Ekmekteki Uyuşturucu  - 27.6.2018

Gluten günümüz neslinin tütünüdür! Zehirdir.

Konuyu açmalıyım: Çünkü günümüzün en önemli sağlık tehditlerinden biri “ Tip 2 Diyabet” siz ya da ailenizden biri mutlaka bu rahatsızlıktan şikayetçidir.

Tıpkı çölyak gibi eskiden nadir görülen “ Tip 2 Diyabet”in bugün dünyayı saran salgın hastalık halini alması, durumun ne kadar vahim olduğunu anlatmak için yeterli.

Şu basit bilgiyi vermeliyim:

Beyin sürekli enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bir yetişkinin beyni günde 280 ile 420 kalori arasında enerji harcıyor. Beyin tek başına tüm vücut kitlesinin %3-4’ünü oluşturuyor ama vücut enerji bütçesinin % 25-30’u kadarını tüketiyor.

Beyin kendi enerji kaynaklarını biriktiremediği için kandan devamlı enerji/şeker alıyor. Kan şekerinde bir veya iki dakikadan fazla süren kısa duraklamalar veya eksiklikler teflisi mümkün olmayan çoğu zaman ölümcül sonuçlara neden oluyor!

Sağlıklı vücutta bu düzen takır takır işliyor. Sağlıksız olanlarda ise, enerji kaynağı olan yağı zor zamanlarda kullanmak maksadıyla sürekli depoluyor! Şişmanlığınızın sebebi budur.

İnsanoğlunun nen zaman şişmanlamaya başladığı henüz bilinmiyor. Ama bilinen sebepler var:

Örneğin…

Genetiği değiştirilmiş buğday, içeriğindeki karbonhidrat bileşeni olan “ Amilopektin A” yüzünden kan şekerini hızla yükseltiyor. Neden? Glisemik indeksi çok yüksek de ondan! Çay şekerinin glisemik indeksi 59 iken, buğday ekmeğinin glisemik indeksi 72.

Acıklıdır… Kimi doktorlar, diyabet hastalarına şekeri yasaklarken, glisemik indeksi daha yüksek olan buğdayı öneriyor!

Öyle ki…

Hibrit tohumların satışını artırıp Pazar payını büyütmek isteyen küresel şirketler, 1980’lerde ABD’de “ Besin Piramidi” açıkladı. Kontrollerindeki medya aracılığıyla kısa sürede dünyaya yaydılar.

1980 başında Amerikan Diyabet Derneği (Amerikan Diabetes Association/ADA), şişmanlık ile obezite ve şeker hastalığı/diyabeti engellemek için bir besin piramidi açıklayarak bunu dünyaya

“ beslenme önerisi” diye duyurdu. Bu beslenme piramidine göre; obezite, diyabet ve kalp damar hastalıklarından korunmak için günlük besin ihtiyacımızın büyük kısmını tahıl-özellikle de buğday ürünlerinden almak şarttı! Obezite ve diyabetten korunmak için iki saatte bir, günde altı ile sekiz öğün yenmeliydi!

Ve günde altı ile onbir porsiyon tam tahıllı ürün tüketilmeliydi!

Piramidin en tepesindeki minicik bölümde yağlar yer alıyordu. ADA, “ yağ yemeyin, yağlar damarları tıkıyor ve kalp damar hastalıklarına yol açıyor” diye uyardı.

Buğdayın adeta sağlık mucizesi olarak lanse edildiği 30 yıllık dönemde ne oldu biliyor musunuz? Obezite 3, diyabet 4 kat arttı! Hani…

Tam tahıllı ürünler tüketerek obezite ve diyabet engellenecekti? İnsanoğlu tarihte hiç olmadığı kadar şişmanladı. Şeker hastalığı salgın hastalık gibi çoğaldı.

İddiam şu: Bilerek yaptılar bunu!

ABD’li Kardiyolog William R. Davis, Buğday Göbeği kitabında buğdayın “ mükemmel bir zehir” olduğunu yazdı. “ Bugünkü buğday, 1950-1960 yıllarındaki, yani annelerimizin veya büyükannelerimizin sahip olduğu buğday değildir. Bu yeni ürün, insan sağlığı için hiç beklenmedik etkileri olan ve bu nedenle hiç kimseye uygun olmayan yiyecektir”

Dr. Davis hibrit buğdayın içerdiği “ amylopectin A” maddesinin toz şekerden bile daha hızlı kan şekerini yükselttiğini belirtiyor. Hibrit buğdaydaki bu madde şeker metabolizması ile oynayarak, açlık hissi yaratarak kalp ve şeker hastalıklarına sebep oluyordu. Şöyle yazdı:

  • bu buğday yendikten 90 dakika sonra kan şekeri tavan yapıyor.
  • Bunun üzerine beyin, pankreasa emir veriyor.
  • Aşırı yükselen kan şekerini düşürmek için bol miktarda insülin salgılatıyor.
  • İnsülin salgısı, kan şekerini düşürüyor. Kan şekerinin düşmesi iki saat sürüyordu.

Yani… Buğday ürünlerini yedikten iki saat sonra tekrar acıkılıyor ve bunun üzerine tekrar yemek yeniyor. Bunun sürekli tekrarı sonucu kilo alınıyor ve kan insülin seviyesi sürekli yüksek kalıyor. Sonuçta…

Daima insülin uyarısına maruz kalan hücrelerde, insülin direnci gelişiyor ve insülin hormonu yağ yapımını artırıyor. Ardından glukoz metabolizması bozuluyor ve çok geçmeden de Tip 2 Diyabet hastalığı başlıyor. Bitmedi…

Tip 2 Diyabet teşhisi konulduktan sonra doktorunuz sizi ilaca başlatıyor. Paranız varsa bir de diyetisyen öneriyor. O da size, “ diyabet hastasısınız, karbonhidrat almalısınız” derse durumunuz vahim hale geliyor.

Kuşkusuz verilen ilaçlar geçici olarak kan şekerini düşürüyor, ama siz buğday yedikçe insülin metabolizmanız alt üst olmaya devam ediyor. Gün geliyor ilaçlar yeterli olmayınca doktorunuz insüline başlatıyor!

İnsülin sonucu ne yazık ki, ayakta yaralar görülüyor; böbrek yetmezlikleri oluşuyor; gözler etkileniyor; sinir yıkımı nedeniyle nöropatiler ve vücut ağrıları meydana geliyor. En önemlisi de, diyabetin sebep olduğu kalp damar hastalıkları…

 

- 27.6.2018