyük olduğu için Zeydan Karalar’ı da kendilerine yakın buldukları için bizden yardım istiyorlar.

Biri vefat etiği için oturacak masa ve sandalyesi yok ve bunu sizden istiyorlar. Bizde seve sev veriyoruz. Asli görevimi aksatacak hiçbir şey yapmam.

 

Bize sosyal belediyecilikte Seyhan’da başka neler yapıyorsunuz? Belediyecilik diyence kaldırım, yol, temizlik zaten bu belediyeciliğin asli görevi değil mi? Bunu öğrenelim mi?

 

Biz öğrenciye, yeni doğan bebeğe, evdeki hastaya, evdeki yaşlıya, kadına, erkeğe dokunuyoruz. Bizim dokunmadığımız kesim, kitle yok. Seymer diye bir birimimiz var bizim. Yaklaşık yılda 15 trilyon para harcarız. Sadece kadına yöneliktir. 8 bin kadınımız gelir meslek öğrenir. Evde sıkılmış kadınlarımız bize gelir, çini, yemek yapma, seramik gibi şeyler öğrenir. Ve burada paraya çevirme fırsatı yakalarlar. Nisan’da portakal çiçeği karnavalı olur. Stant verilir. Vatandaşlarımız ürettikleri orada satarlar. Şakir Paşa Mega Spor tesisimizde günde 500 kadın gelir spor yapar. Erkeklere yok. Ben spor tesisimize gidiyorum. Kapalı kadınlarımızda spor yapıyor. Hani diyorlar CHP dine karşı. Biz kadını dört duvara hapseden zihniyete karşıyız. Ben bunu sık sık söylüyorum. Bakıma ihtiyacı olanlara yardım ediyoruz. 472 tane tekerlekli sandalye dağıttık.

 

 

Sosyal belediyecilik halkçı olmak değil mi?

 

İki kreş açtık. Üçüncüsünün temelini atıyoruz. Bu sosyal belediyecilik değil mi. Anne mutluysa ev mutlu olur. Anne mutluysa ülke mutludur. Öylesine bir şey yapmak için yapmıyor Seyhan Belediyesi. Kent meydanı şuanda Adana’nın en vizyonel projesi.

 

Kentsel dönüşümde sorun çıkmıyor mu?

 

Çıkıyor tabi. Kentsel dönüşüm çok uzun bir süreç. 3 aşamamız var. İkisini aştık. 3. deyiz şuanda. Üçüncüsü de halk görüşmeleri.

 

Başkanım o kadar hizmet yaptınız. Şöyle de bir algı var. Diyorlar ki ille de iktidar belediyesi olması lazım. Ama sizden önce 10 yıl iktidarın belediyesi yönetti onu. Ama siz geldiniz ilk defa kreş açtık dediniz. Ve ilklerden bahsettiniz.

 

Eğer parayı iyi kullanırsanız iktidarın parasına ihtiyacınız olmaz. İktidar da size para vermez normalde. Borcunuzu siler ancak.

Seyhan Belediyesi 29 yıllık bir belediye. Kent meydanı büyükşehirin cesaret edip yapmadığı bir iş. 80-90 trilyon para harcayacaksınız, hak sahiplerini ikna edeceksiniz ve inşaat başlayacaksınız.

 

Bütün bunlara rağmen bazen aleyhinizde manşetlerde yazılar çıkıyor. Eleştiriye açık mısınız?

 

Hangi basın kuruluşu olursa olsun. Bir olumsuzlukla ilgili bir manşet attıysa. Basın danışmanıma haber hangi konusu neyi hangi birimi ilgilendiriyorsa. Git bunu araştır derim. Eğer haklıysa yazılar gereğini yaparız. 20 tane gazete var. Bunu 19’u yapmıyor. Biri yapıyor. Buna da yapacak bir şey yok.

 

Bir zamanlar Adana tarım ve sanayinin başkentiydi. Çukurova tarım topraklarının en değerli olduğu yer. 200’e yakın fabrikalar vardı.

