AKTİF SİYASET BENDEN UZAK DURSUN… - 11.7.2018

AKTİF SİYASET BENDEN UZAK DURSUN…

 

Kişisel menfaat üzerine döndüğünde ve sürekli değiştiğinde kuşku kalmayan siyasetin hiç değişmeyen kadrolu bir hamamböceği grubunun mevcudiyetini ise bilmeyen yok. Bunları kadrosuna yazmayanı zaten kolay kolay aday etmezler. Kadrosuna yazanın ise baştan kişiliği, kimliği, prensibi yıpranmış olur.

Nam-ı diğer “her devrin adamları”… Kafka’nın Dönüşüm romanındaki Böcek görünümlü insan var. Buradaki onun tam tersidir…

 

UMUT VERİCİ, ŞİRİN, PREZENTABL, AĞZI LAF YAPAN TİPLERİN KEŞFİNE BAĞLI

 

Ama onların her devirde işlerini yürütmeleri bazen yeni dengelere ve yeni yüzlere, umut verici profildeki prezantabl, ağzı laf yapan halka şirin gelecek tiplerin keşfine bağlı. Tabii bunlarda biraz yönetme hırsı, ihtiras olsun ki “halk seni istiyor” gazını da verebilsinler.

 

BÜYÜK TECRÜBELİ VAMPİRLER KARANLIKTA ÖMÜR SÜRÜYOR

 

Bu siyaset ekonomisinde yeni yüzler taze kan demektir. Büyük tecrübeli vampirler ise maskeli baloda ve karanlıkta ömürlerini uzatırken “tazeler” gündüz semt pazarlarına sürülür: “Gel vatandaş geeel vaatlere geeel”

Sistem iliklerine kadar kirlidir. Merhum Erbakan’ın ifadesiyle “pansuman tedbirler” yaraları iyileştirmiyor.

 

HALKIN GÜNDELİK GEREKSİNİMİ, KISA VADELİ İHTİYAÇLARI BELİRLEYİCİ

 

Üç beş iyi niyetli genç veya orta yaşlı dürüst adamlar, devrimci ruhları kalplerinde belki halkta karşılığı da var ama halkın gündelik gereksinimleri veya kısa vadeli ihtiyaçları belirleyici oluyor. Tatlı ve gönül alıcı sözler gençlere; tavır destek

büyüklere…

 

“NORVEÇ’TE FRANSA’DA YAŞASAYDIM BELEDİYE BAŞKANI OLURDUM”

 

Rahmetli Yalın Kılıç ince tekerli bisikletiyle gezer, kitap karşılığı çocuklardan sapan toplardı kuşlar yaşasın ve çocuklar cahil kalmasın diye Ahırdan bozma kütüphanesi… Kendine has tarzı ile benzetilmekten çok mutlu olduğu Attila İlhan şapkasının altından “Norveç’te, Fransa’da yaşasaydım belediye başkanı olurdum velâkin burada bok-küspe dükkânım olmadığı için yapmazlar” diyerek tepkisini gösterirdi. Zahireci eski muhafazakâr bir politikacı söylemişti “CHP bana 3. Sıra milletvekilliği teklif etti. Kabul etmedim…” vaktiyle yazmıştım kim bilir doğrudur belki? Sanırım Yalın Abiye göre zahirecimiz demek ki belediye başkanlığını düşünmemiş…

 

YÖNETİŞİMİ BİLMİYORLAR, YÖNETMEK İSTİYORLAR…

 

Alman Düşünür Goethe “ En iyi yönetim bize kendimizi yönetmesini öğreten yönetimdir” diyor. Günümüzde bu fikir “Yönetişim” kavramında kendisini buluyor. Çağdaş insan “Kardeşim ne beni yönetmeye çıkıyorsun gel beraber şeffaflık, saydamlık, hesap verebilirlik, rasyonellik ilkeleri çerçevesinde yönetişim kuralım” diyor. Artık oyunu ver beş sene gerisine karışma ilkellik olarak kabul ediliyor. Kaba bir popülizm ve demokrasiyi sadece seçim sandığına hapseden bir anlayış bütün çağdaş ülkelerde kınanıyor…

 

MİLLETE LUTFEDİYORLAR, İYİLİK YAPIYORLAR

 

Gel de anlat millete iyilik ve lütuf yapmak için siyasete tenezzül edip girmiş gibi davranan fakat milletin yeterince gürültülü tezahürat yapmadığından vatandaşa gönül koyan Hint kumaşlarına…

 

 

ESKİ BİR MİLLETVEKİLİ YAKINMIŞTI

Siyasette saygın insanlar yok değil ama siyaset kurumu umut verici ve muteber olmaktan çıkalı çok oldu. Korkuya dayanan şey saygı olmasa gerek… Yakından tanıdığım bir milletvekili içlenmişti “teşkilat başkanıyken şu dağda taşta herkes beni severdi şimdi ise…” “Kapımdaki nöbetçi askere sorun o dahi benden korkmaz beni sever” demiş Merhum Atatürk. İlber Ortaylı Hoca yazmış “Türkiye Cumhuriyeti’nin politik sisteminin sağlam olmamasından ötürü millet Mustafa Kemal çağına sık sık dönüş yapıyor, ona olan özlemini her seferinde dile getiriyor. Atatürk bu milletin aranan lideridir. Millet başı her sıkıştığında onu özler…” Sonuna kadar katılıyorum.

 

“KİM” OLDUĞUNUZUN ÖNEMLİ OLMADIĞI SİYASETTE “NE” İŞİNİZ VAR Kİ?

 

Bu kirli düzenin çarklarında “kim” olduğunuza değil; işlevinizin kendileri açısından “ne” olduğuna bakıyorlar. Gerisi, ilerisi; sağı, solu lafı güzaf… Ünlü felsefeci Kuçuaradi “silinmiş yüzler evrenindeyiz” diyor, Foucault ise “herkesin aynı olduğu yerde hiç kimse yok demektir” yanisi siyasette aslında hiç kimse yok…

Hasetçilerin dar karnı rahat olsun. Velakin hasetçinin hayatta rahatı olmaz. Ben şahsen mesleğim gereği siyasetin merkezindeyim ancak bir siyasetçi olmamanın da keyfini sürüyorum ama hiç keyifçi de olmadım. 4-5 yılda bir halkın kapısını çalanlardan değilim. Daima halkla iç içeyim. Vatandaş beni görünce aklına tutulmayan vaatleri değil mesleğim olan gazeteciliği hatırlıyor.

Hınk deyicilerin fink attığı ahval-ı âlemde aktif siyaset benden uzak dursun.

Siyaset için inanmadığım kapıya ne varır ne de çalarım...

- 11.7.2018