Sacit Öztürk
posta@posta.com
KIRLANGIÇ 24.3.2020
İnsanoğlu,
Yaşam süreci içinde,
Doğada ve evrende,
Meydana gelen olayların,
Yararlı ya da zararlı olduğunu,
Deneme yanılma yoluyla,
Öğrenebilmek için,
Çeşitli anlamlar yüklemişlerdir.
Kimi zaman,
Kendilerinin güçsüz,
Doğadaki bazı nesnelerin,
Daha güçlü olduğunu düşünerek,
Onları kutsallaştırmışlar.
Kutsallaştırdıkları arasında,
Bazı kuş türleri de vardır.
Eski zamanlarda yaşamış,
Her toplum,
Yaşam biçimine,
Yaşam alanlarına,
Bağlı olarak,
Hayvanlardan söz etmiş.
Bu kültür,
Eski Türk toplumlarına ait
Mitlerde de kendini gösterir.
Bu mitlerde,
Çeşitli kuşların isimleri geçer.
Bunlardan biri de kırlangıçtır.
Eski Türk devletlerinin bazılarında,
Kırlangıç,
Dostluğun ve şefkatin simgesi kabul edilmiş,
İnsanı kazadan ve beladan koruduğuna inanılmış,
Yuva yaptığı eve talih kuşunun konduğu düşünülmüş,
Öldürülmez ve yakalanmaz,
Yakalayanların ellerinin tutulacağı söylenmiş.
Bu gibi ritüeller günümüze kadar gelmiştir.
Günümüzde ise,
Hızın
Cesaretin
Farklılığın,
Çalışkanlığın,
Birliğin,
Aklın,
Adaletin,
Temsilcisidir.
Usta bir uçucu olması nedeniyle,
Havada yer,
Havada yıkanır,
Havada uyur.
Ele avuca sığmaması,
Özgürlüğün simgesi,
Olarak kabul edilir.
Corono virüs nedeniyle,
‘Evde kal’
Çağrısına uyuyor,
Evden çıkmıyorum.
Salona oturup,
Balkondan dışarı baktım.
Çok sayıda kırlangıç,
Sanıyorum, göçüyorlar.
Dinlenmek ve beslenmek için
Göç yolu üzerinde bulunan,
Kozan’da mola vermiş olabilirler.
Kuşlar sürü halinde,
Bir havalanıyorlar,
Bir balkona konuyorlar.
Bazen birbirlerine sokuluyorlar.
Bazen buldukları bir şeyleri yiyorlar.
Bazen de gagaları ile
Vücutlarını tımar ediyorlar.
Kuşlarla komşuluğumuz ne kadar,
Sürer onu bilemiyorum.
Hepsi yollarına devam edebilir mi?
Burada kalanlar da olur mu?
Onu zaman gösterecek.
Kuşların hareketlerini izlerken,
Aklıma yıllar önce okuduğum,
Bir kırlangıç hikayesi geldi.
Kırlangıcın biri,
Bir adama aşık olmuş.
Cesaretini toplayıp,
Penceresine konmuş.
Önce olabildiğince dik durmuş.
Sonra gagasıyla cama vurmuş.
Tık..Tık..Tık..
Çok meşgulmüş adam..
Öfkeyle cama dönüp bakmış,
Kimmiş onu işinden alıkoyan?
Kırlangıcın minik kalbinde,
Amansız bir heyecan,
Kırık sözcükler dökülmüş gagasından.
Hey adam,
Seni nicedir izliyorum.
Sorma nedenini, ne içinini,
Ama,
Galiba seni seviyorum.
Şaşırmış adam,
Sende nerden çıktın şimdi.
Tam aklımı toplayacakken bozdun işimi..
Şöyle bir tüylerini kabartmış kırlangıç,
Ve aklındaki planı çıtlatmış
Aç pencereyi beni içeri al,
Senle birlikte yaşayalım ebediyen.
Hem sofranda ortağın olurum,
Hem evde eğlencen,
Parlamış adam;
Şuna da bakın neler diyor bu…
Haddini bil,
Hiç kuş insana aşık olur mu?
Soğuklar başladı bak,
Üşüyorum dışarıda,
Alırsan içeri,
Deva olurum yalnızlığına da,
Hepten kızmış adam,
Kovmuş kırlangıcı camın önünden.
Yürü git işine,
Yalnızlığımdan memnunum ben..
Bükmüş gagasını,
Zavallı kırlangıç,
Uçmuş semaya doğru,
Kanadı kırık..
Gel zaman git zaman,
Kırlangıca yaptıklarından,
Bizim adamı pişmanlık basmış;
Hay aptal kafam,
Ben ne halt ettim,
Ayağıma gelen fırsatı teptim!
Sonra teselli etmiş,
Yalnız kalbini;
Sıcaklar başlayınca,
Gelir kırlangıcım,
Onu içeri alır yalnızlığımı paylaşırım.
Kış geçip de yaz gelince,
Yalnız adam başlamış beklemeye,
Ama,
Sevdalısı uğramamış bile bir kere..
Akın akın gelen,
Sürülere sormuş.
Onun kırlangıcından eser yokmuş,
Öyle üzülmüş ki,
Gidip bilge kişiye danışmış.
Hem kırlangıcı,
Hem de kendi eşekliğini anlatmış.
Bilge kişi almış adamın mesajını,
Lakin üzüntüyle sallamış başını,
A benim yalnız oğlum,
Ne kadar efkarlansan azdır.
Çünkü,
Kırlangıçların ömrü altı aydır.
Demiş.
Anlatılan hikayede,
Kırlangıcın ömrü altı ay olarak geçer.
Oysa ki;
Daha uzun süre yaşadıkları bilinir.
Artık birkaç gün önceki,
Balkondaki kırlangıçları göremiyorum.
Kaptanları hangisiydi bilmiyorum.
Ama bunca yolu geldiklerine göre,
Oldukça yetenekli biridir.
Görünmediklerine göre.
Kaptanları yeni yerleşim yerlerine,
Gitmek için yola devam demiştir.
Yetenekli kaptanlarına,
Yeni yerleşim yerlerine varıncaya dek,
Dinlenmek ve beslenmek için,
Uğrayacağın yerlere,
Dikkat etmeni öneririm
Yolun İstanbul’a düşerse,
Umreden gelen,
Corono virüs şüphesiyle
Öğrenci yurtlarında
Karantinaya alınanlardan,
Kaçmak isteyenler oldu.
Kaçmalarını engellemeye,
Çalışan polisin yüzüne,
Umreden gelen bir kadının
Bende varsa sana da bulaşsın,
Diyerek,
Tükürmesini,
Karantinadan kurtulmak için,
Torpilin nasıl yapıldığını,
Camilerde,
Cematla namaz kılmak için
Virüs de neymiş,
Bize bir şey olmaz dendiğini,
Görmeden gitme.
Yaşlı kırlangıçlara;
Kolonya ve maske verelim derlerse de
Sakın şaşırma.
Sonfikir Gazetesi Resmi Web Sitesi - Haftalık Bağımsız Siyasi Kültürel Fikir Gazetesi
Gazetemizin yayın ilkeleri gereğince hiç bir yazarımıza müdahale etmemiz söz konusu değildir. Yazarlarımız yazılarından kendileri sorumludur. Sitemize Yayınlanan Materyallerin Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz. 
Tufanpaşa mah. Üstün sok.No:6 Kozan/Adana
[yönetim paneli]   [anket yönetim paneli]