 

Adana çok güzel bir kent. İlk Adana İl başkanı olduğumda Ceyhan’da söyledim. Adanalı olarak bizim iftihar etmemiz gerekiyor. Mustafa Kemal Atatürk Yıldırım Orduları Komutanlığından alındığında ilk Adana’ya gelir ve 3 gün kalır. Şakir Paşa konağında toplantılar yapar. Ve o Atatürk parkında yazılı. Adana, Mustafa Kemal Atatürk’e kurtuluş savaşı olabileceğinin ilk hissini verdi. Şimdi böyle bir kentli olan insan gurur duymaz mı? Adana Cumhuriyetin kalkınmasına katkı koyan ildir. 1994’den 2000’e kadar Adana’da ekonominin seyri yataydı. Ne yazık ki 2000’den sonra ciddi bir düşüş başladı. Fabrikalar kapandı. Yeni fabrikalar açılmadı. Yeni istihdam alanları açılmadı. Ve müthiş bir işsizlik ordusu doğdu. Her araştırmada Türkiye’de işsizlikte birinci çıkıyor.

 

Boşanmada 6. şuanda.

 

 

Sanayi para etmiyor, tarım geriledi. Ticarette bundan etkilendi. Esnaf Adana’yı ayakta tutan kesimlerden bir tanesi. Esnafta kan ağlamaya başlıyor. Adana sorunsuz bir kentken. Sorunlar yumağı olan bir kent haline geldi.

 

Gaziantep’in, Kayseri’nin ve çevre illerin gerisine düştük.

 

Üretmeyen kent mutlu insanlar barındıramaz. Aç olan insan mutlu olamaz.

 

Gelen milletvekilleri, bakanlar, yatırım, yatırımda öncelikli ilçeler burnumuzun dibindeki Kadirli gelişti. Biz burada kaldık. Kayseri-Yahyalı sınırını geçtiğinizde yollar ok güzel. Adana-Kozan arasındaki ölüm yolu bir türlü bitmedi. Adana Milletvekilleri, İktidar milletvekilleri de bu konuda beceriksiz çıkıyorlar. İktidarın hizmetlerini alamadık biz. Sadece bunu Ak Parti için söylemiyorum. Adana Milletvekillerinin çoğu Adanalı değil. Adana’yı tanımıyorlar. Eski parlamenter sistemde geriledi. Ne olacak halimiz? Buna rağmen CHP kendi iş çelişkisini aşamamış durumda.

 

İç çelişkiye ne olmuş?

 

Muharrem İnce’ye ne diyorsunuz kurultayda?

 

Siz herhalde Ak Parti’nin Yüreğir de yaşadığı kongreden bir habersiniz?

 

Yok, onu da görüyoruz.

 

İnsanlar CHP’yi konuşmaktan vazgeçsin. Varsa yoksa CHP. CHP’de en küçük birimi bile sandıkla seçiyoruz. Demokrasi eleştirilir mi? CHP’de aday çıkıyor. Başka siyasi partilerde aday çıkma şansı yok.

 

Niye MHP’de çıkmadı mı?

 

Hani çıktı mı? Hepsini tavsiye etmedi mi?

 

Onlar ittifak yapıyorlar. Milli ittifak dediler. Şimdi siz milli ittifakın ötesindesiniz.

 

Buna ancak gülerim.

 

Türkiye gergin. Tayyip bağırıyor ama Kılıçdaroğlu da bağırıyor.

 

