Sacit Öztürk
posta@posta.com
KORKU 2.1.2019

Geçen akşam izlediğim bir belgeselde,

İki kişi,

Karlar altında bir dağda,

Ağaçlar ve yırtıcı hayvanlar arasında,

Ayaklarında kayak ayakkabısı,

Ellerinde araç/gereçler,

Sırtlarında çantalar,

Ormanda ki yaşlanmış,

Çürümeye yüz tutmuş,

Ağaçların kesilmesi için,

İşaretleme çalışması yapıyorlardı.

Dağlık ve ormanlık alanda,

Her an yırtıcı bir hayvanla karşılaşma olasılığına karşı,

Çok dikkatli davranıyorlardı.

Bir ara genç bir dağ aslanının,

Kendilerine doğru geldiğini gördüler.

Birisi eline kurusıkı silahını aldı.

Dağ aslanı yakınlarına geldiğinde,

Silahı ateşledi.

Silahın çıkardığı sesten korkan,

Genç dağ aslanı,

Geri dönerek olanca hızı ile

Karlarla kaplı orman içinde kayboldu.

İki kişi,

‘Sesten korkan dağ aslanı bir daha,

İnsan kokusunun olduğu herhangi bir ortama yaklaşamaz.’

Şeklinde konuşuyorlardı.

Bu belgeseli seyrederken,

Daha önceleri okuduğum,

Amerikalı bilim adamlarının,

Bir bebek üzerinde,

Yaptığı çalışmaları anımsadım.

Bakın nasıl yapmışlar;

Amerikalı Psikolog John B.Watson,

Sekiz aylık bebek üzerinde tarihin en utanç verici,

Deneyini1920’de yapar.

Korku,

İnsanda sonradan edinilen bir refleks mi?

Yoksa doğuştan gelen bir dürtü mü?

Sorusunun yanıtını ararken,

Sekiz aylık bir bebek kullanılır.

Davranış Psikolojisi ekolünün kurucusu,

Watson ve Asistanı Rosalie Royner,

Çalıştıkları John Hopkins Hastanesi Kreşinde

Oynayan çocukları uzaktan

İncelemeye başlarlar.

Fakat ‘Korku’ hakkındaki soruların,

Cevaplarının doğru olabilmesi için,

Testler yapılması gerektiğine karar verirler.

Araştırmayı yapabilmek için,

İzin alabilecekleri bir aile ararlar.

Sekiz aylık Albert adlı bebek üzerinde,

Testlerin yapılması için ailesinden izin alınır.

Tarihin en önemli psikolojik deneyini, ,

Albert üzerinde yapmadan önce,

Albert ile birkaç duygusal test yapılır.

Minik bebeğe sırasıyla,

Fare,

Tavşan,

Yanan kağıt parçaları,

Peruk,

Maske gibi ilk kez karşılaşabileceği,

Nesneler ve durumlar gösterilir.

Amaç,

Albert’in bunlara koşulsuz,

Karşı tepkisi olup olmadığını incelemektir.

Sonuç olarak Albert,

Gördüğü hiçbir nesneye karşı,

Korku göstermez.

Bu testten sonra Albert ,

Boş bir odaya götürülür.

Odada Albert’in oturduğu,

Bez yatak haricinde hiçbir eşya bulunmaz.

Watson ve Rayner odadan çıkar.

Bebek yalnız bırakılır.

Yalnız bırakılan Albert’in yanına

Beyaz laboratuar Faresi salarlar.

Albert,

Fareden hiç korkmaz.

Fareyi çok sever.

Ona yakalamaya çalışır,

Gülmeye başlar.

Artık bir sonraki aşamaya geçerler.

Albert,

Fareye her dokunduğunda

İki demir çubuğu birbirine vurarak

Rahatsız edici sesler çıkarmaya başlarlar.

Sesleri duyan küçük Albert ,

Ağlamaya başlar.

Oda yeniden sessizliğe büründüğünde,

Fare ile oynamaya başlar.

Albert,

Fareye dokunduğunda,

Ses yeniden çıkartılır.

Albert,

Fareye dokunamaz.

Korkar ve ağlamaya başlar.

Ses kesilince yeniden fare ile oynamaya başlar.

Ses yenilenir.

Yeniden korkar ve ağlar.

Bu deney birkaç gün tekrarlanır.

Watson ve Rayner deneyi ileri noktaya taşır.

Tavşan ve başka beyaz objeler de getirirler.

Çıkan sonuç;

Albert,

Beyaz renkli tavşan ya da nesnelerden,

Korkar ağlar ve kaçmaya çalışır.

Artık Albert,

Gördüğü beyaz tavşan benzeri nesnelerden,

Demir çubuklarla çıkarılan ses olmadığı halde,

Korkmaya başlar.

Bununla yetinmeyen Psikologlar,

Son olarak beyaz giysiler ve beyaz sakalla,

Albert’in odasına girerler.

Karşısında git gide büyüyen,

Beyaz nesneler gören zavallı

Albert’in beynine korku kazınmıştır.

Bu deneyle bilim insanları,

Koşullu korkuyu kanıtlar.

Fakat sekiz aylık bebeğe,

Yapılan koşullandırmayı geri alamaz.

Bebeği iyileştiremezler.

Günümüzde kimi bilim adamları,

Yükseklik ve gürültü gibi,

Korku türünün doğuştan geldiğini,

Genlere kazındığını kabul ederler.

Yükseklik ve gürültü korku türlerinin,

Yaşam savaşının olmazsa olmazı olduğuna inanırlar.

Anneler,

Babalar

Öğretmenler

Çocuk bakıcıları,

Devlet büyükleri,

Söylem,

Eylem,

Davranışlarınızla,

İnsanları korkutuyor musunuz?

Korku ile

Hak,

Hukuk,

Adalet,

Özgürlük,

Demokrasi gibi,

İnsana özgü,

Temel düşünceler yok edilirse eğer,

Sistem sizi korkuların esiri yapar.

Kendi ihtiyaçlarını,

Çocukların ihtiyaçlarını öteleyip

Verilenle yetinirsin.

Sürekli ihtiyaç halinde,

Sefil bir yaşam sürersin.

Sonfikir Gazetesi Resmi Web Sitesi - Haftalık Bağımsız Siyasi Kültürel Fikir Gazetesi
Gazetemizin yayın ilkeleri gereğince hiç bir yazarımıza müdahale etmemiz söz konusu değildir. Yazarlarımız yazılarından kendileri sorumludur. Sitemize Yayınlanan Materyallerin Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz. 
Tufanpaşa mah. Üstün sok.No:6 Kozan/Adana
[yönetim paneli]   [anket yönetim paneli]