Aman pirince dikkat - 11.7.2018

Aman pirince dikkat

“Glisemik indeks” kavramını duydunuz mu?

Kan şekeriyle ilgili. Karbonhidratların kandaki glükoz düzeylerine olan etkisini ölçme sistemi.

Bilirsiniz, tam tahıllar, posalı yiyecekler gibi “glisemik indeksi” düşük gıdalardaki şeker, kana yavaş yavaş karışır.

Ama. Beyaz pirinç gibi “glisemik indeksi” yüksek ürünler, kan şekerini hızla yükseltip sonra hızla düşürür. Ardından, gelsin açlık ve tatlı krizleri, göbeğe yerleşen yağlar!

Üstelik bu doğal pirinç. Bir de doğal pirincin genetik yapısını bozduğunuzda vücudunuzda neler olacağını tahmin ediniz.

Yüksek nişasta bazlı besinlerin pirincin genetiğiyle oynadığınız zaman, kimyasalların nişasta bileşiklerine bağlanması sonucu, vücuttan atılamayan bitkisel ilaçlı ürünler ortaya çıkıyor. Bu da belli zaman sonrasında vücutta birikip bedeni zehirliyor.

Ne tür zehirlenme olduğunu söylemek zor. Çünkü, bu nişasta bileşikleriyle kimyasalların bağlanış biçimlerine göre değişiyor. Eskiden karbon bile 4 bağ yaparken şimdilerde 6 bağ yapabileceği ortaya çıktı!

Sadece pirinç değil…

Sadece hibrit pirinç değil…

GDO’lu pirinçten GDO’lu ilaç yapmak bile ayrı yazı konusu!

2007 yılında yapılan araştırmada GDO’lu pirinçten yapılan ilacın, bağışıklık sistemini yok ederek, alerjiye, enfeksiyonlara yol açtığı ispatlandı. Bunları hiç anlatmadılar/anlatmıyorlar.

Başa dönersek…

Ne güzel değil mi? “Altın pirinç” sayesinde insanların A vitamini eksikliği son bulacaktı! Hele… Çocuklar kör olmayacaktı!

O dönem iddialar çok güçlüydü; ama bunların gerçek olduğunu ispatlayacak ortada klinik-laboratuar çalışması sonuçları yoktu! “Çin’deki çocuklar üzerinde denedik” diyorlardı ama bundan kimsenin haberi yoktu! Sonra anlaşıldı. Çin Hükümeti, 2008 yılında Henyan ve Hunan’da 6–8 yaş arası 24 çocuğun kobay olarak kullanıldığını ortaya çıkardı!

Hayvanlar üzerinde hiç test yapılmamıştı!

Açıklamalar hep aynıydı…

Rockefeller Vakfı’nın desteklediği Uluslar arası Pirinç Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Pinstripe Anderson, A vitaminli pirincin, Asya’daki yoksullar için gerekli olduğunu çünkü “dünyada yetersiz beslenen insanların çok büyük bir çoğunluğuna ilaç götüremediklerini” ifade etti.

Eee… Bu çalışmalara “bilimsel” destek şarttı:

Washington’da Nobel Tıp Ödüllü Philip Sharp, Bruce Beutler, Christiane Nusslein-Volhard, Nobel Kimya Ödüllü Paul Boyer, Robert Lefkowitz, Nobel Fizik Ödüllü Claude Cohen-Tannoudji ve Serge Haroche gibi isimlerin bulunduğu 110 bilim insanı, basın toplantısı düzenleyerek, dünyada ciddi bir açlık sorunu olduğunu belirtip, çare olarak GDO’lu pirinci gösterdi!

Yapılanlara dayanamayıp dünya devi Syngenta’dan istifa eden Steven Smith, ölümünden önce 2003 yazında şöyle yazdı:

“Size GDO’nun dünyayı besleyeceğini söyleyenlere öyle olmadığını söyleyin. Dünyayı beslemek siyasi ve ekonomik niyet ister, sadece üretim, dağıtım değil…”

Namuslu bilim insanları yok değil: Hintli ekonomist çocukluğunda açlık yaşamış Amartya Sen, kıtlıkların doğa değil, insan kaynaklı olduğunu söyledi.

Michael Pollan, 4 Mart 2001 tarihli New York Times’taki makalesinde, “altın pirinç” için 100 milyon dolar ve bunu pazarlamak için ise 50 milyon dolar harcadığını yazdı!

Bunun açlıkla mücadeleyle ne ilgisi olabilirdi? Mesele başkaydı. Uluslar arası 22 bilim insanı GDO’yu 2009 Şubat’ında protesto etti. “ Siz Nazi doktorlarının yaptığı çalışmaları yaparak, İkinci Dünya Savaşı sonrası Nazileri yargılayan Nürnberg Mahkemesi kararlarını ihlal ediyorsunuz” dediler. Seslerini çok az duyurabildiler.

Çünkü: seslerini duyurabilecekleri medya övgü peşindeydi. TIME dergisi 2000 yılında kapağında şu başlıkla çıktı: “ Bu pirinç bir yılda bir milyon çocuğun hayatını kurtaracak” Yuh!

Paranın gücüydü bu! Hepsi yalandı. Aksine:

“ A vitamini”; karaciğer, yumurta sarısı, tavuk eti, süt ve tereyağından sağlanırdı. A vitamininin öncüsü olan “beta-karoten” ise, koyu yeşil yapraklı sebzelerden, ıspanaktan, havuçtan, kabaktan ve mangodan alınabilirdi. Bunları söylemiyorlardı.

Sanki “A vitamini” sadece pirinçte vardı!

GDO’lu pirince harcanan parayla, A vitamininden zengin pek çok gıda sürdürülebilir şekilde üretilebilirdi. Yapmadılar. Çünkü amaçları açları doyurmak değildi…

Güney Afrika’da yapılan bir araştırma gösterdi ki, yoksullara kendi topraklarında yeşil yapraklı sarı renkli sebzeleri-meyveleri yetiştirtmek “A vitamini” eksikliğini gideriyordu.

Evet, “balık tutmayı” öğretmediler, “kimyasal balıkları” yutturdular.

Gizli amaçları vardı. Bu nedenle GDO’lu pirincin hastalıklı doğumlara neden olacağını söylemediler.

Kemik erimesi riskinden hiç bahsetmediler vs.

Ne yazık ki bilim yalanlara ortak edildi…

- 11.7.2018