Mustafa Kemal Atatürk asla ve asla halkını aldatmamıştır. Yalan söylememiştir. 2 oy almak için düşünmediği şeyi söylememiştir. Ben buna ancak gülerim. Niçin biliyor musunuz? Siz Petrol ofisini, Telekom’u, Şeker fabrikalarını satacaksınız. Ve bunlar Cumhuriyetin değer verdiği en önemli milli değerler. Siz milli değerleri peşkeş çekeceksiniz. Ve kendinize milli diyeceksiniz. Milli değerlerin tamamı Eti, Telekom, petrol ofisi, şeker fabrikaları ve daha nice nice zenginlikleri üreten bir siyasal anlayışa siz milli değil diyorsunuz. Bu değerleri yabancıya peşkeş çeken, satan adama da milli diyeceksiniz. Milli ve yerli diyeceksiniz. Buna ancak gülünür. Önemli olan iyi bir yurttaş olmaktır. Oy kullanmak bir yurttaşlık görevidir ve kullanılmalıdır. Bu bendendir diye oy vermez iyi vatandaş. Ülkesini, vatanını iyi yönetene oy verir iyi vatandaş. Bugünkü iktidara kötü yapsın diye değil iyi yönetsin diye oy verdiler.

 

CHP’de neden sular durulmuyor? Kurultay bitti.

 

Bir dönem CHP barajı geçemedi. İyi yapmadığına inandığı için CHP’li seçmen baraj altında tuttu. CHP’de bir sorun yok. Genel başkanlık seçimi oldubitti.

 

  1. İnce’yi duymuyor musunuz? Kurultaydan sonra konuştu. Tüzük kurultayında 2 dönem seçimi kaybedenler istifa etsin dedi.

 

Bu görüş. Kötü bir yol değil.

 

Türkiye gergin değil mi? Tayyip bağırıyor ama Kılıçdaroğlu da bağırıyor. Liderleri izlerken geriliyorum ben.

 

Siz iyi bir basıncısınız. Takip ediyorum ben. Türkiye’de Afrin, bu kadar büyük sıkıntılar, ABD ile büyük bir anlaşmazlık varken. ABD Dışişleri geldi. 3 saat konuştunuz. Ne konuştunuz? Size destek veriyor mu? Vermiyor mu? Bu kadar önemli sorunlar tartışılmazken. Efendim Muharrem İnce’nin 2 dönem kazanamayan lafı mı tartışılır.

 

Selin Sayek Böke çıkıyor. Siz Adana’ya çağırdınız onu. Salim Müslüm ile ilgili konuşuyor. İstihbaharat raporu var mı bilmiyorum diyor.

 

Öyle bir şey yok. Yanlış anlaşılıyor. Kardeşim AKP’lileşme!

 

Kendi söyledi.

 

Hayır

 

Kılıçdaroğlu PYD terör örgütüdür dedi. Partinize göre PYD terör örgütü değil mi?

 

Gayet tabi terör örgütü. Bu net. Bir siyasal partinin görüşünü temsil eden genel başkandır. Ben belediye başkanı olarak bir şey söylersem bu benim fikrimdir. Ama genel başlan söylerse partinin fikridir. Genel başkan PYD terör örgütü diyorsa bitmiştir iş. Neyi sorguluyorsunuz.

 

Sizi birisi eleştirirse AKP’li mi oluyor sayın başkan? Ayrıca benim AKP’li olmadığımı tüm kamuoyu bilir

 

Yok estağfurullah. Ben AKP’li olmadığınızı biliyorum. Onların diliyle sorduğunuzu ifade ettim.

 

 

Genel başkan bunu söylerken neden birbirine ters düşüyorlar?

 

Bir genel başkan çıkıyor genel politika ilgili bir şey söylüyorsa o geçerlidir. Selin Sayek Böke’nin öyle bir açıklaması yok. Son noktayı genel başkan koyar.

 

Sizin İstanbul il başkanınız tartışılıyor.

 

İstanbul İl başkanı geldi dedi ki biz ne kazandıysak kadın olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün sayesinde kazandık. Biz asla ve asla Atatürk’ten vazgeçmeyiz. Çizdiği yoldan vazgeçmeyiz. Mustafa Kemal Atatürk 10 bin yılın lideri.

 

Sezgin Tanrıkulu çok eleştiriliyor toplumda. PKK’nın mezarına gitti deniliyor devamlı.

 

O da onu kabul etmiyor. Ben gitmedim diyor.

 

Öte yandan Ak Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu diyor ki ben 1 değil 3 defa gittim PKK’nın mezarına diyor. O konuşulmuyor.

