Mustafa Ağca
mustafa@mail.com
SADİ’DEN İNCİLER 2.1.2019

Sadi kimdir diyen olabilir.

Sadi İran’ın büyük şairlerindendir. Moğol istilası döneminde, 12.YY’ın sonu ve 13.YY’ın ortalarına kadar yaşamıştır. Medrese eğitimi ve tasavvuf terbiyesi almıştır. Bugünkü alıntılarımız onun Bostan ve Gülistan adlı eserlerindendir. Bu iki eser doğunun klasiklerinden kabul edilmektedir. Gülistan’ın pek çok batı dillerine birçok defa tercüme edildiğini görüyoruz.

Fakirlerin gönlünü gözet.

Yalnız kendi rahatını düşünme. Eğer sen yalnız rahatını düşünecek olursan, senin ilinde kimse rahat edemez.

Fukara kesimini muhafaza et ki şah halk sayesinde taç taşımaktadır. Halkın gönlünü yaralama. Eğer yaralarsan kendi kökünü yaralamış olursun.

Halkın başına Tanrıdan korkanları koy. Çünkü mülkü ancak Tanrıdan korkanlar mamur ederler. Senin menfaatini halkı inciterek temin etmek isteyenler, sana düşman olanlar ve halkın kanını içenlerdir. Halkın elleri onlara beddua ile göklere açılan kimseleri iş başına getirmek hatadır.

Alçak vali ülkesi, ülkenin idaresi ve hazinenin zenginleşmesi böyle icap ediyor diye, halka eza ve cefa eder.

İyi adam yetiştirip kullanan padişah kötülük görmez.

Eğer kötüyü besliyorsan sen kendine düşmansın. Padişah her köleyi satın almaz; her yamalı elbisenin içindeki diri değildir. Eğer bir çiğ tanesi inci olsaydı, katır boncuğu gibi çarşı inci dolardı.

Halka zulmeden kimsenin kökünü kazımak gerekir.

Halka zulmeden memurlara karşı çok titiz ol. Onlara aman, zaman verme.

Kurdun başını, koyunları paralamadan evvel kesmek gerektir. Sonra kesmek yaptığı zararı karşılamaz.

Hangi bir işe niyetlenirsen o işte halkın iyiliğini düşün.

Daima adil ol ve akıllı hareket et.

Bir tacirin etrafını hırsızlar oklarla çevirmiş, onu esir etmişler. Tacir şöyle demiş: Görülüyor ki hırsızlar galip geliyor, istedikleri fenalıkları yapıyorlar. Şu halde, padişahın askerleri ile kadınlar arasında ne fark var.

Tüccarı aramayan, onların menfaatlerini korumayan bir padişah gerek şehre, gerek askere refah kapısını kapatmış demektir. Hangi bir memlekette bir garip incinirse, o memleket çok geçmeden mahvolur.

Emektarlarının derecesini, rütbesini, maaşını arttır. Bir memur eskidikçe, onun yıllarca hizmetinin hakkını unutma.

Eskiden birbiriyle sıkı-fıkı arkadaş, kafadar olan iki kimseyi bir yere birlikte memur etme. Çünkü onların birisi hırsız olup, öteki perde tutar. Hırsızlar birlerinden korkar, çekinirlerse aralarından kervan rahatlıkla geçer gider.

*** *** ***

Kötülük düşünen insanlar ufacık bir tutamak bulunca, büyüklerin kalplerini ateşe verirler. Ufak bir şeyle ateşi yakmak sonra onunla büyük odunları tutuşturmak kabildir.

Öfkelendiğin zaman yıkılma, gazaba kapılma.

Ey akıllı adam, gönül sırların zindanıdır; söylersen onu kaçırmış olursun, bir daha da zincire çekemezsin.

İki kimsenin canı ile aklı birleşince dudakları kımıldamadan birbiriyle konuşurlar.

Yetimlerin ağlamasından, dertli gönüllerin ahından sakın.

Dünya padişahı da olsa, bir zenginden para, mal aldı mı, o padişah değil, dilencidir artık.

Erlik hakkı için, yeryüzünün baştanbaşa saltanatı, yere damlayan bir damla kana değmez.

Bahtiyar insan odur ki, ilim ve adalet ile şöhret ola!

Fakr-u zaruret ile bir şehrin gönlü yaralı iken, padişahın süs hevesinde olması çirkin bir şeydir.

Başkalarını kederlendirerek elde edilen zevke rağbet etme.

Ey şah!

İbadet halka hizmetten başka bir şey değildir. İbadet tespih, seccade, hırka demek değildir. Tahtında otur, padişahlık eyle. Fakat ahlakın, tevazuun fakirler gibi olsun. Sadakat ile sevgi ile hizmet et. Üst perdeden atıp tutanlar gibi benliğe kapılma. Vazifende hakkıyla çalış. Lafügüzaf gerekmez. Çünkü fiiliyat olmazsa lafın değeri kalmaz.

Baki saltanat yalnızca Allah’a mahsustur.

Hak söz söylenmelidir, doğru gizlenmemelidir.

O taş yürekli insanın uyumasına şaşarım ki halk ondan mustarip olarak uyumadıkları halde o uyur.

Küçüklere karşı zorbalık yapma. Bu zayıfın kolunu bükme. Kimsenin ayağını kaydırma, kimseyi yıkmaya çalışma.

Düşmanı küçük görme; çünkü şu koca dağlar ufacık taşlardan meydana gelmiştir.

Sırası gelince söz söylememek de kusurdur.

Padişah adil olursa ahali tok olur.

Yükü hafif insanlar rahat yürürler. Eli boş kimse yalnız ekmek kaygısı çeker. Padişah ise sırtında koca bir iklimin kaygısını taşır. Fakir akşam ekmeğini elde edince Şam padişahı gibi huzur ile uyur.

Padişahlık baş belasıdır. Dilencinin adına bakma asıl padişah odur.’’

Sadi yöneticileri uyarmaktadır: Gücünüz, tacınız – tahtınız sizin değil halkın emanetidir. Akıllıca ve adil olarak halkı gözetmek görevimizdir diyor.

Halk fakru zaruret içindeyken, yöneticilerin lüks ve şatafat içinde yaşamasına itiraz ediyor.

Tüm dünya saltanatını bir damla kana değmeyeceğini ifade ediyor.

Sadi, aynı zamanda yöneticilerin ağır yükünü ve sorumluluklarını takdir ettiğini de ifade ediyor.

Anlaşılan o ki; insan ve toplum her devirde benzer problemlerle mücadele etmek zorunda…

Yeni yıl dolayısıyla: ZAMANIMIZ HAYROLSUN!

Sonfikir Gazetesi Resmi Web Sitesi - Haftalık Bağımsız Siyasi Kültürel Fikir Gazetesi
Gazetemizin yayın ilkeleri gereğince hiç bir yazarımıza müdahale etmemiz söz konusu değildir. Yazarlarımız yazılarından kendileri sorumludur. Sitemize Yayınlanan Materyallerin Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz. 
Tufanpaşa mah. Üstün sok.No:6 Kozan/Adana
[yönetim paneli]   [anket yönetim paneli]