Yalçın Karaoğlu
yalcinkaraoglu01@hotmail.com
Kurtlar kuzu postuna girerse 6.2.2019

Memlekette uyanık, kurnaz ve avcı kimliklerden geçilmiyor maşallah! Gerçi bizim kandırılmaya müsait yufka yürekli yığınlarımız alışkındırlar fırınları tilkilere emanet etmeye de biz yine de uyarıcı görevimizi yapmaya devam edelim. Ha şunu da söyleyelim: Bizim Fekeli eniştemizden duymuştum: " Tilkiye sormuşlar 'tavuğu sever misin?' hemen yanıt vermiş yılışevermiş 'gülesimden diyemiyorum...' Memlekette bir türlü doymak bilmeyen muhteremler olduğu gibi; kuzu pozisyonuna bürünmüş kurtlar ve tilkiler var. Hani hikâyedeki gibi beyaza boyadığı ayağını kapının altından uzatarak ve sesini değiştirerek "ben sizin annenizim" diyen misali. Çocuklar sormuş: “Sesin neden kalın anneee!” Zamanın kimleri olgunlaştırdığı iş başındayken hep belli olur. Boşuna mı diyorlar "Katranı kaynatırsan olur mu şeker?" Biz şimdi acımasız dalavereci kurt'un karnını makasıyla yırtarak çocukları kurtaran terzi miyiz? Yok valla! Bir millet nasıl yönetilmek istiyorsa öyle yönetilir. Amenna. Sonsuz inanıyorum. Sadece dahil olmak, günah almak, sırtımıza bastırmak istemiyoruz. Herkes maharetiyle kendisini göstersin ve halkımıza sırçanın sidiği kadar faydalı olsun. Hep halktan almasın. Biraz da versinler. Biraz da yaşantımız değişsin. Herkesin kendisine milliyetçi olduğunu görüyoruz. 15 yıldır bir bisiklet yolu, bir yürüyüş güzergahı yapılmadı be! Vaatlerde bile yok! Karnımız da vaatlere tok! Mazlum rolünü yemeyiz.

Nepotizm egemen. Hamaset var. Kandıramazlar bizi.

 

Samimiyetsizliğin bu kadar pirim yaptığı başka bir memleket bulunmaz! Ahmak, enayi değiliz!

 

Ama neden her an aklımızla dalga geçiliyor!? "İnsanlara hiç şans verilmesin, böyle gelmiş böyle gider" demiyorum. Tarih bilincimiz var. Aynı filmleri tekrar izleyecek takatimiz yok da vay ulan senaristlerinizi seveyim be?! Vıccık vıccık avcılık, her türlü götürücülük, yamyamlık, peşkeş çekme, kamuyu iç etme ve ettirme; intikam, hırs, kin, güvensizlik, huzursuzluk, sözüne sadık olmama, fitnelik, toplum ahlakını dibe vuran her türlü donguzluk peşinde ne varsa mevcut... Orhan Kemal’in Eskici Dükkanı kitabı filme uyarlanmıştı. Abi karakterindeki kişi şöyle diyordu: “Hey dünya senin demine devranına ip tutanına s.km.” Bu ne biçim iştir ne menem şeydir siyaset?! Bugünlerde kalabalığa elinde fenerle dalacak Sokrates gibi görüyorum kendimi. Eyy bu yazıyı okuyan yurttaşlar, okurlar ve siyasiler sizlere soruyorum: “Sizler kendinizi nerede, nasıl hangi postta görüyorsunuz?”

Vayy be Rahmetli Dedem Abdullah Hoca geceleri zikir çekermiş, yaşlılar iyi bilir benim öbür dedem Sadık Hoca’nın müridi olmuş bir ara Eskimantaş’ta kavaktan uçmaya yeltenmiş, pek yüksek kavaktan düşmüş de zincarlığın içerisine Allah’tan bir şey olmamış. Derin adamdı. Mizah olsun diye bunları yazmıyorum. Ölmeden önce ölmekten söz ederdi. Dünyayı sevene ahiret haram; ahreti sevene dünya haram; ehlullaha her ikisi de haram” derdi. Mırıldanarak söylerdi: "Sen Nesimi gibi postun girmedin ki post uğruna/ post için sen Nesimi'nin uğruna girdin."

Bak Nesimi ne diyor: “Ruhla cihandaş olan benim, âlemle zamandaş olan benim, sen bu latif hale bak ki, ne âleme sığarım, ne zamana sığarım.”

Meşruiyet çizgisinde kalanlara ve bu çizgide mücadele edenlere selam olsun.

 

 

Sonfikir Gazetesi Resmi Web Sitesi - Haftalık Bağımsız Siyasi Kültürel Fikir Gazetesi
Gazetemizin yayın ilkeleri gereğince hiç bir yazarımıza müdahale etmemiz söz konusu değildir. Yazarlarımız yazılarından kendileri sorumludur. Sitemize Yayınlanan Materyallerin Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz. 
Tufanpaşa mah. Üstün sok.No:6 Kozan/Adana
[yönetim paneli]   [anket yönetim paneli]