 

Orhan Miroğlu, Mehmet Galip Ensarioğlu ve Ak Partinin yönetimi buradan sınırda Habur da teröristleri getirip dandik mahkeme kuran, onları serbest bırakan, Salim Müslim’i kırmızı halıyla karşılayan, defalarca PKK’nin lider Apo ile görüşen, doğuda hendeklerin açılmasına ve bomba konulmasına rıza gösteren bir siyasal iktidar bunu soramaz. Bizde onu demeliyiz. Bizde bir milletvekilinin PKK cenazesine gitmesi onlarca ay tartışılırken neden Ak Partinin bunları tartışılmadı? Neden biliyor musunuz? Basın bunu üstünde durmuyor. Bunun üstünde duruyor diye tartışılıyor. Şunu sormamı lazım. Kardeşim Haburdan bunları getiren siz değil misiniz? Onları serbest bırakan siz değil misiniz?

 

Bülent Arınç ağladı. Ben orda olsam ben de PKK’lı olurum dedi.

 

Bunları konuşmuyorsunuz? Ben ülke hassasiyeti olan bir insanım.

 

Niye Türkiye’de iktidar eleştirilmez de muhalefet eleştirilir? Muhalefete muhalefetlik yapılır.

 

Korku imparatorluğundan iktidarı eleştirmek basının işine gelmiyor. Basın haber alma özgürlüğünü yerine getiren bir kurumdur.

 

 

Bir vatandaş “Sayın başkan önce kendi evine baksın. Seyhan’ın sokaklarının bazı yerleri delik deşik” soruyor

Ben polemiğe girmem iş yaparım. Sokağını söylesin 2 günde yaptırayım. Biz ne diyoruz bu yıl 2000 ton asfalt dökeceğiz. 9 bin sokağımız var. % 90’ını kötü. Sokakların hepsi güzel olsa asfalt dökmeye gerek yok. Yaptığımız sokak 3 ay gitmiyor. Ya gazcılar kazıyor, ASKİ, ya Telekom kazıyor. Kazan kazana…

 

Bir vatandaş soruyor “Karalar Sol’un neresinde”?

Ben kendim sosyal demokratım. Kendime Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek almış bir insanım” dedi.

 

Basından bahsediyorduk

 

Basın baskı görür ve yön değiştirirse doğru haber almanın dışında hareket ederse ülke bu hale gelir. Ülkede işsizlik, sanayisizleşme, üretimsizlik almış başını gitmiş. Dışa bağımlılık artmış. İnsanların borcu artmış. Felakete sürüklenen bir ekonomi var.

 

Diğer ilçelerde iletişim içerisindesiniz. Halkla ilişkileriniz son derece güçlü. Telefonlara cevap veriyorsunuz.

 

Ben 10 çocuklu bir ailenin çocuğuyum. Ben de halktan biriyim. Onlar benim canlarım. Sizi samimi buluyorlarsa sahipleniyorlar. Aramızdaki ilişki tamamen bu.

Ayrıca Adana’ya buz pisti yaptık. 80 bin genç geliyor. Biz çocukları hayalleri ile buluşturduk. Adana’da buz pisti olur mu? Seyhan Belediyesi varsa olur. Çocuklarımız bir pet şişeyle buz pistine giriyorlar. Çocuk yaşta insanlara çevre bilinci aşılıyoruz. Çevre bilinci aşılamak çok önemli Çevreyi katlediyorlar rant uğruna.

 

İttifak ile ilgili ne düşüyorsunuz? Diyelim ki yerel seçimde MHP ile Ak Parti birleşti.

 

Ecevit’in bir lafı vardır. Siyasette 2x2 dört etmez. Burada demek ki taraflar birbirini çok rahat hissetmiyor. Bir ittifakla % 50 + 1’i geçebileceklerini düşünüyorlar. Ben asla halkıma yalan söylemedim. Yapmayacağım bir şeyi söylemem. Halka daha çok hizmet etmek isteriz. Ama imkan. Biz 5 seçim yaşadık. Her seçim sizi 3 ay geriye götürür. Kozan milliyetçi, muhafazakar, Atatürk ilkelerine ve milli değerlere bağlı, ülkenin geleceğini düşünen bir güzel insanlar topluluğu.

