Bir efsane sona erdi… - 19.4.2018

Bir efsane sona erdi…

Girneli Ali Lokantası Kapandı

Girneli Ali 1970 yılından bu yana Kozan’da lokantacılık yapıyordu. O, herkesin tanıdığı iyi bir esnaf iyi bir insandır.

1974 yılında Kıbrıs Savaşı’na katıldı, gazi oldu. 1979 yılında Merhum Bıyık Ahmet Ünüvar’la tanıştı ve hayatının dönüm noktası oldu. Kervan Lokantası’nı Zeki Ünüvar’dan devraldı. O gün bugün tam 44 yıldır lokantacılık yapıyordu. Geçtiğimiz hafta aniden karar verdi ve adıyla özdeşleşmiş bir efsaneye, Girneli Ali Lokantası’na mühür vurdu, işyerini kapattı. Ali abi vicdanlı ve yumuşak huylu, asla gergin olmayan, son derece çalışkan, üretken, hizmet sektörüne yıllarını vermiş, daha çok iktidarları ama hemen herkesi seven bir esnaftı. Titizdi ha! Berberdeki havlusu, sakal fırçası ve sabunu da başka olurdu… O diş macununu koccaman sıktığında ben ablamdan öğrenmiştim ki “Ali abi mercimek kadar sıkacaksın fırçaya sen çok fazla sıkıyon” dediğim de “Öyle mi ya?” şeklinde merakla cevap verirdi.

Öksüz büyümüş, hayatı tırnaklarıyla kazıyarak kazanmış. Gün görmüş, yoksulluğu da serveti de tatmış; şer, bela adamı asla olmadı, özenmedi de…

Onun gizli iyiliklerine tanık oldum. Çook gariban karnı doyurdu. Biraz duygulandım şimdi. Rahmetli babam da onu severdi. Çok saygılı, kendisinden küçüklere bile ilgi gösteren tevazu bir kişiydi o. Sanırım iş yeri kirası yüzünden anlaşamamış, bir de eski işlerin artık yok olduğunu söylüyor. Onunla daha çok Üstün Sokak’ta Anavatan Başbakan/ yıllara ışık tutan/ her ay başı zam yapan/ geliyor Anavatan. Dizelerinin İbrahim İsbaha abi tarafından anonslarının yapıldığı dönemleri yaşadık. Devrin milletvekilleri, valileri, seçkin bürokrasi ve halkın birleştiği yerdi mekânı. Sınıf farklılıklarının şimdi ki gibi belirgin olmadığı, devlet eliyle yeni girişimci sınıfın yaratıldığı bir dönemdi. Bu dönemde Allah var kompleksli iktidar, fukaraları, yoksulları hiç sevmez ve düşünmezdi. Onlar “Ben zengini severim” diyordu. Çok şükür biz şalgam tablasındayken Anavatan Partisi’nin buzdolabının buzluğunu kullanabiliyorduk. Su dolu beyaz poşetler donduğunda pek işe yarardı. Bu büyük iyiliği yüksek sesle dile getiren epeyce muhterem de gördük hani…

Neyse. Ali abi başkaydı. Biz 12 Eylül sonrası 80’li yılları Girneli Ali’yle birlikte yaşadık. Söylemesi ayıp bazen param olmadığında sessizce kenardan kaçardım. O fark eder, babama söyler, babam “oğlum ayıp öyle şey olur mu?” der. Utanırdım, şartlar çetindi… Sonra Ali abi parayı da istemezdi… Arkadaşlarla ayakkabı boyar, muslukta ellerimizi yıkarken sabun elimizdeki renkleri alır renkten renge boyanırdı, Ali abi biraz kızardı. Kızması da kırıcı değildi. Gardaşı Vahit abi karizmaydı. Mustafa abi iyi aşçı. Eyüp abi adamdı. Çoook garson tanıdım orada. Ese abi, Ali abi, Fahrettin abi kimler kimler. Tavukları çok lezzetliydi. Şimdiki gibi 45 günde yetişen leşlerden değildi. Fehmi Usta’nın kuru fasülyesinin tadı hala damağımızda. Ağzına sigara aldığında Irbıkçı Manifaturacı Amcalar biraz kızarlardı. O yıllar, bu tavukların kesilirken besmeleyle kesilip kesilmediği tartışmaları yaygındı. Hoş şimdi de asansörde kadınlar ve erkekler birlikte çıkar mı?’yı tartışıyoruz da. Valla benim Cipçi Bakır Ceylan Dayım “aman ha besmelesiz kesildiyse tavuk murdar olur yemeyiz” derdi. Ben fiş toplardım Arap Mustafa abi ayda bir tavuk ısmarlardı… O garibana derdim ki “sana benden başka Fatiha okuyan olmaz. Kimsesi yoktu. Bir kızı vardı. Yüksekörenliydi. Yüreği çok zengindi…Babam öldüğünde ben üzülürüm diye söylememiş… Arap Dayı sandalyeye oturur. Demir ızgaralara bir tükürürdü. Bir gün Mennan ağabeyin canını sıktı, iki eczane nöbetçi olsun mu, nöbetçi eczanelerin yazıları neden, niye küçük mü? Demişti ne. Mennan abi bir kızmıştı “ulan şimdi sandalyeyi kafana geçirim senin!” dediğinde çok korkmuştuk…

Halk Adamı Kaymakam Zanapalıoğlu kocca tavukları o kadar iştahla yerdi ki… Şehirde ve ülkede devlet eliyle palazlanma vardı. Bizim gibiler de odunsuz…

İnadına Cumhuriyet gazetesi alır tartışırdım iktidar yanlılarıyla. Sonra anladık ki Cumhuriyetçiler de pek seçkinlermiş, bizim yaşantımızdan bihaberlermiş de bizi savunurlarmış…

Girneli Ali iri yarı kadife yüreklidir. Bakmayın şimdi kilolu. Eskiden sırım gibiydi. Gören korkardı. Tanıyan severdi. 3 çocuğu var. Çoktan torun sahibi oldu. Cihangir, Celal ve bir de ablaları. İyi çocuklar. Hiçbir zararlı alışkanlıkları yok. Şimdi kendi dükkânlarında aynı adla Girneli Ali İletişim’i açtılar. Bir dönem bitti. Efsane lokanta artık kapandı. Yüce Allah onlara huzur ve mutluluk versin.

 

 

- 19.4.2018