 

Bu bölge ihmal edildi. Bura hep kırsal görüldü. Ama Hüseyin Sözlü bunu çok iyi kullandı geçen seçimde. CHP geçen seçimde yaptığı hatayı bu defa yapmaması gerekiyor. Halk içerisinde karşılığı olan, halkı bilen çünkü bu bölüm seçimi sürüklüyor. Siz de bunu fark eden istisnai siyasilerden birisi oldunuz.

 

Bende hattı müdafaa yok sattı müdafaa var. Bu bölgenin insanları çok değerli insanlardır. Benden yardım istendiğinde yapabileceksem ret etme şansım olmaz. Hangi Kozanlının Seyhan’da oturan akrabası yok. Seyhan’da ciddi sayıda Kozanlı, Fekeli, Saimbeylili, Aladağlı var. Biz Pozantı’ya temizlik aracı verildi. Pozantı bizim ilçemiz mi?. Hayır. Karataş’ın bütün yollarını yaptım. Bir bakıma siz belediye başkanlığı yaptığınız insanlara da hizmet yapmış oluyorsunuz.

 

Bizin eksikliğimizi nasıl görüyorsunuz? Buralara nasıl hizmet yapılması gerekiyor? Mesela Sözlü Ceyhan’da 3. parti, Kozan’da 1. parti oldu. Kozan şantiyeye dönmedi. Başkan Sözlü söz de verdi. Kozan sırtında taşıyor siyaseti ama taşıdığımız siyaset bir türlü buraya gelmiyor.

 

Ben başkasıyla uğraşmam. Beni konuş sen.

 

Hemşerilerime söylüyorum. Mir Dengir Fırat’a dahi oy verdiler. AKP’yi birinci parti ettiler burada. Bakan Ömer Çelik var. Gidiş geliş yapıyor Kozan’a. Bende gazeteye yazıyorum. Gidip gelirken Adana-Kozan arası yolu hiç mi görüyorsun. Yani hizmet alamıyoruz. Doğalgazımız gelmedi, Kadirli kalkınmada öncelikli, işsizlik arttı, pay az.

 

Bölgesel teşvik şart. Bir devleti yöneten şehirdeki kaosu önlemek istiyorsa sorunu yerinde çözmelidir. Kozan’ın sorunu Kozan’da, Tufanbeyli’nin sorunu Tufanbeyli’de çözülür. Siz bölgesel teşvik verirseniz, Kozanlı o sorunu burada çözerse Adana’ya yerleşmek ihtiyacı hissetmezler. Herkes Adana’ya gelirse Adana içinden kalkınamaz bir hale gelir. Kozan tarihi bir yer.

 

Anavarza var.

 

Çok güzel tarihi zenginlikleri var.

 

Anavarza’ya hiç gittiniz mi? Çıktınız mı Anavarza’ya?

 

Tabii ki gittim. Kozan Kalesi var. Yılan kale var. Ama ne yazık ki bunu Adanalı, Türkiyeli bilmez.

 

Kozanlı gitmemiş Anavarza’ya

 

Adana’da, Seyhan’da öyle. Ben söylüyorum. Yerel ve genel siyasetçiler Ankara üzerinde ciddi bir baskı aracı olabilmeliler. O zaman yol olur. Kültür kenti olur. Turistlik zenginliklerimizi açığa çıkarırız. Turizm demek bacasız fabrika demek. 90 bin sokağım var. 3 tane sokaktan şikayet geldi. Ve ben diyorum ki her yıl 2000 bin ton asfalt dökeceğim. Her tarafın çok iyi olduğunu söylesem. Bunu söylemezdim.

 

Başkanım çok teşekkür ederiz. Söyleyeceğiniz son söz varsa.

 

Bende çok teşekkür ederim. Çok keyif aldığım bir program oldu.

- 28.2.2018